Selamün Yavuz yazdı: Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri (4): Kurtuluşa giden yol

BİR önceki yazıda 1. Dünya Savaşından Almanya ile birlikte yenik çıkan Osmanlı Devleti’nin önüne sunulan ve parçalanmasını öngören Sevr Antlaşmasının ağır şartlarını, buna karşı oluşan direniş hareketlerini ve Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışını ele almıştık.

Atatürk, arkadaşlarıyla birlikte Amasya’ya geçip 22 Haziran 1919’da bir genelge yayınlayarak her ilden üç temsilcinin seçilerek daha sonra Sivas’ta yapılacak milli bir kongreye katılmalarını istedi. Daha sonra Erzurum, Balıkesir ve Alaşehir’de de kongreler yaparak kurtuluş mücadelesi için geniş bir halk desteği aradı. Bu kongrelerin ve illerden seçilen temsilcilerin katılımıyla 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas’ta bir hafta süren bir kongre yapıldı.

Bu kongrede düşman işgaline karşı tam bağımsızlık için topyekûn savunma ve direnme yapılmasına, bunun için Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetlerinin oluşturulmasına, Millet meclisinin, o zamanki adıyla meclisi mebusanın, bir an önce toplanmasına karar verildi. Bu kongrede ayrıca, Osmanlı hükümeti işgalci güçler tarafından ülkeyi terk etmek zorunda kalırsa, kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesinin devam edilebilmesi için alınacak tedbirleri konuşup karara bağladı. Kurtuluş mücadelesinin Kuvâ-yı Millîye tarafından yürütüleceği kararlaştırıldı.

Osmanlı Millet Meclisi 12 Ocak 1920 tarihinde İstanbul’da toplandı, iki hafta sonra gizli bir oturumda düşman işgalinin kabul edilmediği, Mîsâk-ı Millî, (yani Türkiye’nin şu andaki sınırlarının) esas olduğunu kabul etti. Bu karar bir ay kadar sonra yabancı basına ve diğer ülkelere bildirildi. Bunun üzerine işgal kuvvetleri meclisi silahla basarak, milletvekillerini tutukladılar. Böylece Osmanlı Meclisi düşman süngüleri altında kapanmak zorunda kaldı.

Osmanlı Meclisi de bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesi vermek istiyordu; ama bunu yapacak ne gücü ne de iradesi vardı. Bağımsızlık ve kurtuluş lafla istemekle olmuyor, bunun için mücadele etmek gerekiyor.

16 Mart 1920’de İstanbul tamamen işgal edildi, 11 Nisan 1920’de de padişah Osmanlı Meclisini tamamen kapattı. İşte tam burada Mustafa Kemal’in bağımsızlık ve kurtuluş için mücadele azmi ortaya çıktı.

Bu olayı duyan Mustafa Kemal Atatürk işgalci güçlerin bu şiddetini protesto etti, bunun haksız olduğunu yayınladığı bildiriyle bütün dünyaya duyurdu.

19 Mart’ta bir bildiri yayınlayarak bütün ülkede Kurucu Meclis için seçimler yapılmasını istedi. Seçilen ilk Meclis 23 Nisan 1920’de saat 14:00’te toplandı ve aldığı ilk kararla TBMM kuruldu. Hatta bu meclise, İstanbul’daki meclisin bazı üyeleri de katılma hakkını kazandı.

TBMM’nin aldığı kararlar doğrultusunda iki yıldan fazla süren bir millî kurtuluş savaşı başladı. Düşman işgali altındaki Mîsâk-ı Millî sınırları içerisindeki her yer bazen yapılan baskınlarla, bazen uzun süren savaşlarla tek tek kurtarıldı.

26 Ağustos 1922’de başlayıp 9 Eylül’de zaferle biten Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Batı Anadolu’yu işgal eden Yunan ordusu dağılarak İzmir’e kaçmaya başladı. 1 Eylül’de Atatürk ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir’ diyerek kaçan Yunan birliklerinin takip edilmesini istedi askerlerinden. 15 günde 400 kilometrelik yolu yürüyerek kat eden Türk askeri, 9 Eylül’de İzmir’e girerek burayı da düşman işgalinden kurtardı.

11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşmasıyla hem silahlı çatışma durdu, hem de Edirne dahil Trakya’nın da Türkiye’ye bırakılmasına, bir ay içinde Yunanlıların Trakya’yı terk etmesine karar verildi.

19 Mayıs 1919 ile 11 Ekim 1922 arasında hazırlığı yapılan ve Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen kurtuluş savaşında Atatürk büyük bir özveri gösteren halkın bu kurtuluş hareketine katılımını sağladı. Anadolu’nun değişik kentlerinde düzenlediği kongrelerde de bunu görüyoruz. Kurtuluş Savaşı sırasında da halktan büyük fedakarlıklar istedi. Atatürk’ün 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası 2. Büyük kongresinde okuduğu 900 sayfalık Nutuk, 1919’dan 1927’ye dek kendisinin ve silah arkadaşlarının faaliyetlerini özetlediği konuşmasının metnidir ve halktan istenilen fedakarlıklara karşı bir nevi hesap vermedir.

Atatürk, gerek kurtuluş mücadelesini gerekse Cumhuriyetin ilanından sonra gerçeklesen Cumhuriyet devrimlerini halka rağmen değil halkla beraber yapmıştır ve kendisini halka ve onun temsilcilerine karşı sorumlu hissetmiştir. Bundan dolayı Kurtuluş Savaşını başlatmadan önce seçimler yaptırarak TBMM’yi kurmuş, Cumhuriyetin aydınlanma devrimleri de bu meclisin iradesiyle hayata geçirilmiştir.

Bir sonraki yazıda Kurtuluş Savaşından sonra 29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Türkiye’de neler olup bittiğine bakalım.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

Paylaş

© 2001-2022 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Content is protected !!