Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Eğitim ve iş pazarındaki sorunlarımız

Selamün Yavuz Eğitim ve iş pazarındaki sorunlarımızEĞİTİM VE İŞ PAZARINDAKİ SORUNLARIMIZ
Geçen haftaki yazımda sorunlarımızı açık ve şeffaf bir şekilde tartışarak çözüm için kendi sorumluluklarımızı üzerimize almamız gerektiğini belirtmiştim. Bu haftaki yazımda eğitim ve iş pazarında özellikle genç kuşağın sorunlarını ele alacağım.

Eğitim ve iş pazarı ayrı ayrı sektörler olmasına karşın, birbirine bağlı ve yakından ilişkilidir. Eğitim düzeyi düştükçe iş bulma şansının da giderek düştüğünü biliyoruz.

Ebeveynlerin ilgisizliği
Birinci kuşak 70’li ve 80’li yıllarda Hollanda eğitim sistemini pek bilmediğinden, kendi çocuklarının eğitimde fırsat eşitliğinden yeterli derecede yararlanmalarını sağlayamadı. Yine de ikinci kuşaktan birçok yurttaşımız yeterli bilgileri ve önlerinde bir rol model olmadan, kişisel çabalarıyla kendilerini bir şekilde geliştirdiler.

Kendi eğitimleri konusunda ebeveynlerinden yeterli ilgiyi alamayan 2. kuşağın, kendi çocuklarının eğitimi konusunda da ilgisiz kaldıklarını görmek insanı gerçekten çok üzüyor. Halâ çocuğunun hangi sınıfta olduğunu, hangi okula gittiğini bilmeyen çooook anne-baba var.

Ayrıca Hollanda’da ailelerin çocuklarının eğitimine katkısı sadece çocuklarının durumu ile ilgilenmekle sınırlı kalmaz. Okul aile birlikleri, söz hakkı komisyonları ve okul yönetimlerinde yer almak da, hem eğitimde katılımcı olmak anlamına gelir, hem de çocuklarımıza onların eğitimi ile yakından ilgilendiğimiz duygusunu verir. Böyle oluşumların içinde aktif olmayıp, boş zamanlarımızı kahvehanelerde geçirmeyi tercih edersek, çocuklarımızdan da eğitimde bir başarı bekleyemeyiz.

Meslek stajları ve diplomasız okulu terk edenler
Özellikle meslek eğitimi gören öğrencilerin çektikleri sıkıntılardan en önemlisi, okudukları meslekle ilgili staj yeri bulamamaları. Maalesef bu konuda ayrımcılık yapıldığı kanısı çok fazla ve bunda da mutlaka haklılık payı var. Öğrencilerin birçoğu iş hayatına atılmanın ilk aşaması olan stajyerlikte sorunlarla karşılaşınca ‘okulu bitirsem bile iş bulamayacağım’ kaygısına kapılıyor. Bu öğrencilerin bir kısmı, hele bir de staj yeri bulamadıysa motivasyonu düşüyor ve bir süre sonra diploma almadan okulu terk ediyor. Diplomasız okul terk etmeye karşı yıllardır verilen çabalar meyvelerini vermeye başlasa bile, her yıl Hollanda’da 30 bine yakın genç insan diploma almadan okuldan ayrılıyor. Bu, her yıl 30 bin kişinin iş bulma şansı olmadan iş hayatına atılması anlamına gelir.

Yanlış meslek seçimi
Meslek okullarında okuyan Türk kökenli öğrencilerin karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri de yanlış meslek seçimi yapmış olmaları ve dolayısıyla ya eğitimini aldıkları mesleği sevmemeleri ya da seçtikleri mesleğin iş pazarında rağbet görmeyen bir meslek olması.

Özellikle birinci ve ikinci kuşağın üretim sektöründe çalışmalarına karşı bir refleks olarak, daha sonraki kuşakların teknik ile ilgili meslekler yerine, eğitimde hizmet sektörüne yönelmeleri, okulu bitirdikten sonra bu gençlerin iş pazarındaki şanslarının azalması anlamına geliyor. Çünkü Hollanda genelinde ve özellikle bazı bölgelerde büyük ölçüde teknik elemana ihtiyaç varken, hizmet sektöründe eğitim almış gençlerimiz iş hayatına başlarken avantajlarını kaybetmiş oluyorlar. Bunda teknik sektörüyle ilgili bizim toplum içinde var olan önyargılar da etkili oluyor. Bildiğiniz gibi teknik sektöründe artık ağır işler elle değil, robotlar ve bilgisayarlarla yapılıyor. Yani teknik sektöründe de birkaç meslek dışında elleriniz kirlenmeden çalışabiliyorsunuz. Bu konuda hem ailelerin, hem de öğrencilerin çok iyi bilgilendirilmeleri gerekiyor.

İş pazarı
Hollanda’daki göçmenlerin iş pazarındaki durumuna bakmak için, güncel istatistiki bilgileri krizin başladığı 2008 yılı verileri ile karşılaştırmak yerinde olur. Forum’un, yabancıların iş pazarındaki konumu ile ilgili düzenli olarak çıkardığı bültenler bu konuda iyi bir kaynak oluşturuyor.

Krizin başladığı 2008 yılında Hollanda genelinde işsizlik oranı yüzde 3,1 iken, aynı yılda Türkler arasındaki işsizlik oranı 8,1 idi. 2013 yılının 3. çeyreği itibarı ile Hollanda genelindeki işsizlik oranı yüzde 8,5. Türkler arasında ise bu rakam yüzde 16,6’ya yükselmiş durumda.

Gençler arasındaki işsizlik ise ekonomik krizin başladığı 2008 yılından beri korkunç boyuttaki yüksekliğini koruyor. 2008 yılında Hollanda genelinde yüzde 8,4 olan gençler arasında işsizlik, Türk, Surinam, Fas ve Antillilerin oluşturduğu yabancı gruptaki gençler arasında yüzde 16,5 idi. Bu rakamlar 2013 yılında Hollanda genelinde yüzde 16,1’e, yabancı gençler arasında ise yüzde 33,3’e yükseldi. Yani şu anda 15-25 yaş grubundaki yabancı gençlerin üçte biri işsiz durumda. Bunun sebep olduğu ve ileride getireceği sosyal sorunların boyutunu önümüzdeki yıllarda hepimiz göreceğiz.

Eğitim ve iş pazarında yukarıda sıraladığım sebeplerin dışında, önyargı ve ayırımcılık, yetersiz Hollandaca, kısıtlı sosyal ağ ve yabancıların genelde konjonktüre bağlı çalıştıklarından dolayı iş tecrübelerinin yeterli olmamasını da yabancılar arasındaki işsizliğin yüksek olmasının sebepleri arasında sayabiliriz.

Yerel yönetimlerin yukarıda saydığım sorunların çözümüne ilişkin yapabilecekleri çok şeyler var. Önümüzdeki haftalarda partilerin düzenleyeceği seçim toplantıları ve propaganda çalışmalarında bu sorunlar gündeme getirilerek, sorunların çözümü için iyi bir başlangıç yapılmış olunur.

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans