Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi) Uyum sürecinin neresindeyiz?

DAHA önce Hollanda’da göçmenlerin uyumu ile ilgili yazılarımda iki noktanın altını özellikle çizdim.

Bunlardan birincisi uyum politikalarının toplumsal değişim etkisiyle ‘dinamik’ bir süreçten geçtiği… İkincisi ise uyum kavramının her göçmen birey için bir ‘süreç’ olduğu…

Uyum politikalarının tarihi perspektiften değerlendirmesine daha önceki yazılarımda uzun uzun değindim.

Hollanda’da yaşayan her göçmenin yıllarca süren bir göçmenlik deneyimi ve bireysel uyum süreci var.

Buna aslında bir şey daha eklemek gerekir.

İnsanlarımızın yaklaşık yüzde 99’unun kırsal kesimden geldiğini hesap edersek, aslında hem ‘kentleşme’ süreci, hem de Hollanda’ya uyum süreci aynı zamanda yaşandı. Birbirine pek yakın olan bu süreçlerde hangi değişim ve gelişmelerin kentleşme ile alakası olduğu, hangisinin Hollanda’ya uyumu sağladığı konusunda kesin saptamalarda bulunmak mümkün değil.

Bilinen bir gerçek var ki o da Türkiye’de bir ‘kentleşme’ sürecinden geçmiş insanların Avrupa’ya uyum sağlamaları daha kolay oluyor.

O yıllarda ne haldeydik?

Kentleşme süreci bireyin kendisiyle ilgilidir, o konuda fikir beyan etmek yanlış olur. Ama uyum süreci daha çok toplumsal bir algı ve olgudur; toplumun yaşam tarzından, fikir ve görüşlerinden, evrensel değer yargılarını benimseyip benimsemediklerinden, toplumun tabulara nasıl baktığından hareketle bir grup insanın içinde yaşadığı topluma uyumu konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.

Bundan 30-40 yıl öncesiyle bir kıyaslama yapacak olursak aslında Hollanda Türk toplumu olarak uyum konusunda uzun mesafeler aldığımızı görürüz.

1970’li, 1980’li yılları hatırlayarak burada birkaç örnek sayalım…

O yıllarda;

Kadınların bisiklete binmesi çok ayıplanırdı; hele genç kızların bisiklet sürmesi tamamen tabuydu.

Yine aynı şekilde kadınların ehliyetlerini alıp otomobil kullanmaları ‘gâvur’ olmaya özenti olarak bilinirdi.

Türk vatandaşlığından çıkıp Hollanda vatandaşlığını almak ‘vatana ihanet’ sayılırdı.

Çifte vatandaşlık hakkından yararlanıp Hollanda pasaportu alanlar dahi bir süre bunu gizlemek zorunda kalırlardı.

Yıllık tatilini Türkiye’den, hatta köyünden başka bir yerde geçirenlerin de ailelerine saygısızlık ettikleri düşünülürdü.

Alman markası dışında bir marka otomobil ile Türkiye’ye gitmek oldukça riskli ve garip karşılanırdı.

Çocukların, özellikle kız çocuklarının evlenmeden önce okumak maksadıyla dahi olsa ebeveynlerinin yanından ayrılıp başka bir kente taşınmalarını herkes kınardı.

Türkiye’nin bazı bölgelerinden gelen yurttaşlar arasında kadınların iş hayatına atılmasına iyi gözle bakılmazdı.

Girişimcilik, Türkiye’ye uçak bileti satan THY acenteleri, export dükkânı, kasap, manav ve Türk fırını ile sınırlı idi.

Bu örneklere daha birçoğunu eklemek mümkün. O yıllarda hep tabular, ayıplar, kınamalar ve sosyal baskı ve kontrolün dikenli telleri arasında sıkışmış bir hayat tarzımız vardı.

***

Alman markası bir otomobil ile Türkiye’ye seyahat etmek ile bu topluma uyum sağlamanın ne alakası var diye soranlar olacak mutlaka.

Var efendim… Hem de çok alakası var…

Çünkü tek bir ülkenin otomobil markalarına rağbet, kendi yaşantımıza getirdiğimiz bir sınırlama ve kendimizi dikenli teller arasında hapsetmek anlamına gelir. Çünkü uyum sağlamanın ve toplumsal gelişmenin tek çaresi o dikenli telleri kırarak sınırları aşmak, değişik kulvarlarda kulaç atmak. Tek bir ülkenin otomobil markalarını değil, değişik markaları denemek, benimsemek ve kullanmak.

Uyum budur… Toplumun çoğunluğunun baskılarına ve etkilerine rağmen bireyin kendi sınırlarını aşabilmesi.

Nereden nereye…

Bugün geldiğimiz noktada;

Kadınlarımız ve kızlarımız her türlü ulaşım aracı ile evin erkeğine bağımlı olmadan seyahat edebiliyor.

Hollanda’da yaşayan yarım milyona yakın Türk yurttaşının yarıdan fazlası aynı zamanda Hollanda vatandaşlığını elde etmiş durumda ve bunu söylemekte bir sakınca görmüyor.

Tatil yapma kültürümüz değişti; memlekete yaptığımız aile ziyaretlerinin dışında hem Türkiye’nin güzel tatil beldelerinde, hem Avrupa ve dünyanın ilgimizi çeken yörelerinde tatilimizi geçiriyoruz.

Gerek kızlarımız gerekse erkek çocuklarımız artık üniversitelerin olduğu kentlerdeki kampüslerde, yurtlarda ve evlerde kalarak eğitimlerini fazla bir sosyal baskı olmadan sürdürebiliyorlar.

Girişimcilikte geldiğimiz noktaya gelince…

Hollanda’nın şu anda tek bağımsız ve özel uçak seyahat ve turizm şirketinin kurucuları ve yöneticileri Türkler arasından çıktı. Export dükkânı, kasap, manav ve Türk fırını ile başlayan Türk girişimci sayısı şu anda 22 bin civarında ve bu iş yerlerinde yaklaşık 80 bin kişiye iş olanağı sağlanıyor.

‘Yetmez, ama evet’

Uyum konusunda bütün bu olumlu gelişmeler olmasına rağmen popüler deyimle ‘Yetmez, ama evet’ demek en doğrusu.

Evet, çünkü Hollanda toplumuna uyum konusunda birçok atılımları toplum olarak gerçekleştirdik.

Ama bu yetmez!

Neden?

Çünkü hala birçok konuda kendimizi dikenli teller arasında hapsediyoruz. Kıramadığımız daha birçok tabular var.

Kadın-erkek eşitliği konusunda düşünsel anlamda sınırlamalar hala devam ediyor.

Özellikle kızlarımız üzerindeki erkek kardeş, baba, dayı, amca baskısına göz yumuyoruz.

Eşcinselliği hala yaşamın ve toplumun bir gerçeği olarak değil, bir özenti, hastalık ve tabu olarak görüyoruz.

İçinde yaşadığımız Hollanda toplumuna karşı önyargılarımızda bir eksilme yok.

Avrupa aydınlanmasının getirdiği nimetlerden sonuna kadar yararlanmayı istiyoruz, ama Avrupa medeniyetini de ‘tu kaka’ ilan ediyoruz.

Düşünün…

1970’li, 1980’li yıllardaki konumumuzla ilgili sıraladığım şartlar hiç değişmeden aynen devam etseydi şu andaki konumumuz ne olurdu?

Rahat bir nefes alın ve düşünün…

Toplum olarak bütün bu kazanımlarımızı bizi sınırlayan dikenli telleri kıran, sınırları aşan ve tabuları yıkan örnek insanlar sayesinde elde ettik.

Onun için Hollanda’daki Türk toplumunu hapseden dikenli telleri kırmaya, sınırları aşmaya ve tabuları yıkmaya devam etmemiz gerekir.

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans