Selamün YAVUZ yazdı: Avrupa’da verilen zorlu sınavlar

AVRUPA’da baş gösteren ‘sığınmacı krizi’ hem Avrupa’da yaşayan Müslümanların hem de Avrupalıların kendilerinin bir çeşit sınavdan geçmesine yol açıyor. Çünkü Avrupa’da yaşanan bu hassas dönemde maalesef birçok insan akıl ve mantıklarıyla değil, duygular ve popülist yaklaşımlarla günbegün değişen gelişmeleri değerlendiriyor.

Haber başlıkları

Son iki hafta içerisinde İnterAjans’ta yayınlanan haberlerin başlıklarına bir göz atıyorum…

  • Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, 2015’te ülkedeki İslam karşıtı saldırıların önceki yıla oranla 3 katına çıktığını söyledi.
  • İngiltere’de sığınmacıların yerleştirildiği evlerin kapılarının Nazi Almanya’sındaki uygulamaları hatırlatacak şekilde kırmızıya boyandığı ortaya çıktı.
  • İngilizce dersinde yanlışlıkla “terörist evde” yaşadığını yazan 10 yaşındaki Müslüman çocuğun, polis tarafından sorgulandığı ortaya çıktı.
  • Hollanda’nın Kuzey Brabant eyaletine bağlı Heesch kasabasında yapılması planlanan 500 kişilik sığınmacı barınma merkeziyle ilgili belediyede düzenlenen toplantıyı protesto eden kalabalık grup polisle çatıştı.
  • Hollanda’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, erkek sığınmacıların mülteci yurtlarına hapsedilmelerini istedi.
  • Fransa’nın başkenti Paris’in güneydoğusunda bulunan Seine et Marne bölgesinde Müslüman mezarları tahrip edildi.
  • Danimarka’da ilk kez bir kişiye, yürümek zorunda kalan sığınmacıları arabasına alarak yardım ettiği için para cezası verildi.
  • İsviçre, sığınmacıların bin İsviçre frangından (3 bin 27 TL) fazla para ve değerli eşyalarına el koymaya başladı.
  • Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Genel Müdürü William Lacy Swing, göçmen karşıtlığının pek çok gelişmiş ülkede eşi benzeri görülmemiş bir şekilde arttığı uyarısında bulundu.
  • Hollanda’nın Kuzey Brabant Bölgesi’nin Bernheze Belediyesi’ne bağlı Heesch köyünde kimliği meçhul kişi veya kişiler, sığınmacı yurdu yapılması planlanan arsadaki bir ağaca domuz leşi astılar.
  • Hollanda’nın Utrecht kentindeki Overvecht semtinde sığınmacıların yerleştirilmesi planlanan binanın duvarlarına gamalı haç çizildi ve ırkçı sloganlar yazıldı.
  • Belçika’nın Batı Flandre ili Valisi Carl Decaluwe, halkı yasa dışı sığınmacılara yardım etmemeye çağırdı.
  • Fransa’nın Korsika Adası’nın güneyinde Propriano kasabasında, Müslümanlara ait bir kasap dükkanı ve biraz ötesindeki dönerci sabaha karşı otomatik silahlarla tarandı.
  • Yunanistan Göç Bakanı Ioannis Mouzala, Belçikalı meslektaşı Theo Francken’in, “Sığınmacıları denize geri dök. Üzgünüm ama boğulup boğulmamaları umurumda değil” dediğini öne sürdü.
  • Almanya’da sığınmacı yurtlarına saldırlar 2015 yılında, bir önceki yıla göre 5 kattan fazla arttı.
  • Siyahi insanlara sosyal medyada maymun benzetmesi yapan Belçikalı bir polis memuru, Gent Mahkemesi’nde görülen davada ırkçılık yapmak, ırkçılığı ve zenofobiyi (yabancı korkusu-nefreti) körüklemek suçlarından beraat etti.
  • Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, ülkede suç işleyen yabancıların gelecekte daha hızlı bir şekilde sınır dışı edilebileceğini söyledi.
  • Danimarka Meclisi, sığınmacıların ziynet eşyaları ve paralarına el konulması ve aile birleşimi için başvurusu süresinin 3 yıla çıkarılmasını öngören yasa tasarını kabul etti.

Bu haber başlıkları son 10 günde Avrupa’nın 5-6 ülkesinden basına yansıyan haberlerden sadece bazıları. Diğer ülkelerden elimize ulaşmayan haberlerle bu listeyi daha da uzatmak mümkün.

Avrupa Müslümanlarının sınavı

Bu haberlerin ışığında Avrupa’da yaşayan Müslümanların günlük yaşamı da etkileniyor. Yaşadığı topluma uyum sağlamış, o topluma bir şekilde katkısı olan bir Müslüman bile içinde yaşadığı toplumun bu ve buna benzer tepkisini görünce ister istemez yaşadığı toplumla arasındaki bağ zayıflayacak; günlük yaşamında da zorlu sınavlar vermek zorunda kalacak belki.

Hıncahınç dolu otobüste yanına kimse oturmayacak;

Komşusu bile belki selamı, sabahı kesecek;

Sokakta, trende, istasyonda insanlar siyah saçlı, esmer tenli birisini görünce tedirgin olacak;

İşyerinde güvensizlik duyulacak;

Her hareketleri şüpheyle karşılanacak…

Özellikle İngiltere’de Müslüman bir ailenin 10 yaşındaki çocuğunun sorguya çekilmesi haberini iyi okuyun ve bu olayın arkasında yatan güvensizliğin, tedirginliğin ve şüpheciliğin o çocuk ve o aile için ne gibi sonuçlar doğuracağını değerlendirmeye çalışın.

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bu topluma adapte olarak yaşayan ve böyle yaşamaya devam etmek isteyen milyonlarca Müslüman adeta bir ‘mahalle baskısı’ altında daha ne kadar düzenli yaşamını sürdürebilir?

Müslümanlar bu sınavı ancak soğukkanlı davranarak, diyalog arayışına girerek ve hep bir ağızdan terörün her türlüsünü lanetleyerek atlatabilirler.

Avrupalıların verdiği sınav 

Diğer yandan AB’nin verdiği zorlu sınavlar da var. Ekonomik kriz ve bunun peşinden Birliğin ortak parası euro krizi tam atlatılmışken, sığınmacı krizi patlak veriverdi. Bu kriz Avrupa’nın zayıf halkalarını da ortaya çıkardı.

Bunların başında Schengen Sınır Anlaşması var; kriz sonucu Schengen bölgesi içindeki bazı ülkeler sınır kontrolünü 20 yıl aradan sonra yeniden uygulamaya koydular.

Türkiye ile yapılan sığınmacı anlaşmasını İtalya bloke etmeye hazırlanıyor; AB içinde bunun gibi daha birçok çatlak sesin çıkması endişesi var.

AB içinde sığınmacı kotası konulması ve ülkelere dağılımı konusunda henüz bir görüş birliğine varılamadı. Avusturya kendine göre geliştirdiği bir formülle kota belirledi, ama bu formülün diğer AB ülkeleri tarafından benimsenip benimsenmeyeceği henüz meçhul.

Bunlar göreceli olarak üstünden gelinmesi kolay olan sorunlar. AB ülkeleri içselledikleri uzlaşı kültürü ile rahatlıkla bu sorunların üstesinden gelebilirler.

Avrupa’nın şu anda verdiği en büyük sınav aslında kendi değerlerini ayakta tutup tutmamakla ilgili.

Örneğin Türkiye ile yapılan Geri Kabul Anlaşmasının (GKA) 10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne ve 4 Aralık 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uyup uymadığı tartışma konusu. Diğer yandan Türkiye ile yapılan GKA 28 Temmuz 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin bazı maddelerini yürürlükten kaldırıldığı anlamına gelmez mi?

Diğer yandan İslam karşıtı ve yabancı düşmanı partilerin gerek Fransa’da olduğu gibi seçimlerde, gerekse diğer AB ülkelerinde kamuoyu yoklamalarında yüksek oranda oy alıp birinci parti durumuna gelmeleri de Avrupa’da yaşayan Müslümanlar kadar Avrupa’nın önemli değerlerine sahip çıkan Avrupalılar için de kaygı verici.

Bunlara bir de yukarıda sıraladığımız eylemleri eklersek ortaya şu tablo çıkıyor:

Avrupa, yönetimiyle, siyasi tercihleriyle ve özellikle sığınmacı akınından sonra başlayan eylemlerle son bir kaç yılda kendi değerlerinden hızla uzaklaşıyor ve hem Avrupa’da yaşayan Müslümanlar, hem de evrensel değerlere sahip çıkan Avrupalılar bunun sonucu zorlu bir sınav veriyorlar.

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.         

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans