Selamün Yavuz yazdı: Gelelim şimdi esas soruna…

GEÇEN hafta PvdA lideri Lodewijk Asscher’ın çocuk bakım yardımı skandalındaki sorumluluğundan dolayı siyasetten çekilmesinin ardından hükümet de istifa etti. Siyasi sorumlulardan VVD’li Ekonomi Bakanı Wiebes da siyasetten çekildiğini açıklarken Başbakan Rutte bu skandalda doğrudan sorumlu olmadığı gerekçesiyle sadece hükümetin istifa ettiğini, kendisinin ise Mart’ta yapılacak genel seçimlere yine VVD’nin siyasi lideri olarak katılacağını açıkladı. CDA’lı Hoekstra da sessiz sedasız CDA’nın liste başından seçimlere girecek.

Mağduriyetlerin telafisi

Çocuk bakım yardımı skandalının bu derecede siyasi sonuçlar doğurması mağdur ailelerin çektiği acıları ve sıkıntıları bir nebze de olsa hafifletmiş oldu. Ama bu istifalar ile sorunlar çözülmedi; hatta sorunların çözümü için henüz başlangıç bile yapılmadı.

Hükümet, mağdur ailelerin her birine en az 30 bin Euro maddi yardım yapılacağını açıkladı. Bu para da ailelerin borçlarını ödemeleri için yapılacağı bildirildi. Ancak ailelerin çoğunun borçları zaten Vergi Dairesine. Ailelere yapılan bu yardımın doğrudan yine Hollanda Vergi Dairesinin kasasına gidecek olması kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı. Bunun ardından hükümet mağdur ailelerin vergi borçlarının sıfırlanacağını duyurdu. Bu iyi bir adım, ancak yeterli değil. Birçok aile, diğer birçok kamu ve özel kuruluşlara bu skandal uygulamadan dolayı on binlerce Euro borçlanmış. Kimileri eşinden dostundan borç alarak hayata tutunmaya çalışmışlar.

Peki bu borçlar ne olacak?

Yıllarca süren bu skandal uygulama yüzünden, ailelerin dağılmasından intihara kadar binlerce dram yaşandı. Bu yaşanan dramlar nasıl telafi edilecek?

Bu konularda kamuoyuna yansıyan bir çalışma yok.

Mağdur aileler elbette bütün hukuki yolları deneyerek mağduriyetlerinin telafisi için haklarını sonuna kadar arayacaklar.

Neoliberalist yalan

Başbakan Rutte, hükümetin istifa gerekçesini açıklarken bütün bu olanların çocuk bakımı yardım sisteminden kaynaklandığını ve bir an önce bu sistemin değiştirilmesi gerektiğini açıkladı.

Bilindiği gibi aynı sistem kira yardımları, hasta bakım yardımları ve diğer devlet yardımları için de kullanılıyor. Ancak Rutte’nın suçu sisteme atması tamamen kamuoyunu yanıltmaya yönelik neoliberalist bir yalandan başka bir şey değil.

Sistemde elbette hatalar olabilir. Hataların düzeltilmesi ya da sistemin komple değiştirilmesi yoluna gidilebilir, ancak bu hiçbir şekilde yaşanan mağduriyetin asıl sebebini ortadan kaldırmaz.

Çünkü bu ailelere yapılan haksız uygulamanın esas sebebi, Hollanda vergi dairesinin kurumsal ayırımcılık yapması ve suçüstü yakalanması.

Esas sorun ne?

Eğer bir devlet kurumu, vatandaşlarının soy isimlerine, ikinci bir uyruk sahibi olduklarına bakıp on binlerce aileyi rutin bir yolsuzluk araştırmasında mercek altına alıp haksız yere cezalar yağdırıyorsa burada devletin işleyişinde büyük bir kurumsal ayırımcılık skandalı var demektir. Kaldı ki, Vergi Dairesi yüksek yaptırım gücüne sahip bir devlet kurumudur. Bir devlet kurumu, haksız yere yaptırım gücünü kullanarak on binlerce ailenin büyük dramlar yaşamasına sebep olduysa sorun yardım sisteminden kaynaklanmıyor; esas sorun devlet kurumlarında kurumsal ayırımcılık yapılması olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla sorunun adını doğru koymak gerekiyor.

Aralık ayında açıklanan araştırma raporunda bu konuya kısaca değiniliyor, ancak bununla ilgili şimdiye kadar sorumluların özür dilemesinin dışında hiçbir ilerleme kaydedilmedi.

Hükümetin tavrına bakılırsa sanki her şey ‘Aynı tas aynı hamam’ devam edecek gibi.

Halbuki kurumsal ayırımcılık, göçmenlerin yıllardan beri karşılaştıkları ve bunu defalarca dile getirdikleri büyük bir toplumsal sorun.

Vergi Dairesi kurumsal ayırımcılık yaparken suçüstü yakalandı, ama göçmenler Polis Teşkilatında ve hatta yargı sisteminde de kurumsal ayırımcılık yapıldığını yıllardır dile getiriyorlar. Tesadüfen bu iki kurum da aynı Vergi Dairesi gibi yaptırım gücü yüksek devlet kurumları. Polis Teşkilatı içinde bu sorunu dile getirenlerin disiplin cezalarıyla görevden uzaklaştırıldığı da biliniyor.

Görünen o ki, kurumsal ayırımcılık yaptırım gücü yüksek devlet kurumları tarafından sistematik olarak yapılıyor.

İşte esas sorun bu ve acilen bu sorunun üzerine gidilmesi gerekiyor.

Seçimlere iki aydan daha az bir zaman kaldı. Bence oyunuzun rengini partilerin bu konudaki tutumunu göz önüne alarak belli edin.

SELAMÜN YAVUZ


Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

      

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.