Selamün Yavuz: “TBMM raporu ‘gölge etme, başka ihsan istemem’ dedirtecek cinsten”

Selamün Yavuz TBMM raporu 'gölge etme, baska ihsan istemem' dedirtecek cinsten.Geçtiğimiz hafta TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun Almanya, Hollanda ve Belçika gençlik dairelerinin Türkiye kökenli çocuklara yönelik uygulamalarına ilişkin inceleme raporu açıklandı. Yaklaşık bir yıl önce kamuoyu gündemine getirilen ‘Yunus’ olayından sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hollanda ziyareti sırasında konu ile ilgili diplomatik kriz yaşanmıştı. Türkiye’nin yurt dışında yaşayan Türk ailelerin ellerinden alınan çocukları ile ilgili geniş kapsamlı bir çalışma yürüteceği kamuoyuna duyurulmuştu.

Kamuoyunda da merakla beklenen raporun Hollanda ile ilgili bölümünün içeriği iyi incelendiğinde  ‘gölge etme, başka ihsan istemem’ dedirtecek cinsten. Rapor yer yer hem yanlış bilgiler içeriyor, hem de ciddi bir inceleme denilemeyecek kadar eksik ve çelişkilerle dolu.

Yanlışlar

Daha raporun girişindeki Genel Bilgiler başlığı altında “Hollanda’da çocuk ve gençler hakkındaki tüm konuları kapsayan bir temel kanundan söz etmek mümkün değildir” deniliyor. Halbuki 2005 yılında çıkarılan Gençlik Bakım Yasası inceleme komisyonun arzu ettiği şekilde kapsamlı bir yasadır. Kaldı ki iki hafta önce mecliste kabul edilen gençlik bakım hizmetleri sorumluluğunun belediyelere devredilmesi ile ilgili yasa, verilen hizmetlerin belediyeler tarafından daha iyi eşgüdüm içinde yürütüleceği amacını taşıyor. Komisyonun görüşlerine başvurduğu Hollanda Temsilciler Meclisi üyeleri ve Gençlik Dairesi yetkililerinin bu bilgileri vermediği düşünülemez.

Raporda bazı teknik hatalar da var. Raporda 15 büyük kent ve 415 yerel yönetimin sunulan hizmetlerle ilgili sorumluluklarının bulunduğundan bahsediliyor. Hollanda’da 1 Ocak 2013 itibari ile 408 yerel yönetim, yani büyüklü küçüklü belediye mevcut. Böyle teknik bir hata raporun içeriğini etkilemese bile, raporun itibarını zedeler ve ciddiyetini tartışma konusu yapar.

Raporun birkaç yerinde ise Hollanda yönetim biçiminden ‘Federal Hükümet’ diye bahsediliyor. Bilindiği gibi Hollanda’da federal değil, merkezi bir hükümet var.

Çelişkiler

Raporun istatistik bilgileri bölümünde ‘harici kaynaklar’ ve varsayımlardan yola çıkılarak 1000 civarında Türkiye kökenli çocuğun ailesinin elinden alındığı tahmin ediliyor. Harici kaynakların neler olduğu ve yapılan varsayımların nelere dayandığı konusunda hiç bir bilgi verilmiyor. Rijnmond Bölgesi Gençlik Dairesinin verdiği bilgilerde bu bölgede 41 Türk kökenli çocuğun ailesinden alındığı tespiti yapılıyor. Hollanda’daki yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu bu sanayi bölgesinde ikamet ediyor. Hollanda’daki 450 bini aşkın yurttaşımızın yaklaşık beşte birinin bu bölgede yaşadığı biliniyor. Yaklaşık 90 bin yurttaşımızın yaşadığı Rijnmond bölgesinde 41 Türk kökenli çocuğun ailelerinin ellerinden alındığı bilgisinden yola çıkarsak, Hollanda genelinde 450 bin nüfuslu Türk toplumunda 200-250 arasında ailesinden alınan Türk çocuğu olduğu tahmini yapılabilir. Dolayısıyla raporda anılan 1000 civarında Türk kökenli çocuğun ailesinden alındığı varsayımı oldukça abartılı gibi görünüyor. Hiçbir kesin istatistiki bilgiye dayanmadan ve kaynak gösterilmeden, ciddi olması gereken bir raporda böyle çelişkilerin olmasını anlamak zor.

Hollanda ile ilgili toplam altı sayfanın ayrıldığı raporda, buradaki Müslümanların gündelik yaşamda inançlarını rahat ifade edebildikleri ve bu çerçevede şehirlerin girişleri dahil minareli camilerin inşa edilebildiği ve ezan sesinin cami dışına verilebildiği ifade ediliyor. Oysa Hollanda siyasetinde on yıldan beri popülist İslam karşıtı partilerin etkili olduklarından söz edilmiyor. Danimarka ile birlikte İslam karşıtı siyasetin en etkili olduğu ülkenin Hollanda olduğu ‘es’ geçiliyor. Özgürlük Partisi PVV sanki bu ülkede yokmuş, bundan bir önceki hükümeti dışarıdan desteklememiş  gibi, adından bile bahsedilmiyor. Halbuki Hollanda’da yaşayan Türk ve diğer Müslümanların günlük yaşamını etkileyen en büyük sorun İslam karşıtı bu partinin söylemleri. Hollanda’da yaşayan Türk ve Müslüman toplumun sorunlarını sadece minareli camilere ve dışarıdan duyulan ezan sesine indirgemek, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun burada yaşayan yurttaşlarımızın sorunlarını yeterince analiz edemediği anlamına geliyor.

Eksikler

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun raporunda birçok eksiklikler de var. Raporda örneğin çocukları elinden alınmış dört ailenin ve bu ailelerin avukatlarının da görüşlerine başvurulmuş. Komisyonun bu sorunun pratikteki boyutunu incelemesi nihai rapora bir artı katkı sağladığı tartışılmaz. Ancak daha objektif bir sonuca varabilmek için bu ailelerin çocuklarının ellerinden alınmasında etkin rol oynayan ilgili gençlik dairesi yetkililerinin görüşlerine de başvurulması gerekirdi. Çünkü böyle dramatik olaylarda mutlaka iki değişik perspektif söz konusudur. Hiç kimse çocuğunun elinden alınmasını istemez, hiç bir kurum da durup dururken bir ailenin çocuğunu elinden almaz. Her iki tarafın görüşü alınarak sorunlar daha iyi analiz edilebilirdi.

Rapordaki en büyük eksiklik ise konu ile ilgili Hollanda’da yapılan araştırmalara hiç bir şekilde değinilmemesi. Örneğin Haaglanden bölgesinde Bölge Psikolojik Destek Kurumu tarafından 2011 yılında yapılan bir araştırmada oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Bu araştırma sonuçlarına göre, psikolojik sorunların ortaya çıkması konusunda önleyici hizmetlerden yeterince yararlanamayan yabancı çocuklar, psikolojik sorunları giderek arttığından ileri yaşlarda büyük oranda ihtisaslaşmış hizmetler almak durumundalar.

Leiden Üniversitesi bünyesinde kaleme alınan bir doktora tezinde ise Müslüman bakıcı ailelere büyük ölçüde ihtiyaç olduğu vurgulanmakla birlikte, Müslüman toplumlar içerisinde de bakıcı aile konusunda farklı  görüşlerin olduğu savunuluyor. Bazı aileler kendi kültürlerine sıkı sıkıya bağlı kalmak isterken, birçok Müslüman aile de hem kendi kültürlerinden hem de içinde yaşadıkları toplumun kültüründen en iyisinin çocuklarına verilmesini istiyor.

Örneklerini verdiğim bu ve buna benzer daha birçok araştırma mevcut. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun raporunda böyle bilimsel araştırmalardan hiç söz edilmemesi büyük eksiklik.

Kısaca özetlersek, birçok yanlış bilgiye dayalı, kendi içinde çelişkili ve eksik bir raporla bu önemli sorunu Hollanda makamlarının gündemine getirmek oldukça zor görünüyor. Göz ardı edilmemesi gereken bir diğer nokta da, Hollanda makamlarının kendi kurumlarının çalışma biçimlerine dışarıdan bu şekilde bir müdahaleye müsamaha göstermeyecekleri gerçeği. Koruyucu aile sorununun var olduğunu inkar edemeyiz. Hollanda’da yaşayan Türk toplumu olarak bu sorunu çözmek görevi yine buradaki topluma düşüyor.

 

syavuz@kpnmail.nl

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans