Selamün Yavuz yazdı: Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri (1): Rönesans, Fransız Devrimi, aydınlanma

CUMHURİYET’in kuruluşunun 99. yılını kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerinin önemini bir kez daha vurgulamak gerekir.

Cumhuriyet devrimleri ve bunun sonucunda gerçekleşen Türk aydınlanması onlarca yıldır süren karşı devrimle epeyce hırpalandı. Ama son yıllarda Atatürk karşıtı her söylemden sonra Atatürk ve Cumhuriyet devrimleri genç kuşak tarafından daha iyi anlaşıldı.

Türk eğitim sistemi maalesef sorgulama yerine ezberlemeyi öğrettiği için neden, niçin, nasıl sorularına yanıtlar bulmak yerine öğrencilere ancak kim ve ne zaman sorularının yanıtlarını ezberletebilmişiz. Dolayısıyla neden, niçin, nasıl sorularının yanıtlarını bulunca kim sorusunun yanıtı olan Atatürk ve onun eseri Cumhuriyet devrimleri ayrı bir anlam kazanıyor.

Aslında cumhuriyetin ilk yıllarını ‘Aydınlanma çağı’ olarak nitelendirmek gerekir. Bilindiği gibi Batı dünyasında aydınlanma Rönesans ve Fransız Devrimi ile başlamıştır. Anlamı ‘Yeniden doğuş’ manasındaki Rönesans sözcüğü, ‘Kendine gelme ve eski canlılığını, biçimini yeniden kazanma, daha iyi bir duruma gelişme’ olarak tanımlanabilir. Bu tanım da Türk tarihi sürecinde Cumhuriyet devrimlerinin ne anlama geldiğini bize çok güzel izah eder.

Prof. Dr. Özgür Demirtaş ‘Küresel olmadan milliyetçi olunmaz’ der. Dolayısıyla Türk aydınlanmasını iyi anlayabilmemiz için önce Batıdaki aydınlanma çağını iyi bilmemiz gerekir.

Batıdaki aydınlanma çağının 1650’lerde başladığı söylense de, aydınlanma çağının başlangıcı 1500’lü yıllara kadar gider. O yıllarda topluma hükmeden tek bir güç vardır; o da kiliselerdir. Topluma tamamıyla kiliseler hakimdir. Bugünlerin en önemli değeri olan kamu ya da birey yoktur. Kiliseler ve bu kiliselerin bütün bireylere ve var olan ya da üretilen değerlere hakimiyeti vardır. Örneğin 1500’lü yıllardan önce ressamlar ve yaptıkları resimler kiliseye aitti. Dolayısıyla 1500’lü yıllardan önce Batılı ressamların yaptıkları resimlerde resimlerin altında bir imza kullanılmaz.

O yıllarda Avrupa’da başlayan aydınlanma hareketiyle insanların, ressamların yaptığı resimlerin ve çiftçinin ürettiği ürünün kiliseye ait değil, bireylerin ürünü olduğu görüşü benimsenmeye başladı. Yani toplumun her kesimine egemen olan kiliselerin yerine, toplumun özellikle bireylerden oluştuğu ve bu bireylerin ürettiği katma değerlerle toplumun kendini geliştirdiği fikri önem kazanmaya başladı. Ressamlar da 1500’lü yıllardan sonra resimlerinin altına kendi bireysel imzalarını atmaya başladılar.

Avrupa’da 1500’lü yıllarda başlayan aydınlanma hareketi 1798 Fransız devrimiyle doruk noktasına ulaştı. Ülkeleri yöneten kralların sonsuz yetkileri, insanlar arasında giderek büyüyen sınıf ayrılıkları, soyluların ve rahiplerin ayrıcalıkları, Fransız devriminin ana nedenleri olarak sıralanabilir.

Avrupa’da 300 yıl süren aydınlanma süreci sonucunda halkın ayaklanmasıyla gerçekleşen Fransız Devrimi sırasında yayınlanan ‘İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi’nde kiliselerin mutlak hakimiyeti ortadan kaldırılarak bireysel özgürlük, mülk edinme hakkı ve devlete bireysel hakları koruma görevi verilmesi gibi unsurlar öne çıkar. 

İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi şu maddelerden oluşur:

1.Egemenlik milletin olacaktır.

2.Herkes din, inanç ve düşüncesini özgürce yaşayıp yayabilecektir.

3.Mülkiyet hakkı kutsal ve dokunulmaz bir hak olacaktır.

4.Özgürlük, başkalarına zarar vermeden her şeyi yapabilme olarak nitelendirilecektir.

5.İnsan ve Vatandaş haklarının güvence altına alınması, kamu düzeninin sağlanması devletin görevi olacaktır.

6.Herkes, suçlu olduğu kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılacaktır.

Fransız devrimi Avrupa’da Rönesans’ın başlangıcı olarak da kabul edilir.

Fransız devriminin 3 ana sloganı vardı.

Liberte (özgürlük), Egalite (eşitlik) ve Fraternite (kardeşlik). Bu kavramlar halen Avrupa’da siyasi akımların en önemli çıkış noktası olarak kabul edilir.

Liberte, liberal ekonomi düşüncesinin çıkış noktasıdır.

Egalite, insanlar arası eşitliği benimseyen Avrupa sosyal demokrasisinin ilham kaynağıdır.

Fraternite, dinin insanlar arasında kardeşliği sağladığını savunan Avrupa Hristiyan demokratlarının yaşam alanıdır.

Peki 1789 Fransız devriminin Osmanlı Devleti’ne etkisi ne oldu?

Bir sonraki yazıda bu konuyu ele alalım.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

© İnterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!