Selamün Yavuz yazdı: GÜZERGÂH: Bir çift mavi göz bu kentte dünyaya gözlerini açtı ve…

KUZEY Makedonya güzergâhı Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelerde yaşayan yurttaşlarımızın yaz tatili döneminde tercih ettikleri güzergâhlardan birisi. Bu yol üzerinde bir kent var ki buram buram Anadolu kokuyor, buram buram tarih kokuyor.

1430 yılında Osmanlı hâkimiyetine giren bu kent, 1912 yılına kadar yaklaşık 500 yıl Osmanlı yönetiminde kaldı. Osmanlı yönetimi sırasında Anadolu’dan, özellikle Konya ve civarından buraya büyük çapta göçler oldu.

Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) başkenti İstanbul ile Batı Roma İmparatorluğu başkenti Roma’yı birbirine bağlayan yol bu kentin tam ortasından geçiyor. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan ile yapılan mübadele anlaşmasında bu kentte yaşayan Türkler Anadolu’ya göç ederken İç Anadolu’da yaşayan Rumlar da bu kente göç ettiler.

Bu kent Türk tarihinde en önemli kentlerden birisi.

Çünkü;

1881 yılında bir çift mavi göz bu kentte dünyaya gözlerini açtı ve dünya tarihinin gidişatını değiştirdi. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO Yüz yıl sonra 1981 yılını bu mavi gözlü dehayı anma yılı olarak ilan etti. UNESCO bu karara gerekçe olarak şu ifadelere yer verdi:

Uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, UNESCO’nun yetki alanlarında yenilikler gerçekleştirmiş bir inkılapçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önderlerden biri, insan haklarına saygılı, insanları ortak anlayışa ve devletleri dünya barışına teşvik eden, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, din, ırk ayırımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.’

Evet, Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve doğduğu kent Selanik’ten bahsediyoruz.

Atatürk Evi

Atatürk’ün doğduğu kent Selanik Pandemi öncesi yılda yaklaşık 300 bin Türk tarafından ziyaret ediliyordu. Kentte hâlihazırda 2 bin civarında Türk vatandaşı yaşıyor. Atatürk’ün doğduğu ev Apostolou Pavlu Caddesi üzerinde 17 numaralı bina. Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu ile aynı yerleşkede.

Atatürk ve ailesi Ali Rıza Efendi’nin 1888 yılında vefatına kadar kiracı olarak bu evde yaşadı. 1912’de Selanik Yunanistan’ın yönetimine geçince Atatürk’ün doğduğu ev Yunan hükümetine bırakıldı.

Cumhuriyet’in 10. yıldönümünde Selanik Belediyesi bir dostluk göstergesi olarak sokak kapısının sağ köşesine Atatürk’ün bu evde doğduğunu belirten bir mermer plaka yerleştirdi. Sonraki yıllarda Selanik Belediyesi tarafından satın alınan bu evin anahtarı 19 Şubat 1937’de Atatürk’e hediye edilmek üzere Selanik Başkonsolosluğuna verildi.

1940 yılında başlayan yenileştirme çalışmaları çıkan savaş nedeniyle 1950 yılında tamamlandı. 10 Kasım 1953 tarihinde Atatürk’ün ölümünün 15. yıldönümünde ‘Atatürk Evi’ olarak ziyarete açıldı. Sergilenen eşyalar Topkapı ve Dolmabahçe sarayından seçilerek Selanik’e gönderildi.

2012 yılında yeniden yenilenen ev, binaya yapılan ilave inşaatlar ve otantik olmayan eşyalar kaldırılarak modern müze anlayışıyla yeniden düzenlendi. Günümüzde Başkonsolosluk yerleşkesi içerisinde bulunan bu ev Türkiye Cumhuriyeti’nin toprağı sayılmakta ve yüksek manevi değerinden dolayı her yıl yüzbinlerce Türk ve yabancı ziyaretçi tarafından ziyaret edilmekte.

Türk izleri

Kentin her tarafında Türk izlerine rastlamanın mümkün olduğu gibi mübadelenin izlerine da rastlamak mümkün. Örneğin kentin en ünlü tatlı ve pastacısı mübadele sırasında Nevşehir Ürgüp’e bağlı Rumca adıyla Sinesun yeni adıyla Mustafa Paşa köyünden Selanik’e göç eden bir Rum ailenin çocuğu.

Balkan Savaşı yenilgisine kadar Osmanlı Balkan Ordularının karargâhı Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve birkaç yüz metre mesafede kentin en ihtişamlı binalarından birisi. Balkan Savaşı’ndan sonra Osmanlı ordusu kenti terk ederken askerler güzergâhın sol kapısından çıkıp aşağıdaki gar ve limana doğru çapraz yoldan yürüyerek gitmişler. Osmanlı askerlerini çıktığı o kapı o tarihten sonra bir daha hiç açılmamış. Bu bina, bir kat daha eklenerek hâlihazırda Yunanistan Selanik Vilayeti tarafından ofis olarak kullanılıyor.

Osmanlı yönetimi sırasında Selanik üç etnisite ve dine mensup insanların yaşadığı bir kent olarak kozmopolit bir yapıya sahipmiş. Sahil boyunca Museviler, orta kısımlarda Rumlar ve üst kısımlarda da Türkler oturuyormuş. 18 Ağustos 1917’de Selanik‘te çıkan yangından sonra kentin yapısı değişmiş. Bir buçuk gün süren yangından şehrin üçte biri etkilenmiş; 72 bin kişi evsiz kalmış. Yangından sonra Fransız mimar Ernst Hebrard önderliğindeki bir komisyon kentin yeniden imar planını hazırlamış. Böylece Selanik bugünkü görünümüne bürünmüş.

Küçük İzmir

Selanik her ne kadar birçok ziyaretçi tarafından İstanbul’a benzetilse de bence İzmir’le ortak yönleri daha çok. Selanik’i İzmir’in bir beden daha küçüğü olarak da düşünebilirsiniz. Selanik ve İzmir’in her ikisi de geceleri canlılığın yaşandığı bir Kordon’a sahip. Her ikisi de tarih boyunca değişik din ve etnisitelerin hoşgörü içerisinde yaşadığı kozmopolit bir kent.

***

Bence, Türkiye’ye yaptığınız yolculuğunuz bu güzergâhtan geçiyorsa mutlaka Selanik’e de uğrayın ve bu kentin insanı rahatlatıcı havasını yaşayın; tatilinize bu kentten başlayın.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

 

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans