Selamün Yavuz (Hollanda Gündemi): Yaşlılarımızın durumu acil çözümler gerektiriyor”

Selamün Yavuz Yaşlılarımızın durumu acil çözümler gerektiriyorYAŞLILARMIZIN DURUMU ACİL ÇÖZÜMLER GEREKTİRİYOR

İnsanlar, yaşları ilerledikçe daha çok bakım ve sağlık hizmetlerine gereksinim duymaktalar. Yaşlıların sorunları, Hollandalı ya da Türk olsun, aynı gibi görünür. Ancak birinci kuşaktan yaşlılarımız gerek Hollandaca bilmediklerinden dolayı, gerekse Hollanda’da yabancı statüsünde olduklarından, daha değişik sorunlarla karşı karşıyalar. Hollanda’da yaşlı ve bakıma muhtaç Türk nüfusunun giderek arttığı da göz önüne alınırsa ortada ciddi bir sorun olduğu görülür. Yaşlılarımızla ilgili sorunların boyutlarını isterseniz bu konuda uzman üç önemli kişinin görüşleri doğrultusunda irdeleyelim.

Sabri Kenan Bağcı: “Yaşlılarımız burada yaşamaya devam edecekler”
Hollanda Türk Yaşlılar Federasyonu’nun (TOF) kurucu başkanı Sabri Kenan Bağcı bir süre önce InterAjans’a yaptığı açıklamada “Birinci kuşak yaşlılarımız burada yaşamaya devam edecekler” diyerek önemli bir tespitte bulunmuştu.

Gerek birinci kuşaktan gerekse daha sonraki kuşaklardan insanların halâ hayallerini süslediği ‘yaşlılığımızı Türkiye’de geçiririz’ düşüncesinin gerçekçi olmadığı gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Dolayısıyla gerek bakıma muhtaç yaşlılarımızın, gerekse onların bakımı ile yükümlü sonraki kuşaktan yurttaşlarımızın ileriye dönük planlarını buna göre yapmaları daha doğru olur.

Bu tespitten çıkarabileceğimiz diğer önemli bir sonuç da, yaşlılara sağlık ve bakım hizmetleri veren kuruluşların hizmet kalitelerini arttırıp, verdikleri hizmetlerin göçmenlere de hitap etmesini sağlamaları gerektiği. Önümüzdeki dönemde yetkileri belediyelere devredilecek olan AWBZ ve Wmo kapsamındaki hizmetlerden göçmelerin de yeterince yararlanması için yerel yönetimler bazında çalışmalar yapılması gerekiyor.

Sabri Kenan Bağcı’nın yaptığı diğer bir önemli tespitte ise “Yaşlı yurttaşlarımız yapılan tasarruflardan ve bütçe açığını kapatmak için alınan tedbirlerden olumsuz yönde etkilenen grupların başında gelmekte” ifadesini kullanarak, yurttaşlarımızın genelde yasal emeklilik maaşının asgari ücretin altında olduğunun altını çiziyor. Bağcı, sorunların çözümü ile ilgili olarak da “Yerel STK’ların gerek kendi çalışmalarında, gerekse diğer STK’larla birlikte hareket ederek sorunları belediyelerin gündemine taşımaları gerekiyor. Bilindiği gibi bu konular ülkesel değil, yerel yönetimler ve kuruluşların çalışma alanına giriyor. Ancak benim gözlemlerime göre yerel platformların yaşlılarla ilgili çalışmalarında görevlendirilen ya da görevi üstlenen arkadaşların yeterliliklerinin geliştirilmesi gerekiyor” şeklinde konuşuyor. Ayrıca, ‘yaşanılan ülke’ esasından hareket etmek isteyen hükümetin, yurttaşlarımızın Türkiye’de yaşamaları halinde emekli maaşlarında önemli düşüşler olabileceği ikazında bulunuyor.

Bu konuda önümüzdeki dönemde de İOT çatısı altında ve STK’ların girişimiyle hukuksal mücadelenin devam ettirilmesi gerekiyor. Mali imkânları kısıtlanan ya da kesilen İOT ve STK’ların bu mücadeleyi devam ettirebilmesi için birçoğumuzun elini taşın altına koyması ve bir eşgüdüm ile çalışmaların devam ettirilmesi gerekir.

Durak Altıok: “Yaşlılarımız ilgi bekliyor”
Uluslararası Evde Bakım Kurumu (IZAH) Yönetim Kurulu Başkanı Durak Altıok ise Türk yaşlılarının en büyük sorununun “Çocuklarına bağlı olmaları ve çocuklarının kendilerini yalnız bırakmamaları için her türlü maddi ve manevi fedakarlıkta bulunmaları” olarak açıklıyor. Bunu ister ‘evlat sevgisi’, isterseniz ‘kendi bakımları için evlatlarına bağımlı olan yaşlılar’ olarak yorumlayın fark etmez. Ama Durak Altıok’un bu tespiti yaşlılarımızın ölünceye kadar çocuklarından ilgi ve bakım istedikleri anlamına geliyor. Aile bireylerine bu konuda sorumluluk düştüğü aşikâr.

Dural Altıok ayrıca, gerek yaşlıların gerekse aile bireylerinin ‘kişiye ait özel bütçe’ (persoonsgebondenbudget, PGB) ile ilgili mevzuatları iyi bilmediklerinin altını çiziyor. Bazı sahtekâr firmalar ortadan kaybolunca hastanın borçlu duruma düşme ihtimalinin olduğunu ve psikolojik bakım hizmetlerinin mutlaka diplomalı hemşireler tarafından verilmesine dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Altıok, bundan dolayı birçok Türk yaşlının sahtekâr bakım şirketleri tarafından mağdur durumda bırakıldığını belirtiyor. Belediye sınırları içerisinde bakım hizmeti vermek isteyen kurumlara belediyelerin lisans uygulaması gerektiğini vurgulayan Altıok, ancak sertifikalı, meslek odalarına kayıtlı ve Sağlık Bakanlığı izni ile çalışan kurumlara belediyeler tarafından lisans verilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Bir süre önce RIVM tarafından açıklanan ve Hollanda’daki Türklerin yüzde 70’inin yalnızlık çektiği sonucu çıkan raporla ilgili görüş belirten Durak Altıok “Kesinlikle, Türklerin büyük çoğunluğunun yalnızlık çektiği sonucuna varan bu raporda ortaya çıkan sonuçlara imza atarım” şeklinde konuşuyor.

Ali Koçak: “Yaşlılarımızın durumu içler acısı”
Yıllarca Türk yaşlılara yönelik danışmanlık hizmetlerinde bulunan Ali Koçak ise, Türk yaşlıların sosyal ekonomik pozisyonunu ‘içler acısı’ diye nitelendirerek, “İleri yaşlarda Hollanda’ya geldiklerinden dolayı yaşlıların yüzde 80’i tam emeklilik hakkına sahip değil. Ek ödenekle maaşlarının üstü tamamlanıyor, ama bu arada mal varlığı araştırmaları yüzünden birçok yaşlı insanımız ek ödenek için başvuruda bulunmuyor. Esas büyük tehlike 1 Temmuz 2015 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülen ‘Masraf Dağılımı Normu’ adı verilen yasayla, çocuklarıyla birlikte oturan yaşlıların maaşlarının yüzde 30 oranında kesilecek olması. Birçok yurttaşımız henüz bunu bilmiyor” şeklinde konuşuyor.

Bütün yaşlılar gibi Türk yaşlılarının da sağlık sorunları olduğunu belirten Ali Koçak, Hollandaca bilmedikleri için de sağlık ve bakımla ilgili haklarının çoğundan yaralanamadıklarını söylüyor. Koçak, yurttaşlarımızın özellikle Toplumsal Destek Yasası (Wmo) ve Özel Hastalık Masrafları Genel Yasası (AWBZ) kapsamında verilen sağlık ve bakım hizmetlerinden büyük oranda yararlanamadıklarının altını çiziyor.

Türk yaşlılarında bilgi eksikliği olduğunu belirten Koçak, “Yaşlılarımız çifte vatandaşlık, AOW ödeneği ile kesin dönüş, Türkiye’de kalmaya getirilen kısıtlamalar, sosyal haklar, Avrupa oturum kartı, kesin dönüşün fayda ve zararları konusunda tam ve kesin bilgilere sahip değiller. Dolayısıyla kararsız ve sürekli endişe içinde yaşamlarını sürdürüyorlar” görüşünü savunuyor.

İşte Türk yaşlılarının sorunları ve onlara verilen hizmetlerle ilgili üç değişik uzmanın görüşü. Bunlara başka sorunlar da eklenebilir. Sağlık ve bakım hizmetlerinin giderek kısıtlandığı ve bu hizmetlerin bir kısmının yaşlıların çocuk ve akrabaları tarafından verilmesi yolunda politikalar üretildiği göz önüne alınırsa, bunu sadece yaşlı nüfusun sorunu olarak görmemek gerekir. Aynı zamanda genç kuşaklar da er ya da geç bu sorunlarla karşı karşıya kalacaklardır.

Sorunları sıralamak bizden, bu sorunlara çözüm üretmek de siyasilerin elinde. Üstelik bu sorunların büyük bir bölümü, yerel siyasetçilerin, yani belediye yöneticilerinin üreteceği politikalarla bir çözüme ulaştırılabilir.

Yerel seçimlerde aday olan Türk kökenli siyasetçilerimizin seçim toplantılarında, sözü edilen sorunların çözümü ile ilgili görüş belirtmeleri birçok yurttaşımızın seçimlerdeki tercihini belirleyecek.

syavuz@kpnmail.nl

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans