Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Kaybedenlerin erdemli tavrı da önemli

Selamün Yavuz kaybedenlerin erdemli tavrı da önemliKAZANANLARIN SEVİNCİ KADAR, KAYBEDENLERİN ERDEMLİ TAVRI DA ÖNEMLİ

Ve merakla beklenen yerel seçim sonuçları Çarşamba gecesi belli oldu. Birçok Türk kökenli aday doğrudan seçimleri kazanırken, tercihli oylarla kazanan adaylar da bu satırları okuduğunuz saatlerde kesinlik kazanacak.

Seçimler, nihayetinde bir demokrasi yarışıdır. Elbette birileri kazanacak, birileri kaybedecek. Kazananların sevinci kadar, kaybedenlerin erdemli tavrı da önemlidir.

Bu seçimlere damga vuran olaylar özellikle seçimlerden önce yaşandı. Soest’ta İşçi Partisi PvdA’da listebaşından aday bir yurttaşımızın bir camide yapılan seçim toplantısında imzalı seçmen kartlarını topladığı iddiası seçimlere bir hafta kala gündeme damgasını vururken, yine aynı şekilde Roermond belediyesinde de adayların oy sahtekârlığı yaptıkları iddiasıyla bu kentin belediye başkanı suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Heusden, Valkenburg ve Bergen kentlerinde de oy sahteciliği iddiaları ortaya atıldı.

Seçimler sırasında Hollanda çapında, yaşlı bir seçmenin oy kullandığı sırada geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesi dışında kayda değer olumsuz olayların yaşanmaması ise sevindiriciydi.

Kim kaybetti, kim kazandı?
Bu yerel seçimlerde kim kazandı, kim kaybetti sorusunun yanıtı sanırım çok kolay. İşçi Partisi PvdA, hem bir önceki yerel seçimlere hem de genel seçimlere göre en çok oy kaybına uğrayan parti oldu. Sosyal-liberal D66 başta Amsterdam, Utrecht ve Den Haag’da olduğu gibi diğer birçok belediyede de iyi bir atılım gerçekleştirerek seçimlerden en kârlı çıkan parti oldu. Hem sosyal, hem liberal kimliğe sahip D66’nın oylarındaki patlamanın sebebi, koalisyon ortakları liberal VVD ve sosyal demokrat PvdA’nın reform politikalarından memnun olmayan seçmenlerin kendilerine en yakın alternatif olarak bu partiyi görmeleriydi. Bir başka deyişle, koalisyon hükümetinden memnun olmayan seçmenlerin tercihleri yerel seçimlere damgasını vurdu.

D66’nın yerel seçimlerdeki başarısının önemli sebeplerinden birisi de, seçimler öncesi kamuoyu araştırmalarından anlaşıldığı gibi, göçmenlerin büyük oranda geleneksel tercihleri PvdA’ya sırt çevirerek bu seçimlerde D66’ya yönelmeleri oldu. Bu da gösteriyor ki, biz göçmenleri sürekli savunduğunu sandığımız PvdA yerine, bu partinin ortak olduğu koalisyon hükümetinin politikalarından memnun olmayarak başka bir partiyi de alternatif olarak seçebiliyoruz. Bu, Hollanda siyasetinde toplum olarak daha bilinçli bir tercih yaptığımızın göstergesi.

Bu seçimler sonucu CDA aldığı 1495 sandalye ile yerel bazda en büyük parti olma özelliğini korurken, VVD toplamda 1075 sandalye ile ikinci, PvdA da 799 sandalye ile üçüncü oldu. Seçimlerin mutlak galibi, çeşitli isimler altında toplam 2 bin 819 sandalye kazanan yerel partiler oldular.

İşçi Partisi PvdA’da ‘öncü deprem’
Peki 1985’den beri oylarımıza talip olan ve oylarımızı alan İşçi Partisi PvdA’da bu seçimlerdeki önemli düşüşün etkileri nasıl olacak?

Bunun ilk sinyalleri Amsterdam’dan geldi. PvdA’nın başkent Amsterdam’daki lideri ve encümen üyesi Pieter Hilhorst dün yaptığı açıklamada hem encümen üyeliğinden, hem de bu kentte parti liderliğinden ayrıldığını açıkladı. Bu istifa aynı zamanda bir siyasi erdemlilik ifadesidir. Bilindiği gibi Amsterdam’da PvdA, oylarının yüzde 35’lik bir bölümünü kaybederek mecliste 15 sandalyeden 10 sandalyeye düştü ve birinciliği 14 sandalye kazanan D66’ya bırakmak zorunda kaldı.

Seçimin hemen ertesi günü gelen bu istifa haberi, parti içerisinde büyük çalkantıların yaşanacağını belirten bir ‘öncü deprem’ olarak da tanımlanabilir. Seçimlerdeki bu tarihi yenilginin sadece seçimler için uygulanan yanlış stratejiden kaynaklandığını savunmak, yapılan yanlışa yanlış bir teşhisle müdahale etmek anlamına gelir.

Koalisyon ortağı PvdA’nın gerek hükümetin sosyal politikalardaki tutumu, gerekse yerel seçimlerde aday belirleme konusunda yaptığı hatalar da konulacak teşhisin mutlaka birer parçası olmak durumundadır.

Partinin siyasi lideri Diederik Samsom’un parti içindeki bu krizi nasıl yöneteceğini ve bunun koalisyon hükümetinin politikalarına nasıl yansıyacağını önümüzdeki dönemde göreceğiz.

Rotterdam’da Karakuş dönemi bitecek mi?
Rotterdam’da Hamit Karakuş liderliğinde seçime giren PvdA’nın kaybı ise daha dramatik oldu. Bu kentte neredeyse oylarının yarıya yakınını kaybeden PvdA, 15 sandalyeden 8’e düşerek tam anlamıyla hezimete uğradı ve sandalye sayısını (14) koruyan yerel parti Leefbaar Rotterdam birinci parti konumuna geldi. Koalisyon görüşmelerinde inisiyatifi ele geçiren Leefbaar Rotterdam, büyük bir olasılıkla PvdA’yı kentin yönetimi için oluşturulacak koalisyona dahil etmeyecek. Çünkü bu iki parti arasındaki zıtlaşma ve görüş ayrılıklarının giderilmesi mümkün değil.

Bu arada Hamit Karakuş’un önümüzdeki günlerde nasıl bir karar alacağı merakla bekleniyor. Karakuş’un, kendi liderliğinde girilen seçimde hem partisinin oylarını yarıya düşürmesi, hem de kendisinin ve partisinin dört yıl kent yönetiminde yer almayacağı göz önüne alınırsa, önümüzdeki günlerde Amsterdam’daki partidaşının yaptığı gibi istifa kararı vermesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

Seçilen bütün meclis üyelerine önümüzdeki dört yıl içinde başarılar diliyorum.

 

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans