Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Ermeni lobisine karşı nasıl bir strateji izlenmeli?

SELAMUN YAVUZ ERMENI LOBISINE KARSI NASIL BIR STRATEJI IZLENMELİERMENİ LOBİSİNE KARŞI NASIL BİR STRATEJİ İZLENMELİ?

Biz Türklere mahsus sanırım iki önemli özellik var. Bunlardan birincisi duygusal bir toplum olmamız; şahıs veya toplumu ilgilendiren olaylara aklımızı, bilgimizi ve mantığımızı kullanarak değil, duygularımızın bizi yönlendirmesiyle reaktif bir tepki göstermemiz. İkincisi ise ‘Türk’ün aklı sonradan gelir’ özdeyişinde olduğu gibi her defasında aklımızı, bilgimizi ve mantığımızı bir sonraki aşamada kullanmak istiyor olmamız. Bu iki aşama arasında da ‘Atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş’ oluyor. Dolayısıyla hedeflediğimiz sonuç ile ulaşabildiğimiz sonuç arasında uçurumlar oluşuyor.

Atı alan Üsküdar’ı geçti
Araya uyum politikaları ile ilgili bir yazı dizisi, Soma faciası ve Avrupa Parlamentosu seçimleri girdiğinden, Almelo kentinde bir kilisenin bahçesine dikilen Ermeni anıtı ile ilgili bir değerlendirmeye ancak şimdi fırsat oldu. Bunun sebebi, konunun daha az önemli olduğundan değil, tam tersine bu konuyu önümüzdeki süreçte her zaman ele alabileceğimiz ve bu konunun sık sık gündeme getirilmesi gerektiğine olan inancımızdan.

Almelo’da Ermeni anıtının dikilmesi Türk toplumunun gündemine geldiği zaman, zaten atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmişti. Yani demek istediğim, bu olayda da toplum olarak yukarıda bahsettiğim özelliklere yüzde yüz uyduk. Ancak önümüzdeki dönemde bizi bekleyen başka gelişmeler var ve bu gelişmelere duygusal değil, aklımızı ve bilgimizi kullanarak yaklaşım göstermemiz gerekir.

Kendimiz söyledik, kendimiz dinledik!
Almelo’da Ermeni anıtının açıldığı günlerde birkaç gösteri ve yürüyüş oldu; bu gösterilere Hollanda’da yarım milyona yakın Türkiye kökenli nüfustan 300 ila 400 kişi katıldı; Hollanda Türk basını bunun çarşaf, çarşaf haberini yaptı; her hafta onlarca böyle gösterinin yapıldığı ülkede Hollanda basını bu yürüyüşleri haber değerinde görmedi; belki yerel basın birkaç cümle ve bir fotoğraf karesiyle bunları geçiştirdi. Almelo’da Ermeni anıtının dikilmesine engel olabildik mi? HAYIR. Bu konuda bir kamuoyu oluşturabildik mi? HAYIR. Toplum olarak bir lobi çalışması yürütebildik mi? HAYIR. Bunun kısaca özetini bir başka özdeyişimizle ifade etmek gerekirse ‘Kendimiz söyledik, kendimiz dinledik!’.

Dereyi görmeden paçayı sıvama zamanı
2015 yılı, sözde Ermeni soykırımının 100. yıldönümü. Ermeni diasporası bütün dünyada olduğu gibi, Hollanda’da da bunu en iyi şekilde kendi soykırım propagandaları için değerlendirmek isteyecektir.

Alınan duyumlara göre Almelo’daki anıta yakın bir yere ‘Ermeni Enstitüsü’ adı altında bir kurumun gerçekleştirilmesi planlanıyor. Zamanında harekete geçip sözde Ermeni soykırımı anıtına engel olamayan Türk STK’ları ‘Geçti Bor’un Pazarı, sür eşeğini Niğde’ye’ misali, Ermeni lobisinin bir sonraki aşamada gerçekleştirmeyi istediği Ermeni enstitüsü üzerine yoğunlaşmalı.

Türk kurum ve kuruluşları bu konuda da geç kalmamak için en iyisi ‘Dereyi görmeden paçayı sıvamalı’. Böylece, zamanında ortak çalışma yapılarak stratejiler ve hedefler belirlenir.

En iyi savunma atak yaparak başlar
Bu konuda yapılacak çalışmalarda nasıl bir strateji yürütülmeli? Şimdiye kadar Ermeni meselesi konusunda gerek Türk hükümetleri, gerekse Türk diasporası hep savunma konumunda olduğundan başarıya ulaşılamadı.

Bu konuda bundan sonra izlenecek en doğru yol, ‘En iyi savunma atak yaparak başlatılır’ stratejisinden yola çıkılarak, Ermeni Enstitüsü oluşumuna doğrudan katılımcı olma isteği öne çıkarılmalıdır.

Lahey Adalet Divanı’nın adeta dünyaya adalet dağıttığı Hollanda’da, böyle bir enstitünün objektif ve tarafsız olması gerektiğini savunarak Türk tarafının da doğrudan katılımcı olma isteğinin önerilmesine Hollanda kamuoyu sıcak bakacaktır. Hollanda kamuoyu ve yönetimi buna sıcak bakmazsa, Türk diplomasisi önemli bir koz ele geçirecek.

Hollanda’daki Ermeni diasporasının böyle bir öneriye şiddetle karşı çıkması da muhtemel. Bu durumda Türk lobisinin ve diplomasisinin eline yine bir koz geçecek ve biz her tarafta ‘Ermeniler tarafsız ve objektif bir enstitü istemiyor’ diyebileceğiz. Bu da lehimize kamuoyu oluşturmak için iyi bir fırsat olacaktır.

Hollanda’da artık yürüyüşler yaparak, yüzlerce, hatta binlerce insanı meydanlara toplayarak, ‘Engel olamasak bile en azından sesimizi duyuralım’ diyerek böyle gelişimlerin önüne geçilemeyeceğini iyi kavramamız gerekiyor. Bu gibi yürüyüşler ve gösteriler sadece bizim egomuzu tatmin ediyor; ne lehimize kamuoyu oluşturabiliyoruz, ne de Ermenilerin girişimlerine engel olabiliyoruz.

Türk hükümetinin 2012 ve 2013 yıllarında Hollanda’daki STK’lara aktardığı toplam 940 bin TL’lik bütçenin dörtte biri önümüzdeki dönemde yukarıda bahsettiğim strateji çerçevesinde bu amaç için tahsis edilse, lobi ve kamuoyu oluşturulmasında başarılı oluruz.

‘Son pişmanlık fayda etmez’ dememek için, kolları ve paçaları sıvamanın tam zamanı.

 

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans