Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Bırakın, biz tribünden seyredelim

SELAMUN YAVUZ BIRAKIN BİZ TRIBUNDEN SEYREDELİMBIRAKIN, BİZ TRİBÜNDEN SEYREDELİM

Geçtiğimiz haftalarda, birçoğumuzun yaz tatili dönemine denk gelen bir Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini yaşadık. Yurtdışında yaşayan yurttaşlarımızın ilk kez Türkiye’deki bir seçime doğrudan katılımı olacağı için beklentiler de oldukça fazlaydı. İlk kez yurtdışında seçme hakkını elde eden yurttaşlarımızın bu haklarını yoğun bir şekilde kullanacağı öngörülüyordu.

Hazırlık

Başta Rotterdam ve Deventer Başkonsoloslarımız Togan Oral ve Yunus Belet olmak üzere konsolosluk elemanları gecelerini gündüzlerine katarak ön çalışmaları yaptılar; zaman zaman STK’lar ve basın oy verme işlemi ile ilgili bilgilendirildiler. Oy verme işleminin yapılacağı büyük salonlar tutuldu. Randevu ile oy verme istemi için internet yazılımları hazırlandı. Partiler sandık görevlilerini buldular ve eğittiler. Yurtdışı seçimlerinin hiçbir şüpheye yer vermemesi için bütün görevliler varını yoğunu ortaya koydu.

Bütün bu ön çalışmalar sadece Hollanda’da değil, dünyanın en az bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yaşadığı birçok ülkesinde yapıldığını hesap edersek, bu seçimin maliyetinin milyonlarca Euro’ya mal olduğunu kolayca tahmin edebiliriz. Bir de buna Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerindeki görevlilerin bu seçimler için ayırdıkları mesaiyi ve emek faktörünü de eklersek harcanan miktarın milyarla ifade edilecek rakama ulaştığı tahmin edilebilir.

Gelecek yıl yapılacak Türkiye Genel Seçimlerinde de yurt dışında oy kullanımı için buna benzer bir uygulama yapılacağından, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki deneyimin, yapılan masrafların ve kazanımların iyi değerlendirilmesi gerekir.

Toplam 240 bin 315 seçmenden 14 bin 248’inin geçerli oy kullandığı Hollanda’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım oranı yüzde 5,92. Hadi bir de yine yüzde 5 civarında yurttaşımızın gümrüklerde oy kullandığını farz edelim.

İlk önce, yüzde 11’lik bir katılımın demokratik değeri ne kadardır sorusunu sormak gerekir. Zaten referanduma benzer böyle bir seçimin demokrasiye ne kadar katkısı olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Çünkü demokratik diye yutturulan halkoylaması ve referandum en anti-demokratik uygulamadır.

Propaganda

Benim görebildiğim kadarıyla Hollanda’da seçimlere en iyi hazırlığı AKP iktidarına yakınlığı ile bilinen UETD Hollanda örgütü yaptı. Ancak UETD’nin 2012 ve 2013 yıllarında YTB tarafından Hollanda’daki Türk STK’lara gönderilen toplam 940 bin TL’lik ödenekten önemli bir kısmını aldığı ve bunu seçim çalışmaları için kullandığı yönünde Hollanda Türk kamuoyunda genel bir kanı var. Eğer bu doğruysa ortada haksız rekabete yol açan vahim bir durum var. Ancak UETD Hollanda, önümüzdeki günlerde YTB’den ödenek alındığı iddiasının doğru olmadığını açıklarsa, kamuoyundaki bu yanlış algıyı ortadan kaldırır.

CHP Hollanda örgütlenmesi ise seçim hazırlıkları öncesi Türkiye’deki CHP’den farklı değildi. Sosyal demokrat kesim arasında tanınmayan bir yönetim ve çift başlılık ‘kol kırılır, yen içinde kalır’ mantığıyla kamuoyundan saklansa bile yapılan yanlışlar her şeyi ortaya seriyordu. CHP Hollanda örgütlenmesinin, Almanya’da parti lideri Kılıçdaroğlu’nun katılacağı bir toplantıya önceden söz verilmesine rağmen otobüs kaldırmaktan aciz olması bu yanlışlardan birisi. Daha sonra sosyal medyada oluşan baskı nedeniyle yönetim otobüs kaldırdı, ama iş işten geçmiş, hata yapılmıştı. CHP Hollanda örgütlenmesi yönetimi, parti adına oy sandıklarında görev yapacak partilileri Facebook sayfasında yayınladığı bir bildiriyle araması da CHP’yi komik duruma düşüren bir başka hata olarak göze çarptı.

MHP’ye yakın olarak bilinen Hollanda Türk Federasyonuna bağlı dernekler ise gözlemleyebildiğim kadarıyla sessiz, ama disiplinli bir çalışma yürüttüler.

Hollanda’da sandık hangi sinyali verdi?

Peki, Hollanda’daki sandıklardan çıkan seçim sonuçlarını nasıl değerlendirmek gerekir? Bence bütün adaylar ve onları destekleyen örgütler için büyük hezimet! Çok sayıda oy alacağı beklenen aday Recep Tayyip Erdoğan ve destekçileri, oy oranını iyi tuttursalar bile aldıkları oy sayısı beklentilerin çok ama çok atındaydı; onlar için hayal kırıklığı oldu. Diğer adaylar Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş’ın aldıkları oyların beklentiler doğrultusunda az olduğu malum, ama oy oranlarında da Türkiye’dekinin çok çok altında kaldılar. Hollanda seçim sonuçları onlar için tam bir hezimetti.

Bu kadar çok harcamanın yapıldığı ve bu kadar az katılımın olduğu Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, yurtdışındaki yurttaşlara verilen konsolosluk hizmetlerindeki eksiklerle yan yana koyunca, bir daha yurt dışında seçimler yapılmasın, seçimlere için ayrılan bütçe konsolosluk hizmet kalitesinin artırılması için kullanılsın diye bir düşünce oluşuyor.

Mesela gelecek yıl Türkiye’de yapılacak genel seçimlerde Hollanda’da oy kullanılmasın; ama seçimler için ayrılan bütçe ile Amsterdam Başkonsolosluğu bir an önce hizmete açılsın, hatta Brabant Bölgesinde de yeni bir konsolosluk hizmete girsin.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandık başına gitmeyen Hollanda’daki yurttaşlarımız seçimlerde oy hakkı değil, hizmet bekledikleri sinyalini verdiler. Bu sinyalin iyi okunarak devlet temsilcileri tarafından Ankara’ya iletilmesi gerekir.

Bırakın, Türkiye siyasetini biz tribünden seyredelim.

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

© InterAjans – Her hakkı saklıdır.

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!