Selamün Yavuz yazdı: Bu defter kapanmaz!

Önceki gün ‘Bosna kasabı’ olarak anılan Bosnalı Sırpların komutanı Ratko Mladiç hakkındaki nihai karar açıklandı. 2011’den beri Lahey’de Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Mladiç, mahkemenin verdiği kararla ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Defter kapanır mı?

‘Bosna kasabı’ Ratko Mladiç 1995’te Sırp güçlerince 8 binden fazla Boşnak sivilin öldürüldüğü Srebrenitsa soykırımı, insanlığa karşı işlenmiş suç ve savaş yasalarını ihlal etme başta olmak üzere, toplam 11 suçtan yargılandı, suçlamaların 10 tanesinden suçlu bulundu. Tam 530 celsede görülen davada, toplam 591 tanık ifadesine başvuruldu, 9 bin 914 kanıt mahkemece kabul edildi.

Srebrenitsa soykırımının en önemli sanıklarından Radovan Karadzic’e Mart 2016’da 40 yıl hapis cezası verilmis, Slobodan Miloşeviç ise 2006’da Lahey’de yargılanırken hayatını kaybetmişti.

Srebrenitsa’da yapılan soykırımın uygulayıcıları, karar ve komuta yetkisine sahip Karadziç, Miloseviç ve Mladiç’e verilen cezalarla Srebrenica soykırımı defteri kapanır mı?

Kapanmaz, kapanmaması gerekir.

Zira bu, dünyada işlenebilecek en ağır suçun daha çok müsebbipleri var.

Hollanda cephesi

8 bin ila 9 bin arasında Boşnak sivilin katledildiği bu soykırımda Birleşmiş Milletler (BM) adına Srebrenitsa’da görev yapan Hollanda ordusuna mensup askerlerin (Dutchbat) konumları ve ekranlara da yansıyan, sanki soykırıma göz yumarmış gibi davranışları cezasız kaldı.

Srebrenitsa’da yaşanan soykırımdan bir hafta sonra bir televizyon programında açıklama yapan dönemin Wim Kok hükümeti bakanı Jan Pronk, yaşananları ‘soykırım’ olarak nitelendirdi. Hükümet, Kasım 1996’da Hollanda Temsilciler Meclisi’nin de onayıyla Srebrenitsa’da olan bitenlerle ilgili geniş ve kapsamlı bir araştırma yapılması için talimat verdi. Altı yıla yakın bir araştırma sonucu 10 Nisan 2002’de araştırma raporu kamuoyuna açıklandı.

Hollandalı BM askerlerinin Srebrenitsa soykırımına engel olamamasından dolayı siyasi sorumluluğu üstlenen Wim Kok hükümeti 16 Nisan 2002’de istifa etti, ama siyasi sorumlular cezasız kaldı.

***

Dutchbat komutanı Thom Karremans soykırımın yaşandığı günlerde Mladiç ile kadeh tokuşturmak yerine, Srebrenitsa’da bir esir kampında toplanmış binlerce Boşnak erkeği ve erkek çocuğunu katliamdan kurtarmak için askeri planlar üzerinde çalışsa ve o insanları kurtarsa bugün bütün dünyanın saygı duyduğu efsane bir asker olabilirdi. Ama bunu yapmadı, Boşnakları adeta kendi elleriyle Bosna kasabına teslim etti.

Soykırım suçuna ortak olması nedeniyle  bir çok kez yargılanan Karremans, her defasında suçsuz bulundu, hatta 2006 yılının Aralık ayında Karremans’a ‘Yaklaşık 850 Dutchbat askeri ile birlikte zor şartlar altında namus ve şerefleri ile görevlerini yerine getirdikleri ve uzun süreden beri olumsuz tepkiye maruz kaldıklarından dolayı’ Hollanda Savunma Bakanı Henk Kamp tarafından ‘Dutchbat III nişanı’ verildi.

***

Daha beş ay önce, Lahey Temyiz Mahkemesi Srebrenitsa’da 1995’te 300 Boşnak erkeğin ölümünden Hollanda hükümetinin ‘kısmen sorumlu’ olduğu kararını verdi. Mahkeme ayrıca, kurbanların yakınlarının talep ettiği tazminatın yüzde 30’unun karşılanacağına karar verdi. Hollanda hükümeti bu suçlamaları kabul etmeyerek Lahey Temyiz Mahkemesi’nin bu kararına karşı temyize gideceğini açıkladı. Hollanda Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Hollanda devletinin verilen kararla ilgili mahkemeyle aynı fikirde olmadığını ve Hollanda taburunun söz konusu ölümlerden sorumlu tutulmasına anlam veremedikleri’ sözlerine yer verildi.

Bir tabur Hollandalı asker, gözlerinin önünde yapılan soykırımdan sorumlu tutulamazsa, o askerler Srebrenitsa’ya ‘Bostan bekçiliği’ yapmak için mi gönderildi?

Bu soykırımın Hollanda cephesindeki suçlular cezasını çekmeden bu defter kapanmaz.

Birleşmiş Milletler

Hollanda’nın bu suçlamalara karşı en önemli savunması, Birleşmiş Milletler adına bölgede görev yapan Hollanda taburu Dutchbat’in olay yerinde müdahale edebilmesi için Birleşmiş Milletler tarafından yeterince yetkilendirilmemesi.

Bu gerekçeyle soykırımda suçu bulunan Hollandalı askeri ve sivil yetkililer her defasında mahkemeden ceza almadan kurtuluyorlar.

Peki öyleyse en büyük suçluyu Birleşmiş Milletler bünyesinde aramak gerekmez mi?

Başta dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali olmak üzere, o dönemin uluslararası karar vericilerinin bu soykırımı önlemek için neler yapıp yapmadıkları ortaya çıkarılıncaya kadar soykırım mağdurlarının acıları dinmeyecek.

Bu soykırımda Birleşmiş Milletlerin payı araştırılmadan ve suçlular bulunup cezasını çekmeden bu defter kapanır mı?

***

Adalet tam tecelli edinceye kadar analar oğulları için, kızlar babalar için, kadınlar kocaları için, yavuklular nişanlıları için adalet arayışını sürdürecekler ve bu defter kapanmayacak!

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook:
www.facebook.com/selamunyavuz

 

 

                   

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans