Selamün Yavuz yazdı: Gıda güvenliği (2):

Daha çok zehir, daha çok hasta, daha çok ilaç, daha çok kâr!

BİR önceki yazımda Alman Bayer firmasının hem tarım zehirlerini, hem de insanların tedavisi için yapılan ilaçları en çok satan firma olmasının tesadüf olup olmadığını sormuştum.

İsterseniz bu yazıya bu soruyu yanıtlayarak başlayalım…

Bence tesadüf değil! Tesadüften de öte, her şeyin özelleştirildiği neo liberalist sistemde biz insanlar tarım, sağlık ve sigorta sektörünün kıskacı altında inim inim inliyoruz. Aslında Bayer firmasının diğer büyük küresel firmalardan hiç bir farkı yok. Bütün bu küresel firmaların hedefi her zaman daha fazla para kazanmak! İnsan sağlığına verilen önemin sıfır noktasına indirildiği bu sistemde, devletler özel girişimcilere çeşitli imtiyazlar sağlayarak kâr marjlarını artırmalarının ve insanlar üzerinden daha çok para kazanmalarının önü sonuna kadar açılıyor.

Çaput üretmek devletin asli görevi değildir’ söyleminden başlayarak birçok ülkede bugün gelinen noktada sağlık sorunu olan insanlar artık birer ‘Hasta’ değil, ‘Müşteri’!

TOHUM, GÜBRE, ZEHİR

İnsanları kıskacı altına alan tarım, sağlık ve sigorta sektörlerindeki aktörlerin hepsi de kâr amaçlı çalışan büyüklü küçüklü şirketler. Evet, hepsi de neoliberal politikalar sayesinde özelleştirilip daha fazla para kazanmak amacıyla ‘Hizmet’ (!) veren kuruluşlar.

Ama bunlardan en çok stratejik öneme haiz olanı tarım sektöründeki aktörler. Çünkü insanları zehirleme zinciri tarım sektöründen başlıyor.

Birincisi tohum… İnsanoğlunun bünyesine ve biyolojik yapısına uygun olmayan genetiği ile oynanmış ve hibrid tohumlardan üretilen gıdalar insan bünyesi ile uyuşmuyor, hastalıklara yol açıyor.

Daha da vahim olanı, ‘Çaput üretmek devletin asli görevi değildir’ zihniyeti ile yönetilen ülkelerde hibrid ve genetiği ile oynanmış tohumların ithalatı vergi indirimleri vesaire ile teşvik edilirken, örneğin Türkiye’de olduğu gibi yerli tohumların ticareti de yasaklanıyor. Yani çiftçi hibrid tohum kullanmaya mahkûm ediliyor.

İkincisi gübre…  Normal şartlarda tarım arazilerini gübrelemedeki amaç aslında ‘Topraktan aldığını doğal yollarla işleyerek tekrar toprağa kazandırıp’ topraktaki mikroorganizmaların yaşamlarını devam ettirmesini sağlamak.

Ama ikinci dünya savaşından sonra başlayan endüstriyel tarım için üretilen suni gübreler geçici bir süre için verimliliği artırsa bile yeryüzünde çok büyük tarım arazilerinde uzun vadede mikroorganizmaları öldürdü ve o tarım arazilerini çoraklaştırdı. Çoğunlukla 3. Dünya ülkelerindeki bu tarım arazileri artık kullanılamadığından böyle ülkelerde çok büyük oranda köyden kente göç de yaşanıyor. Bu da o ülkelerde ayrı sosyal sorunlara yol açıyor. Bu ülkeler artık kendi gıda ihtiyacını karşılayamayacak duruma geliyor ve dışa bağımlı oluyorlar.

Bir de, bu suni gübrelerin içine zararlı larvaları konularak tarım arazilerinde zararlıların üremesinin sağlandığı ve dolayısıyla çiftçilerin tarım zehiri kullanmak zorunda bırakıldığı iddiaları var ki, eğer doğruysa bu da çok vahim.

Gıda güvenliğimizi tehdit eden üçüncü önemli etken ise tarım sektöründe oldukça çok kullanılan pestisitler. Yani üretilen tahıl, meyve ya da sebzeye zararlı olduğu çiftçilere empoze edilen yabani otlar ve böcek, sinek, güve gibi hayvanlarla mücadele için kullanılan zehirler. Tarım arazilerine sıkılan o milyonlarca ton zehir, arı, kelebek, uğurböceği gibi tarım arazileri için çok faydalı hayvancıkları öldürdüğü gibi, toprağa karışarak bir kısmı tahıl, meyve ve sebzelerin kılcal kökleriyle yediğimiz o bitkilerin içine giriyor ve insanları zehirliyor. Bir kısmı da yağmur sularıyla topraktan aşağılara inip içme suyuna karışarak yine insanları zehirliyor. Yani ot ilacı ya da böcek-sinek ilacı adı altında satılan zehirler her hâlükârda insanları zehirliyor, insanların (kronik) hastalanmalarına yol açıyor. 

Piyasada ‘sertifikalı’ olarak satılan zehirlere gelince… Tarım zehirlerinin sertifikalı olması onların daha az zehirli ya da zehirsiz olması anlamına gelmez, zehir üreten ya da ithal eden firmanın lobi gücünü kullanarak sertifika aldığı anlamına gelir.

Aynen ‘Organik tarım ürünü’ tanımında olduğu gibi.

HASTA, İLAÇ, KÂR

Peki, insanlar bu tarım zehirleri yoluyla hastalandıktan sonra döngü nasıl dönüyor? Bunu sorgulayarak, soru ve yanıt silsilesiyle aydınlatmaya çalışalım.

Bir ilaç firması nasıl daha çok para kazanır? Daha çok ilaç satarak!

Daha çok ilaç satmak için ne olması gerekir? Daha çok insanın hasta olması gerekir! 

Daha çok insanın hasta olması için ne gerekir? İnsanları öldürmeyecek derecede gıdalarına zehir katılması gerekir! 

İnsanların gıdalarına nasıl zehir katarsın? Yedikleri tahıl, meyve ve sebzeye çiftçileri kandırıp ilaç adı altında zehir sıkmalarını sağlayarak!

(Bu arada bir parantez açarak şu tespiti yapalım: Tarımda kullanılan zehirler diğer bütün dillerde ‘Zehir’ diye adlandırılır. İngilizce agricultural poison, Almanca landwirtschaftliches Gift, Fransızca poison agricole, Flemenkçe landbouwgif. Ama bunu Türkçe’ye çevirirken kulağa daha şirin gelen ‘İlaç’ adını vermişler. Kim ve neden bunu yapmış olabilir?)

Daha çok insanın hasta olması için başka ne gerekir? Daha çok insanın erken yaşlarda kronik hastalıklara yakalanıp uzun ömürlü olmaları gerekir!

Daha çok ilaç satmak için daha başka ne gerekiyor? Daha çok doktorun ilaç firmasının ilaçlarını reçetelere yazması gerekir!

Daha başka? Sağlık sigortası şirketlerinin bu ilaçların masraflarını karşılamaları gerekir!

Sigorta şirketlerinin bu ilaçları karşılaması sizleri yanıltmasın! Onların kârı da aslında siz ‘Müşteri’lerin cebinden çıkıyor. Zira sigorta primlerini siz ödüyorsunuz ve o şirketler sizin ilaç masraflarınızı ödemesine rağmen yine de sizin ödediğiniz primlerle kâr ediyor. Eğer bu sigorta şirketlerinin kâr marjının düşme riski olursa hemen pahalı ilaçlar ödeme listesinden çıkarılıp sadece ucuz ve daha az etkili ilaçların ödemesi yapılıyor.

Yani burada kıstas, hastanın hangi ilaçla sağlığına kavuşacağı değil, müşteriye hangi ilaç verilirse sigorta şirketinin daha çok kâr oranını yakalayacağı.

***

O zehirli gıdalardan bol bol alıp hastalandıktan sonra tarım, sağlık ve sigorta sektörü girdabının içine girerseniz başınıza neler gelir?

SELAMÜN YAVUZ

 

    

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.