Selamün Yavuz yazdı: Anayasa referandumu (2): Millet iradesine yetki sınırlaması

SEÇMENLER anayasa değişikliği teklifinin tamamı hakkında ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ diyecekler. Önerilen değişiklikler hakkında kesin bir yargıya varabilmek için değiştirilmesi istenen maddelerin içeriğine ve bunların getirebileceği sonuçlara de tek tek bakmak gerekir.

Değiştirilmesi istenen 18 değişik madde her ne kadar birbirinden bağımsız maddeler olsa da, hepsi bir bütün olarak değerlendirildiğinde değişiklikle esasen neyin hedeflendiği açık seçik ortaya çıkıyor.

Bu konuda sizi bir önyargıya sürüklememek için önce değiştirilmesi önerilen maddelerin içeriği hakkında bilgi verelim ve tek tek değerlendirelim.

***

Teklifin 1. maddesiyle, Anayasa’nın 9. maddesinde düzenlenen ‘Yargı Yetkisi’ne bir ekleme yapılması öneriliyor ve Yargı yetkisinin, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı belirtiliyor.

Tek başına böyle bir ekleme ve diğer anayasa maddelerinin bu ilkeye uyumu sağlansa oldukça faydalı bir değişiklik olur. Ancak bu madde daha çok, partili cumhurbaşkanının atayacağı HSYK ve Anayasa mahkemesi üyeleri ile yargının baştan aşağıya siyasallaştırılmasını gizlemek için araya sıkıştırılmış bir madde gibi görünüyor.

***

Teklifin 2. maddesiyle, Anayasa’nın 75. Maddesi değiştirilerek TBMM’deki sandalye sayısının 550’den 600’e çıkarılması öngörülüyor.

Etkisinin ve sahip olduğu yetkilerin azaltıldığı bir tabloda, Meclis’in üye sayısının arttırılmasıyla nasıl bir demokratik kazanım elde edilebileceği meçhul. Yetkilerinin büyük bir kısmı elinden alınmış bir mecliste millet 600 değil, bin 600 milletvekili ile de temsil edilse bu pek bir şey ifade etmez.

***

Anayasanın 76. Maddesindeki seçilme yaşı on sekize indiriliyor.

Seçilme yaşının askerlik yaşından öne çekilmesinin pratik sakıncaları olduğu gibi cebinde dolmuş parası olmadığından gideceği yere yürüyerek giden 18 yaşındaki bir genç, milletvekili seçilmek için harcaması gereken 100 binlerce lirayı nereden bulacak? Hadi buldu ve milletvekili oldu diyelim, bunun karşılığında meclisteki görevinde hangi diyeti ödettirecekler ona? Mecliste özgür iradesiyle hareket edebilecek mi? 18 yaşındaki her genç milletvekili olabilmek için eşit sansa sahip mi?

***

Teklifin 4. maddesiyle, Anayasa’nın 77. maddesinin değiştirilmesi öngörülüyor ve bundan böyle TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin beş yılda bir ve aynı günde yapılması öngörülüyor.

Aynı günde, aynı siyasi iklimde yapılacak TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Yasama Organına ve Cumhurbaşkanlığına aynı siyasi çizgide olan kişiler seçilecektir. Anayasa değişikliği kapsamında yürütmeyi hukuken denetleme yetkisi kaldırılan Meclis’in, yürütme üzerindeki siyasî kontrol işlevi de büyük ölçüde zedelenmiş olacak. Böylece denge ve denetim unsuru fiilen Anayasadan çıkarılacaktır. Teorik olarak Yasama Organının çoğunluğu ve Cumhurbaşkanlığına seçilenler farklı görüşten olmaları olasılığı var olsa da, bu durumun siyasi krizlere yol açma ihtimali büyüktür.

***

Anayasa değişikliği teklifinin 5. maddesiyle, Anayasa’nın 87. maddesinin değiştirilmesi teklif edilmekte ve Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek görev ve yetkisinin, TBMM’nin görev ve yetkileri arasından çıkarılması öngörülüyor.

Yani milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin vücut bulduğu TBMM artık Cumhurbaşkanlığı üzerinde anayasa yoluyla siyasî denetim sahibi olamayacak. Ayrıca, Cumhurbaşkanı bakanları tek başına ve TBMM’nin onayı olmaksızın göreve atayabilecek. Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan Bütçe Kanun Teklifinin TBMM tarafından süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranına göre artırılarak yürürlüğe konulabilecek.

***

Teklifin 6. maddesiyle Anayasa’nın 89. maddesinde değişiklik yapılması öneriliyor. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı tarafından TBMM’ne geri gönderilen kanunun aynen kabulünün, ancak Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğu ile mümkün olabileceği öneriliyor.

Mevcut Anayasa’da bu karar salt çoğunluğa gerek kalmadan ‘basit çoğunlukla’ alınabiliyor. Değişiklik sonucunda TBMM’nin geri gönderilen yasa tasarısını aynen kabul etmesi zorlaştırılıyor. Yasama yetkisi konusunda Cumhurbaşkanı lehine yeni bir dengesizlik yaratılıyor. Bir yandan‘Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri’ ile TBMM’ne paralel bir yasama yetkisi kullanılırken, diğer yandan Yasamanın Meclis’e bırakılmış olan ayağında da Cumhurbaşkanlığı makamı önemli etki ve müdahale gücünü eline geçiriyor. Bunların sonucunda da yasama organı, yani TBMM, fiilen büyük ölçüde etkisizleştirilmiş oluyor.

***

Anayasa değişikliği teklifinin 7. maddesiyle Anayasa’nın 93. maddesinde yapılması önerilen değişiklik kapsamında; ara verme veya tatil sırasında doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine toplanabilen TBMM’nin, bundan böyle yalnızca Cumhurbaşkanı tarafından toplantıya çağrılabileceği belirtiliyor.

TBMM meclis görüşmelerine verilen ara veya tatil sırasında acil bir ihtiyaç ortaya çıktığında dahi kendi iradesiyle toplanamayacak; Cumhurbaşkanı’nın çağrısına ihtiyaç duyulacak. Yasama ve Yürütme arasındaki denge Yürütme lehine daha da bozulmuş olacak. Yasama organının Yürütme (yani Cumhurbaşkanı) üzerindeki denetim yetkisi ortadan kalkacak. Cumhurbaşkanı’nın Yasama üzerinde etki sahibi olmasına yönelik tüm kapılar açık bırakılıyor.

***

Anayasa değişiklik teklifinin 8. maddesiyle Anayasa’nın 98. maddesi değiştirilmek isteniyor. Bu maddedeki ‘TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları’ olan kenar başlığının Anayasa metninden çıkarılması öneriliyor.

Madde başlığının kaldırılması aslında Türkiye’de Yasama ile Yürütme organı arasındaki ilişkilerin ‘isimlendirilemediği’ bir hükümet sisteminin oluşturulduğu anlamına geliyor.

Aynı değişiklik teklifinde TBMM bundan böyle Başbakan veya bakanlar kurulu yerine ancak Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı sorusorabilecekler. Bu değişiklik maddesinde ayrıca TBMM’nin Genel Görüşme yapma yetkisi sınırlandırılarak Devlet faaliyetlerinden tümüyle dışlanmış olacak. Önerilen düzenlemede Cumhurbaşkanı, hâlihazırdaki Başbakan’ın yerine geçen; ancak onu ciddi ölçüde aşan icraî yetkilerle donatılıyor. Yürütme’nin tek ve etkin başı olan Cumhurbaşkanı’nın milletvekilleri tarafından yöneltilecek soruların asıl muhatabı olması gerekirken, sistemdeki tüm Yürütme yetkilerinin Cumhurbaşkanı’nda toplanmış olmasına karşın, milletvekillerinin Cumhurbaşkanı’na soru sormalarına olanak tanınmamakta; sorular ancak Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yöneltilebilmektedir. Bu da Monarşi, yani Kraliyet rejimlerini andıran bir Yürütme organı tasarımını çağrıştırıyor. Kuvvetler ayrılığında denge ve denetimin sağlanması için TBMM’nin elindeki gensoru ve güvenoyu hakkı elinden alınıyor.

***

Değiştirilmesi önerilen 9. maddede Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması durumunda yalnızca Cumhurbaşkanı seçiminin yenileneceğine hüküm veriyor. Seçimlerin tamamlanamaması durumunda, mevcut Cumhurbaşkanının ‘yenisi göreve başlayıncaya kadar‘ görevine devam edeceği hüküm altına alınıyor. Anayasa değişikliği teklifinin 8. maddesiyle Anayasa’nın 101. Maddesinde yapılması öngörülen değişikliğe göre bir kimsenin en fazla iki kez Cumhurbaşkanı seçilebileceği öngörülüyor. Bu değişiklik uyarınca ayrıca,Cumhurbaşkanı adayı önerme konusunda siyasî parti gruplarının yetkili olacağı belirtiliyor.

Bu öneri, Anayasa’nın 116. Maddesine eklenmesi önerilen bir hükümle bir arada değerlendirildiğinde, 101. Maddede öngörülen görev süresi sınırının aşılması ihtimali ortaya çıkıyor. Zira Anayasa’nın 116. Maddesine ilişkin değişiklik önerisinde, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birlikte ve aynı anda yenileneceği öngörülmektedir. Bu bağlamda, 116. Maddenin 3. fıkrasında; ‘Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir’ ifadesi yer almaktadır.
Böylece, Meclis’in kendi seçimlerini yenilemeye karar vermesi durumunda, Meclis seçimleriyle birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimleri de yenilenecek ve fakat bu durumdaki Cumhurbaşkanı, üçüncü kez bu göreve aday olabilecektir. Bu durumda, bir kişinin en fazla iki kezCumhurbaşkanı seçilebileceği yönündeki düzenleme etkisiz kalacak.

Mevcut olan en az yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile Cumhurbaşkanı adayı önerme olanağı ortadan kaldırılıyor. Bu düzenleme milletvekillerinin bireysel tercih ve iradelerine tanınan alan gittikçe daraltılıyor. Zira milletvekillerinin Cumhurbaşkanı adayı önerme konusundaki bireysel tercih ve iradeleri zayıflamakta; bu konudaki yetki, parti genel başkanlarının karar ve eğilimlerine tâbi kılınmış olmaktadır.

Cumhurbaşkanı ‘partili‘ ve dolayısıyla ‘taraflı‘ olacak. Bu durum Cumhurbaşkanı’nın devletin varlığını, bölünmezliğini ve ulusun bütünlüğünü temsil eden rolünü ortadan kaldıracak. Böyle bir adaylık sürecinin sonunda seçilen kişinin ‘belli bir partinin Cumhurbaşkanı’ olacağından ‘bütün bir milletin Cumhurbaşkanı‘ olamayacak. Bu da sadece siyasi arenada değil, toplumda da kutuplaşmaya yol açacağından ulusun bütünlüğü tehlike altına girecek.

***

Özellikle 6, 7, 8 ve 9. maddelerle Meclis yetkilerine büyük oranda sınırlama getirilirken Cumhurbaşkanına milletin iradesiyle seçilen meclis tarafından denetlenemeyecek şekilde yürütme yetkileri veriliyor; Cumhurbaşkanının üçüncü kez seçilmesinin kapısı açık bırakılıyor. Bu da asla demokrasiyle bağdaşmayacak şekilde millet iradesine yetki sınırlaması anlamına gelir.

Takdir sizin!

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

   

       

 

 

 

 

 

© InterAjans-Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!