Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): PvdA neden kaybetti?

Selamün Yavuz PvdA neden kaybetti

Harç, haraç olunca PvdA kaybetti
Yurttaşlarımızın 1985’lerde yüzde 86’lardan başlayan PvdA tercihi son yerel seçimlerde tam anlamıyla dibe vurdu. 30 yıla yakın bir süredir kendimize yakın hissettiğimiz PvdA’ya Hollanda Türk toplumu olarak özellikle son yerel seçimlerde büyük oranda sırt çevirip başka siyasi tercihlere yönelmemizin iyi bir analizini yapmamız gerekiyor.

Sevap defteri
PvdA, son yerel seçimlerde elde ettiğim izlenimlere göre seçim listelerinde Türk kökenli ve diğer yabancı adaylara en çok yer veren parti oldu. Parti genel merkezinden gelen duyumlar, PvdA’nın taslak listeler oluşturulurken, Türk ve diğer göçmen adayların getirebilecekleri tercihli oyların değil, yapılan sözlü mülâkatlarda adayların kaliteleri, özellikleri ve uzmanlık alanlarının göz önüne alınacağı yönündeydi. Yani,  adayların arka sıralara konularak tercihli oy için çaba sarf etmelerini sağlamak yerine, adayların etnik kimliğini gözetilmeksizin adaylık mülâkatları sonucu listede hak ettikleri yerde olmalarının sağlanması stratejisi tercih edildi.

Bu bilgiyi PvdA’nın sevap defterine kaydedelim.

Uyum politikaları tartışmaları
Göçmelerin uyumu ile ilgili en yoğun tartışmaların yaşandığı 2000-2001 yıllarında çıkardığı ‘Gelinen Ülke’ (Land van Aankomst) kitabından dolayı PvdA’nın bilimsel Wiardi Beckman Vakfı’ndan atılan ve partiden ihraç edilen Paul Scheffer’den sonra PvdA, uyum politikaları konusunda hep ikircikli oldu; sol gösterdi, sağ vurdu. Hem sürekli oy kaybettiği PVV tabanına şirin görünerek kaybedilen oyları geri kazanmak, hem de göçmenlerin hakkını savunduğu izlenimini vermek istedi. Dolayısıyla istikrarlı ve tutarlı olamadı. Bu tavır da sürekli ırkçı PVV’nin ekmeğine yağ sürdü; PVV’e kaybedilen oylar geri gelmediği gibi, parti tabanından PVV’ye kaybedilen oylar arttı, sürekli PvdA’ya oy veren göçmenler ise diğer partilere yöneldiler.

Paul Scheffer’ın uyum politikaları konusundaki bu çıkışı, hem PvdA tarafından, hem de ülkedeki göçmenler tarafından, ilk aşamada Hollanda’daki yabancıların etnik, dinsel ve kültürel kimliğine indirilmiş bir darbe olarak algılandı. Gerek PvdA içerisinde, gerekse göçmenler arasında yapılan tartışmalarda, buradaki yabancıların uyum süreci ve sürekli Hollanda’da yaşayacakları göz ardı edildi; sadece etnik, dinsel ve kültürel kimlikten yola çıkılarak tek boyutlu bir görüş açısı ortaya konuldu.

2000’li yılarda uyum politikaları ile ilgili hararetli tartışmalar sonucu ortaya çıkan tabloda iki önemli unsur göze çarpıyor. Bunlardan birincisi, göçmenlerin özel yaşamlarında  etnik, dinsel ve kültürel kimliklilerini koruyabilmelerinin evrensel hukuk, anayasa ve yasalar çerçevesinde mümkün olduğu. İkincisi ise, göçmenlerin kamusal alanda bu ülkede yaşayan herkes gibi etnik kökenden kaynaklanan bir ayrıcalığa tabi olamayacakları ve herkes gibi sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiği. Bunun sonucunda örneğin sırf göçmen olduklarından dolayı yerel yönetimler tarafından sosyal-kültürel etkinlikler için yerel STK’lara verilen mali destekler önemli ölçüde azaldı. Ama diğer taraftan Türk toplumunun Hollanda’daki geleceği ile ilgili işsizliği önleyici, eğitimi teşvik eden ve yaşlılara bakım hizmetleri sağlayan projeler de desteklendi. Dolayısıyla bu tablo aslında bu ülkede yaşayan herkes gibi bizim de eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğumuzun bir göstergesiydi.

Harç, haraç olunca…
Ancak PvdA bu tabloyu iyi analiz edemedi; bir taraftan yukarıda bahsettiğim gibi aday belirleme konusunda etnik kökenine bakmaksızın adaylara seçim listelerinde yer verdi. Diğer taraftan sırf yabancılar aleyhine olduğu bilinen yasa tasarılarına hükümette olduğu dönemlerde imza attı.

PvdA’nın yerel seçimler öncesi Rotterdam’da, Den Haag’da ve Soest’ta Türk adaylar ile ilgili yaşadıkları sorunları bir tarafa bırakalım; 2007-2010 ve 2012’den günümüze kadar koalisyon ortağı olan PvdA’nın yürüttüğü politikalara ve bu politikaların Hollanda Türk toplumuna etkisine bakalım.

Bunların en başında şüphesiz, Hollanda devletinin 2002 yılından beri haksız yere aldığı yüksek harç bedellerinin geri iadesinin yapılmadığından dolayı hâlihazırda Türklere geri ödenmesi gereken 20 milyon euro kadar bir para var. Avrupa Adalet Divanı’nın 2009 yılında aldığı karara rağmen ne o tarihteki PvdA hükümeti, ne bundan bir önceki hükümet, ne de yine PvdA’nın içinde olduğu şu anki koalisyon hükümeti bu konuda herhangi bir adım atmadılar. Haksız yere harç olarak alınan paralar, haraç olarak devlette kaldı ve geri ödenmedi. İnsanların mağduriyetinin ortadan kaldırılması için ortada Avrupa Adalet Divanı kararı varken, mağdur edilmiş insanlara harç paralarının iade edilmemesi hangi sosyal demokrat vizyonla izah edilebilir?

Fikir olarak önceki hükümet tarafından ortaya atılan, ancak uygulama çabalarına bu hükümet döneminde geçilen ‘Yaşanılan ülke esası’ndan hareketle, Türkiye’ye giden çocuk paraları, dul ve yetim ödenekleri ile emekli maaşlarında ortalama yüzde 40 oranlarında bir indirime gidilmesi PvdA’nın desteği ile koalisyon protokolünde yer aldı. Türkler tarafından bu konuda çıkarılan yasalara karşı açılan davaların bir kısmı lehte sonuçlandı, bir kısmı ise karar aşamasında. Bu konudaki davalar kazanılsa bile hükümet temyize giderek işleri zorlaştırıyor, zaman kazanmaya çalışıyor. Bunun sosyal demokrat bir bakış açısından nasıl bir açıklaması yapılabilir?

2012’de hükümetin kurulma aşamasında illegalitenin cezalandırılması konusunun koalisyon protokolüne alınması ise birçok yerli yabancı sosyal demokrat için bardağı taşıran son damla oldu. Bundan dolayı Jan Pronk gibi partinin önde gelen isimleri istifa ettiler. PvdA’nın yerel seçimlerde uğradığı hezimet sonrası konu ile ilgili yasa tasarısı hafta içinde Temsilciler Meclisi gündeminden çekilse bile, PvdA’nın henüz göçmenler ve uyum politikaları ile ilgili istikrarlı ve tutarlı bir politika oluşturamadığı gün gibi aşikâr.

Yıllardır istikrarsız ve tutarsız politikalar yürüten PvdA, haksız yere alınan harçları haraç olarak görmeye devam ederse Türk göçmenlerden oy değil, zırnık bile alamaz. Bu bağlamda PvdA’nın göçmenler ve uyum politikası ile ilgili radikal adımlar atarak daha tutarlı bir yol izlemesi gerekiyor.

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.