Selamün Yavuz: “Hollanda’nın ayrımcılık ve ırkçılık dosyası kabarıyor”

Selamün Yavuz Hollanda'nin ayrimcilik ve irkçilik dosyasi kabariyorGeçtiğimiz birkaç hafta içerisinde gerek ülke içinden, gerekse Avrupa Komisyonu, Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler’den gelen haberler, Hollanda’nın ayrımcılık ve ırkçılıkla ilgili büyük sorunlarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Ayrımcılık ve ırkçılık dosyası kabarıyor

Son haftalarda basına yansıyan haberlere göre Hollanda’nın ayrımcılık ve ırkçılıkla ilgili dosyası oldukça kabarmaya başladı.

  • Yapılan bir şikayet üzerine Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Hollanda’da ırkçılık konusunu gündemine aldı ve Başbakan Rutte’dan Hollanda’da her yıl 5 Aralık tarihinde kutlanılan Aziz Nikola Bayramı’nın bundan sonra kutlanmasına engel olmasını istedi. Bunun nedeni ise, bu çocuk bayramında Aziz Nikola’nın uşağı Zwarte Piet’in siyahi olması ve sömürgecilik dönemini çağrıştırması.
  • Dordrecht kentinde 2011 yılında Aziz Nikola’nın Hollanda’ya gelişini temsilen yapılan törende Hollanda Antilleri kökenli siyahi bir Hollandalı, üzerinde taşıdığı tişörtteki ‘Zwarte Piet ırkçılıktır’ yazısından dolayı polis zoruyla tören alanından uzaklaştırılıp tutuklanmıştı. Aynı zamanda bir sanatçı olan olayın mağduru Quinsy Gario, tutuklanma sırasında aşırı polis şiddetine maruz kaldığı gerekçesiyle olayı bir kaç hafta önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı.
  • Diğer yandan ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı Avrupa Komisyonu ECRI, Hollanda ile ilgili çıkardığı bir raporda ırkçılığın önlenmesinde yetersiz kalındığını ele aldı. Avrupa Komisyonu ECRI’nin çıkardığı bu rapor hakkında görüş bildiren Kamu Denetçisi Ombudsman Alex Brenninkmeijer değerlendirmesinde ‘Hollanda’da ırkçı bir siyasi iklim var’ diyerek durum analizi yaptı.
  • Bir başka haberde ise, Müslümanlara hakaret, ayrımcılık ve kin ve nefreti körüklemek suçlarından yargılanan Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders’ın 2011 yılında beraat ettiği davanın yüksek yargıya taşınacağı yer aldı.
  • Hollanda’daki ayrımcılık ve ırkçılıkla ilgili diğer bir haberde de Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan raporda, Hollanda polisinin ayrımcılık yaptığı belirtiliyordu. Konuyla ilgili açıklama yapan Hollanda’nın Kamu Denetçisi Ombudsman Alex Brenninkmeijer, yabancılara yönelik ayrımcılığın Hollanda Polis Teşkilatı’ndaki kültürün bir parçası olduğunu söyledi.
  • Başkent Amsterdam’da ise Aziz Nikola’nın kente gelişini temsil eden tören için gerekli ruhsat dilekçesine karşı 21 kişi tarafından itirazda bulunuldu. Karşılıklı yapılan görüşmelerde uzlaşma yoluna gidildi. Yapılan anlaşmaya göre, hem Zwarte Piet’in kulağındaki altın küpenin çıkarılması, hem de kıvırcık siyah saçlarının ve siyaha boyanmış yüzünün renklerinin değiştirilmesi kararlaştırıldı.

Hepsi birkaç hafta içine sığan bu ayrımcılık ve ırkçılıkla ilgili haberler, uzun süre Hollanda kamuoyunu meşgul edeceğe benziyor.

Ayırımcılık ve ırkçılığın siyasi boyutu

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Hollanda’da ayrımcı, ırkçı ve hatta faşist akımlar her zaman olmuştur. Hitler Almanya’sından esinlenen faşist akımlar hep marjinal kalmış, çoğu zaman illegal olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Ayrımcı ve ırkçı akımlar kendilerine siyasi arenada 1980’lerden sonra yer bulabildiler. Uzun süre ekonomik krizin yaşandığı 1980’lerde ırkçı parti Merkez Demokratlar (Centrum Demokraten) en başarılı döneminde bile yüzde 2,4 oy potansiyeliyle Temsilciler Meclisinde ancak 3 sandalye çıkarabildi.

Ancak 2000’li yıllardan sonra ayrımcı, ırkçı ve İslam karşıtı siyasi akımların başarılı bir dönem geçirdiğini görüyoruz. 2001 seçimlerinde 26 sandalye kazanan Pim Fortuyn hareketi İslam karşıtlığı ile bu oy oranına ulaştı. Liderleri Pim Fortuyn’un seçimlerden bir hafta önce hayvansever bir eylemci tarafından öldürülmesine rağmen, bu hareket seçimler sonucu 1. Balkenende hükümetinde koalisyon ortağı oldu. Kısa süren bu koalisyonun dağılmasından sonra, Pim Fortuyn hareketi de dağıldı. Sonraki yıllarda yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtı düşüncenin oy potansiyelini elde etmek isteyen değişik  girişimler oldu. Bunlardan en başarılısı liberal VVD’den ayrılan Geert Wilders önderliğindeki Özgürlük Partisi (PVV) oldu. 2010 yılında kurulan 4. Balkenende azınlık hükümetine dışardan destek vererek kilit parti konumunda önemli ölçüde ülke yönetiminde söz sahibi oldu.

Burada dikkatten kaçırılmaması gereken husus, Hollanda’da yaşayan yabancıların uyumuyla ilgili en şiddetli tartışmaların yapıldığı 2000 yılından sonra, ayrımcı, ırkçı ve İslam karşıtı hareketlerin hatırı sayılır şekilde siyasette etkili olmaları. 2000’li yıllarda Avrupa siyasetine bir kangren gibi giren popülizm de bu gelişmeye çanak tuttu. Diğer yandan sistem içerisindeki yerleşik partiler, bu yabancı düşmanı ve popülist hareket karşısında nasıl tavır takınacaklarını belirlemekte büyük sıkıntı çektiler. Daha üç yıl önce Hıristiyan Demokrat CDA’nın, Özgürlük Partisi PVV’nin dışarıdan desteği ile hükümette yer alma isteğinin partiyi neredeyse bölünme noktasına getirdiğini hatırlayalım.

Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher hafta içinde bir radyo programında yaptığı açıklamada ‘Hollanda ırkçı değildir’ şeklinde konuştu. Yabancıların Hollanda’ya göç etmesine karşı olmanın ırkçılıkla karıştırılmaması gerektiğini belirterek, tartışmaya nüanslı bir yaklaşım gösterdi.

Ayrımcılık ve ırkçılığa karşı önlemler

Peki, bu arada 2001’den beri ülkeyi yöneten beş değişik Hollanda hükümeti ayrımcılık ve yabancı düşmanlığına karşı ne yaptı? Hangi önlemleri aldı?

Maalesef ayrımcılık ve ırkçılığa engel olma konusunda Hollanda hükümetleri tarafından yapılan ciddi bir çalışma göremiyoruz. Bildiğim kadarıyla 2009 yılında Temsilciler Meclisi ve Senato’da kabul edilip 28 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe giren Ayrımcılığa Karşı Tedbirler Yasası bu konuda atılan tek ciddi adım. O da çok yetersiz. Bu yasaya göre her belediye kendi sınırları içerisinde ayrımcılıkla ilgili şikayetlerin yapılabileceği bir birim ve veri tabanı oluşturmak zorunda. Bu yasayla birlikte devlet bütçesinden 6 milyon Euro’luk bir kaynak ayrıldı. Zaten yabancıların yoğun olarak yaşadığı kentlerde bu amaçla belediyelerin finanse ettiği birimler ve veri tabanları vardı. Dolayısıyla bu yasa pratikte ayrımcılık ve ırkçılığa karşı ek tedbirler getirmedi. Zaten var olan tedbirlerin bütçe yükü belediyelerden alınarak merkezi yönetime, yani devlete devredildi. Yasadaki eksik bir unsur da, ayrımcılık ve ırkçılığı önleyici tedbirlerin olmaması.

Sonuç olarak, Hollanda’nın ayrımcılık ve ırkçılıkla ilgili dosyası giderek kabarırken bu sorunla ilgili atılan adımların oldukça yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Zaten kamuoyu gündeminde olan bu konuyu parlamento gündemine getirmek zorunlu hale geldi. Bakalım hangi siyasi parti bu konuda adımlar atacak.

 

syavuz@kpnmail.nl

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.