Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Uyum politikalarına yaklaşımlar (4)

SELAMUN YAVUZ UYUM POLITIKALARINA YAKLASIMLAR 4UYUM POLİTİKALARINA YAKLAŞIMLAR -4-

‘ÇOĞULCU’ (PLÜRALİST) YAKLAŞIM EVRENSEL DEĞERLERİ BENİMSER

Kültür ve din odaklı bir yaklaşımdan yola çıkan ‘kültürel göreceli’ ve ‘topyekûncu’ anlayış, kültürel antropolojinin etkisiyle yıllarca uyum politikalarına yön verdi. Buna karşılık 2000’li yılların başında akademisyen filozofların ortaya attığı modern ‘çoğulcu’ (plüralist) yaklaşım, gecikmeli de olsa giderayak uyum politikaları ile ilgili toplumsal tartışmalarda daha ön plana çıkmaya başlıyor.

Konu ile ilgili daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, başını yazar-düşünür Paul Scheffer’ın çektiği bu akım, önümüzdeki yıllarda da uyum politikalarına büyük ölçüde yön verecek.

Çoğulcu yaklaşımın çıkış noktaları
Uyum politikalarına çoğulcu yaklaşımın en önemli çıkış noktası, toplumu oluşturan kişilerin öncelikle bir insan ve dolayısıyla bir ‘birey’ oldukları gerçeği. Bu yaklaşım biçimi, din ve kültür odaklı değil, insan odaklıdır. Bireylerin hal ve davranışları, görüşleri ve fikirleri o toplum içinde karşılıklı iletişim ve ilişkiye yön verir. Kültür kavramının dinamik bir yapısı olduğundan yola çıkarsak, ki kültürel antropologlar dahi bunu kabul ederler, bir ‘birey’ olan insan kültürün bir parçası değil, tam tersine kültür, bir toplumdaki bütün bireylerin oluşturduğu bir olgudur ve toplumdaki bireylerin gelişmesine bağlı olan bir dinamik yapısı vardır. Çoğulcu yaklaşımda karşılıklı iletişim ve buna bağlı olarak da karşılıklı anlayış ön plandadır. Bireyler, birbirlerinin garip bulduğu davranışlarında hep ‘neden’ sorusunu sormak durumundadırlar.

İnsanlar, kendi davranışlarından öncelikle kendileri sorumludurlar. Davranışların nedeninin din ve kültür olduğu kabul edilebilir, ancak evrensel değer yargıları çerçevesinde ortak bir nokta aranmalıdır. Örneğin, selamlaşma insanlar arası ilişkide evrensel bir değerdir. Batı toplumlarında insanlar tokalaşarak selamlaşırlar. Ancak bazı İslami anlayışta kadınlarla erkeklerin tokalaşması uygun görülmez. Çoğulcu anlayışta kadın ve erkekler, birbirlerine ‘neden’ sorusunu sorarak alternatif bir selamlaşma yöntemi bulabilirler.

Çoğulcu yaklaşımın çıkış noktalarından birisi, yasalar, anayasa ve evrensel değerler çerçevesinde bireylerin dini ve kültürel değerlerine saygının korunmasıdır. Ancak bunun için önyargılardan arınmış bir iletişimin olması gerekir. Burada önemi olan, evrensel bir değer olan kadın-erkek eşitliğinin korunmasıdır.

Çoğulcu yaklaşımın özellikleri
Çoğulcu yaklaşım, laiklik ve eşitlik prensibini benimser. Kamuya ait alanda herkes eşittir; kişisel alanda herkes kendi dini ve kültürel yaşam biçimini sürdürebilir. Değişik dinlere mensup insanların çalıştığı bir işyerinde tek bir dinin gerektirdiği bir ‘mescit’ ya da ‘mandir’ yerine, bütün dinlerin ortaklaşa kullanabileceği ibadet odalarının olmasını benimser.

Eşitlik prensiplerine uyulduğundan, bir dine ya da kültüre mensup insanlar toplumdan ayrışıp dışlanmazlar. Tam tersine toplumda katılımcı olmalarının yolları açılır, böylece toplumsal birlik ve beraberlik sağlanır.

Çoğulcu yaklaşımın, herhangi bir siyasi ideolojiden arınmış ve dolayısıyla pragmatik bir yapısı vardır.

İnsanların kendi yargı değerleri ve hatta önyargıları konusunda esnek olmaları öngörülür, bundan dolayı da karşılıklı iletişimle karşılıklı değişim olabileceği savunulur. Böylece toplumu oluşturan bireylerin değişmeleri ve kendilerini geliştirmelerinin önü açılır.

Çoğulcu yaklaşımın Hollanda siyasetindeki yeri
Çıkış noktası herhangi bir siyasi ideoloji olmayan çoğulcu yaklaşımı, herhangi bir siyasi partinin görüşü olarak ortaya atmak mümkün değildir. Dolayısıyla partiler üstü bir konumdadır.

Hollanda’daki siyasi partilerin, uyum politikaları ve göçmenler ile ilgili tutum ve davranışlarını, çoğulcu yaklaşımı kıstas alarak değerlendirdiğimiz zaman, bu anlayışa en yakın siyasi partiyi D66 olarak görüyoruz. Kendini sosyal ve liberal görüşe sahip bir parti olarak tanıtan D66, aynı zamanda sosyal ve liberal ideolojiyi dogmatik bir olgu olarak benimsemeden pragmatik tutum ve davranışlar sergilemesi, bu partiyi çoğulcu yaklaşım biçimine en uygun parti olarak ön plana çıkarıyor.

Hıristiyan Demokrat CDA, dine dayalı bir parti olduğundan dolayı din ve kültür odaklı bir uyum politikasının taraftarı olduğu açık ve net.

Liberal VVD içerisinden ise ‘topyekûncu anlayış’ hakim olmakla birlikte, bu partinin eski liderlerinden Dijkstal ve Voorhoeve gibi siyasetçiler, çoğulcu yaklaşıma daha yakın bir çizgide yer aldılar.

Yeşil Sol (Groen Links) öteden beri evrensel değerleri savunan bir siyasi parti olarak çoğulcu yaklaşıma açık bir parti görünümünde.

Ama diğer yandan İşçi Partisi PvdA içerisinde de, bu partinin yıllardır süregelen uyum politikaları tartışmalarında din ve kültür odaklı yaklaşımın yerini, yavaş da olsa çoğulcu yaklaşımın yer aldığını görüyoruz. Özellikle Başbakan Yardımcısı ve koalisyon hükümetinin uyum politikalarından sorumlu kabine üyesi Lodewijk Asscher’ın başını çektiği yeni kuşak PvdA’lı siyasetçilerin, çoğulcu yaklaşımı benimsediği görülüyor.

Uyum politikalarına yaklaşımların genel değerlendirmesi
Uyum politikalarına yaklaşımlar ile ilgili kaleme aldığım bu değerlendirmelerden ana hatlarıyla şu sonuçları çıkarabiliriz:

  1. Göçmenlerin Hollanda toplumuna uyum sağlamaları ile ilgili politikalar, ne bir siyasi partinin, ne de bir ideolojinin tekelindedir. Eşit haklar ve sorumluluklar prensibinden yola çıkarak göçmenler kendi kişisel tercihlerini yapmak durumundadırlar.
  2. Yıllarca sürdürülen din ve kültür odaklı uyum politikaları bir süre göçmenlerin uyumuna katkıda bulunsa bile, zamanla bireylerin değişimine ve gelişimine engel olmuştur. Giderek artan ayırımcılık, ırkçılık ve İslam karşıtı görüşler bundan dolayı siyasete kanalize olabilmişlerdir; din ve kültür odaklı uyum politikaları buna engel olamamıştır.
  3. Hollanda’ya ‘misafir işçi’ göçünün 50. yılına girdiğimiz süreçte çoğulcu (plüralist) yaklaşım, Hollanda’da göçmenlerin uyumu ile ilgili politikalarda siyaset üstü bir görüş olarak benimsenmelidir.
  4. Çoğulcu yaklaşıma hem siyasi partilerin, hem de göçmenlerin ve STK’ların sahip çıkmasıyla, toplumsal barış, birlik ve beraberlik sağlanır.

Özel teşekkür

Uyum politikalarına yaklaşımlarla ilgili bu yazı dizisine katkılarından ve konuyla ilgili benimle defalarca fikir alışverişinde bulunan Buro Balans müdürü sayın Gerrit van Roekel’a buradan özellikle teşekkür ederim. Bu yazı dizisinde sözkonusu olan uyum politikaları ile ilgili açıklamaları www.buro-balans.nl internet sitesinde bulabilirsiniz.

 

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.