Selamün Yavuz yazdı: Halk sağlığı fasa fiso…

KOVİD-19 artık iyice hayatımıza girdi. Bu yazının kaleme alındığı an itibariyle dünya çapında toplam vaka sayısı 113 milyon 215 bin; ölü sayısı 2 milyon 511 bin. Bu arada 43 milyon 637 bin kişi de tam aşı olmuş, dünya nüfusunun yüzde 2,85’i en az bir doz aşı olmuş.

Bütün dünyada 3. dalga da şubat ayı içerisinde başlamış durumda. Bazı ülkelerde vaka sayılarında hızla artış var, diğerlerinde artış biraz daha yavaş seyrediyor.

Veriler

Pandemi ile birlikte günlük yayınlanan listeler de epey kafa karıştırıyor. Kimi listelerde vaka sayısına göre, bazılarında ölü sayısına göre, diğerlerinde ise vaka veya ölü sayısının nüfusa oranına göre sıralama yapılıyor.

Resmi rakamlara göre en yüksek vaka 30 milyon ile ABD’de. ABD 518 bin ölü sayısı ile de liste başında. Vaka sayısında Hindistan (11 milyon 46) ikinci, Brezilya (10 milyon 326 bin) üçüncü sırada.

Ölü sayısında ise ABD’yi Brezilya (250 bin) ve Meksika (182 bin 815) takip ediyor.

Nüfusa oranla vaka sayısında ise en üst sıralarda sırasıyla Çekya, ABD ve Portekiz yer alıyor. Nüfusa oranla ölü sayısı ise Belçika, Çekya ve Slovenya şeklinde sıralanıyor.

Yeni yıla girerken birçok ülkede de aşılama işlemleri başlatıldı. Beklenilen aksine aşılamada en hızlı ülkeler arasında ne ABD var ne de AB ülkeleri. Cebelitarık nüfusunun yüzde 97’sini, İsrail yüzde 90’ını aşılamış. Listenin başlarında Avrupa’dan Birleşik Krallık yüzde 28 ile, Sırbistan da yüzde 20 ile yer alıyor. Diğer Avrupa ülkeleri henüz sıralamanın başlarında değil.

Güncel veriler ana hatlarıyla bunlar.

Bu rakamların kabaca bir analizini yaparsak kafamızda soru işaretleri oluşuyor.

Bunlardan birincisi ölüm oranları vaka sayıları ile karşılaştırıldığında karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: Vakaların Hindistan’da yüzde 1,42’si, ABD’de 1,72’si, Brezilya’da ise 2,42’si ölümle sonuçlanıyor. Bu oran Türkiye’de ise 1,06.

Acaba bu fark sağlık sistemindeki farklılıklardan mı kaynaklanıyor, yoksa rakamlardaki oynamalardan mı?

Elbette ölüm oranı vaka sayısına göre ne kadar düşük olursa Kovid-19 ile mücadele için o kadar iyi olur. Dünya Sağlık Örgütü bu pandeminin daha yıllarca bizimle yaşayacağını göz önünde bulundurarak bir an önce bu farklılıkları iyi analiz etmesi ve bulguları bütün dünyayla paylaşması gerekir.

Kafalarda oluşan bir diğer soru işareti de bütün dünyada aşılamanın tüm hızıyla devam ettiği bir süreçte, 3. dalganın başlamasını sadece virüs mutasyonları ile açıklamak mümkün mü?

Önlemler

Veriler, pandeminin gidişatını izlemek açısından önemli. Ama daha da önemli olanı virüsün bulaşmasına engel olmak için alınan önlemler.

Bütün dünyada uygulanan önlemlerin başında maske, mesafe ve hijyen geliyor. Buraya kadar bir tereddüt yok. Ama her ülkenin zaman zaman aldığı Kovid-19 önlemleri bazen mantık sınırlarını zorluyor.

Örneğin, zaten kış aylarında gece saatlerinde sokağa çıkan insanın az olduğu zaman diliminde sokağa çıkma yasağının getirilmesinin mantığını anlamak biraz zor. Yine aynı şekilde değişik yaş gruplarının günün belirli zaman dilimlerinde sokağa çıkmasının serbest olduğu gibi. Yani o zaman diliminde o yaş grubuna sokaklarda Kovid-19 bulaşma riski yok mu?

Toplu buluşmalara sınırlama getirilmesi de yine pek mantıklı değil. Spor müsabakaları, düğün, cenaze, festival gibi toplu buluşmalar elbette Kovid-19’un yayılması için bir risk oluşturuyor. Ama öyleyse komple yasak getirilmesi gerekmez mi?

Evden çalışma, toplu taşıma kullanımı, seyahat kısıtlaması gibi önlemlerde de hep aynı şeyi görüyoruz: Karar vericiler bir şekilde komple kapanma değil, kısıtlamayı tercih ediyorlar. Halbuki tam kapanma olsa risk sıfıra yaklaşacak.

Bütün bu yarım alınan önlemlerin altında yatan endişenin ekonomiye zararı minimum düzeye indirmek olduğu anlaşılıyor. Yani imkanı olanlar, ofiste masa başında çalışanlar evden çalışsın, fabrikada çalışan emekçiler riske girip toplu taşımayı kullanarak fabrikada çalışmaya devam etsinler ki ekonomi tıkır tıkır işlemeye devam etsin.

Alınan yarım önlemlere baktığımızda karar vericililerin hep şu ikilem arasında dengeyi bulmaya çalıştığını ve iki temel hedeflerinin olduğunu anlayabiliyoruz: Birincisi, ekonomik tahribat mümkün olduğu kadar az olacak; ikincisi, sağlık sisteminin çökmesine engel olunacak.

İnsan odaklı önlemler, halk sağlığı falan fasa fiso.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook:
www.facebook.com/selamunyavuz

 

       

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans