Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi) – Gençlere altından kalkamayacakları sorumluluklar vermeyelim

Selamun Yavuz Genclere altindan kalkamayacaklari sorumluluklar vermeyelimÖnceki hafta sonu Leiden Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nde bir Türk Sivil Toplum Kuruluşunun (STK) organize ettiği konferansa dinleyici olarak katıldım. Konferansın tanıtımı ‘Yurt Dışındaki Türklere Yönelik Tarih Bilinci Projesi’ olarak yapıldı. Erciyes Üniversitesi öğretim görevlilerinden Muharrem Alioğlu ve İsmail Aydoğan ile Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyetler Araştırma Merkezi Başkanı Bekir Karlıağa’nın konuşmacı olarak katıldığı programda edindiğim izlenimleri kendi yorumumla sizlere aktarmaya çalışacağım.

Konuşmacılar
Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Muharrem Alioğlu yaptığı kısa konuşmada “Türk tarihi İslam tarihinden ayrı değildir” diyerek 1071 öncesi Türk tarihi ve İslam tarihi ile ilgili kafamda bir sürü soru işareti bıraktı. 6. yüzyıldan sonra Arap yarımadasında oluşan İslam tarihini ve Orta Asya’dan Anadolu’ya göçten önceki Türk tarihini bir çırpıda sildi attı.

İkinci konuşmacı İsmail Aydoğan ise global istatistiki bilgilere dayanarak verdiği bilgilerde, dünyadaki gelir adaletsizliğine, fakir ve zengin arasındaki uçuruma Batı medeniyetinin sebep olduğunu vurguladı. Daha sonra önündeki metinden okuduğu yüksek akademik düzeydeki konuşmasında ‘pozitivist bilimlere’ verdi veriştirdi. Elindeki metni okurken yaptığı okuma hataları, doğrusu bende o metnin kendisine ait olmadığı, bir başkası tarafından eline sıkıştırıldığı izlenimini verdi. Bir üniversite hocasının elindeki metni okurken istisnasız her cümlede okuma hatası yapması hem akademik düzeye yakışmayan bir durum ortaya çıkardı, hem de oldukça ağır olan konunun iyi anlaşılmasına engel oldu. Hemen yanımda oturan genç üniversite öğrencilerine benim bu konuşmadan bir şey anlamadığımı itiraf ettim ve “siz bir şey anladınız mı?” diye sordum. Rotterdam Erasmus Üniversitesi ve Rotterdam Yüksek Okulu’nda okuduklarını söyleyen öğrenciler de bu konuşmadan  bir şey anlamadıklarını itiraf ettiler ve daha sonra bizden müsaade isteme inceliğini göstererek salondan ayrıldılar.

En son konuşmacı Bekir Karlıağa sözlerine bu konferansın asıl amacını anlatarak başladı.  Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyetler Araştırma Başkanı Bekir Karlıağa, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile işbirliği içinde hazırladıkları bu konferansı hiç bir karşılık beklemeden ve hatta ulaşım ücreti bile talep etmeden en az bin Türk ve Müslümanın yaşadığı her ülkede vermeye hazır olduklarını açıkladı.

Gençlere verilmek istenen sorumluluk
Beni asıl kaygılandıran konu, Bekir Karlıağa’nın salonda bulunan çoğu üniversite öğrencisi genci ‘siz bir kültürün temsilcisisiniz’ diyerek sorumluluk altında bırakmasıydı. Bu sözler çeşitli vesilelerle Türkiye’den gelen protokol mensubu siyasi ve bürokrat kadronun sık sık kullandığı bir söylem. Bu gençlerin amacı, yukarıda bahsettiğim gibi anlamadıkları bir kültürün ya da medeniyetin temsilcisi olma sorumluluğunu üzerlerine almak değil. Onların kaygıları, yaşadıkları ülke Hollanda’da eğitim ve öğrenimlerini tamamladıktan sonra iş ve aş sahibi olabilmek. Gençlere gururlarını okşamak için sorumluluklar vermeye çalışabilirsiniz, ama onların Hollanda’daki gelecekleri ile oynamayın. Bu yapılan konuşmalardan bir şey anlamayan gençlere hangi kültürün temsilcisi olarak sorumluluk vereceksiniz? Bu gençler o sorumluluğun altından kalkabilecekler mi?

Kaldı ki, yaşadıkları toplumda bir ‘birey’ olarak yetişen bu gençlere bir kültürün temsilcisi sorumluluğunu vermek eşyanın doğasına aykırıdır. Bu öğrencilerin bırakın bir üniversite ya da yüksekokul bitirdikten sonra iş bulma kaygılarını, eğitimleri sırasında bir staj yeri bulmakta çektikleri sıkıntıları hepimiz biliyoruz.

Medeniyet tartışması
Bütün program boyunca konuşmacılar içinde yaşadığımız Batı medeniyetine verdiler veriştirdiler. Yapılan konuşmaların satır aralarında, Samuel Huntington’ın ‘Medeniyetler Çatışması’ tezinden yola çıkılarak özellikle Batı ve Türk-İslam medeniyeti karşı karşıya getirilmek istendi. Halbuki insanlık tarihinde medeniyetler çatışması olmadığı gibi, medeniyetler ittifakı da söz konusu değildir. Medeniyetler sürekli birbirleriyle etkileşim içindedir, birbirlerinin fikir ve buluşlarından faydalanarak insanlık alemini daha ileri bir merhaleye götürürler. Hangi medeniyet bir diğer medeniyetin nimetlerinden daha iyi yararlanırsa bir adım ileriye gider. Zaman içerisinde bir medeniyet ön plana çıkar, diğer medeniyetlerin nimetlerinden yararlanmayan medeniyetler de tarihten silinirler.

Örneğin Batı Medeniyeti, İslam Medeniyetinin icat ettiği ‘cebir’den yararlanmasa sanayi devrimini ve sayısal bilimlerin gelişmesini büyük bir olasılıkla gerçekleştiremeyecekti ve bugünkü emperyal konumuna gelemeyecekti. Osmanlı Devleti, Batı Medeniyetinin ilk 1456 yılında kullanmaya başladığı matbaayı kullanmak için 1727 yılına kadar beklemese belki gerileme devrine girmeyecekti.

Bugünkü Batı Medeniyetinin temelini 1789 yılında yapılan Fransız devrimi oluşturur. Bu devrim, hem liberte, egalite, fraternite (özgürlük, eşitlik, kardeşlik) kavramlarını Batı Medeniyetinin yönetim biçimine siyasi ana akım olarak yerleştirdi, hem de siyasi yönetime bağımsız yasama, yürütme ve yargı modelini getirerek eski Yunan medeniyetindeki ‘demokrasi’ kavramını geliştirdi. Bugünkü Batı Medeniyetini emperyal ve başarılı kılan nedenler bunlar. Ancak aradan 200 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen İslam aleminin Batı Medeniyetini başarılı kılan bu gelişmelere hala sırt çevirdiğini görüyoruz. Aynen Osmanlı’nın matbaayı kullanmak için 271 yıl beklediği gibi.

Sorun ne medeniyetler çatışması, ne de medeniyetler ittifakı. Sorun, Bekir Karlıağa’nın ‘yeni medeniyet bilimi’ diye adlandırdığı Türk-İslam Medeniyetinin bugünkü Batı Medeniyetini başarılı kılan öğelerden yararlanmamakta ısrar etmesi. Hollanda’da yüksek öğrenim gören gençlere bir kültürün temsilcisi olmaları ve Bekir Karlıağa’nın ifadesiyle ‘yeni medeniyet biliminin toplumlarda yayılmasını sağlamak’ görevini vermek istiyorsanız, bu işe öncelikle bu gençlere ve toplumun her kesimine Batı Medeniyetindeki anlamıyla ‘demokrasi’ bilincini vererek başlamanız gerekir.

 

syavuz@kpnmail.nl

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans