Selamün Yavuz yazdı: GÜZERGÂH: ‘Su başı durak’

SİZ bu satırları okuduğunuz sırada ben uzun bir yolculuğa çıkmış olacağım. Belçika Brüksel, Romanya Arad, Türkiye Edirne’deki molaların ardından dört günde Ege’ye ulaşmış olmayı planlıyorum. Ege’den sonra rotayı hangi yöne çeviririz, henüz bilmiyorum.

Bu Korona zamanlarında yolculuk yapmak oldukça çetrefilli ve zahmetli bir iş. Uçağa atlayıp bir yerlere gitsen sıkıntı, özel aracınla şöyle bir hafta sonu kısa bir tatil yapayım desen yine sıkıntı.

***

Arabayla Türkiye yolculuklarımda güzergâh üzerindeki yerleri hep merak etmişimdir. Son yıllarda değişik güzergâhlardan gitmeyi deniyorum. Değişik yollar, değişik yerler, değişik insanlar, değişik kültürler gerçekten insana yeni bir şeyler katıyor; insanın ufku genişliyor.

Avrupa’da yaşayan yurttaşlarımız genelde Hırvatistan-Sırbistan ya da Macaristan–Sırbistan güzergâhından gitmeyi tercih etseler de Adriyatik’in iki yakasından Batı Karadeniz kıyılarına kadar geniş bir coğrafyada 10’dan fazla değişik alternatif var. Her güzergâhın kendine özgü güzellikleri var; tarihi ya da doğal güzelliklere sahip mutlaka görülmesi gereken o kadar çok yer var ki, benim şahsen her yolculuğumda değişik güzergâhtan giderek bu güzelliklerden birisini görmek gibi bir hedefim var.

***

Avusturya’ya Passau’dan giriş yapıp Macaristan – Sırbistan güzergâhından Türkiye’ye gidenler daha Budapeşte’ye varmadan mutlaka Tatabanya levhasını görmüşlerdir. İşte o Tatabanya’dan yaklaşık 45 kilometre kuzeydoğuya gidince Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip Estergon’a ulaşırsınız.

Biraz uzun süren ikinci bir güzergâh ise Budapeşte’nin içinden Tuna’nın sol yakasından ilerleyip Vörösvari Ut caddesi üzerinden sola dönüp orman yolundan Estergon’a ulaşmak 1 saat 15 dakikanızı alır. Bu güzergâhın avantajı Budapeşte’nin içinden kıvrılarak akan Tuna’nın her iki yakasındaki güzellikleri de görmüş olursunuz. Bunu yaparsanız eminim bir sonraki yolculuğunuzda Budapeşte’nin içini de gezmek isteyeceksiniz; tecrübeyle sabittir.

Estergon Kal’ası (Bre Dilber Aman) Su Başı Durak (Aman) kahramanlık türküsünü bilirsiniz. Mustafa Sarısözen tarafından derlenen ve notaya dökülen bu Rumeli türküsünde geçen ‘Su başı Durak’ sözü, Estergon’un Osmanlı askerlerinin Viyana kuşatmasına giderken durakladıkları, berrak Tuna sularında atlarını suladıkları, 200 kilometre mesafedeki Viyana’yı kuşatmaya hazırlandıkları son durak olduğunu ifade ediyor.

Estergon Kasabası Macaristan ve Osmanlı tarihinde büyük bir önem taşır. Estergon, 1543-1595 ve 1605-1683 yılları arasında toplam 130 yıl Osmanlı Devleti’nin elinde kaldı. Estergon’da Osmanlı Devleti’nden kalan bir de cami bulunuyor. Ayrıca kasabanın merkezindeki ana caddenin hemen üstündeki sokağa Türk Sokağı adı verilmiş.

Evliya Çelebi, Osmanlı döneminde Estergon’da dört adet cami olduğunu aktarıyordu, ancak bu camilerden günümüze sadece Öziçeli Hacı İbrahim Camii ulaşmış. 1605 yılında inşa edilen cami restore edilip bir müze olarak kullanılsa da minaresi yıkılmış ve o halde bırakılmış. Müzeye parayla giriliyor, sadece nakit Macar Forinti ödeyerek içeri girebiliyorsunuz. Kredi kartı veya Euro kabul edilmiyor.

13.yüzyılın başında inşa edilen Estergon Kalesi Macaristan’ın tarihinde inşa edilmiş ilk önemli yapılardan birisidir. Anadolu kentlerindeki Selçuklu kaleleri gibi büyük ve koruma amaçlı inşa edilmemiş; daha küçük ve konaklama amaçlı yapılmış. Kalenin içinde Osmanlı topçu arabaları, Osmanlı mezar taşları, silahlar ve yemek kapları gibi o dönemlerden kalma eşyalar da sergileniyor.

Kasabanın Tuna nehrine bakan bir kayalık üzerine inşa edilmiş Estergon Kalesi’nin manzarasını en iyi Tuna’nın karşı kıyısından, Slovakya topraklarından izleyebilirsiniz. Karşı kıyıya yürüyerek ya da araçla sınır kontrolüne maruz kalmadan Maria Valeria köprüsünden geçerek ulaşabilirsiniz.

Ama karşı kıyıya geçince sadece Estergon Kalesi’nin ihtişamını görmeyeceksiniz. Aynı tepede, Estergon Kalesi’nin hemen dibinde, kalenin ihtişamını arka plana itmek için yapılmış bir bina daha var: Estergon Bazilikası. Yapımına 1822 yılında başlanmış, 1869 yılında tamamlanmış bu bazilika, Macaristan’ın en büyük binası olmakla birlikte dünyanın 18. büyük kilisesi unvanını da elinde tutuyor.

Cüzi bir ücret karşılığında bazilikanın kulesine asansörle çıkabiliyorsunuz. Kulede bir şeyler yiyip içebileceğiniz gibi, Güneyde ormanlık dağları, kuzeyde sessiz sessiz akan Tuna’yı, hemen Tuna’nın arkasında dümdüz uzanan Slovakya’nın topraklarını kuşbakışı seyredebilirsiniz.

***

Bu güzellikleri gördükten sonra ister Kuzey’de Slovakya ve Çekya’ya doğru, ister Batı’da Viyana’ya doğru, isterseniz Güney’de Budapeşte’ye doğru yolculuğunuza devam edebilirsiniz.

Otoyoldan çık, gez, tekrar otoyola gir toplam dört saatinizi alır. Bence değer.

Bir başka yazıda bir başka güzergâhta görüşmek üzere.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook:
www.facebook.com/selamunyavuz

 

      

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans