Selamün Yavuz yazdı: Pazarlık…

ON gün öncesine kadar dünyada iki önemli pazarlık stratejisi biliniyordu.

Bunlardan ilki ‘At pazarlığı’, baba Bush’un dünyaya tanıttığı strateji. Kökü taa Kuzey Amerika’nın Avrupalılar tarafından işgal edilmesine dayanır. Kızılderili kabilelerinin atlarına gözlerini diken Avrupalı işgalciler, ‘Bize şu kadar at verin, sizin kabileye saldırmayalım’ diye tehditkar biçimde pazarlık yapmaları bu stratejinin orijinidir.

Üzerinde gittikleri araziyi sahiplenen Avrupalı işgalciler, yürüyerek değil atla gidince daha uzun mesafe ve dolayasıyla daha fazla arazi ele geçireceklerinden o devirde atlar rağbette ve at pazarlığı meşhurmuş.

Yani, at pazarlığında zorlama, dayatma, tehdit var; güçlünün istediğini güçsüze kabul ettirmesidir.

***

Kuzey Avrupa´nın meşhur ‘İnek Pazarlığı’ da bilinen değişik bir stratejidir. Kökü 17. Yüzyılda oynanan bir çocuk oyunundan gelir. Bir taraf malını satmak isterken, diğer taraf fiyat kırmaya çalışır. Hatta günümüzde bu isimle Avrupa´nın bir çok ülkesinde oynanan bir kağıt oyunu da vardır.

İnek pazarlığı eşit şartlar altında tarafların karşılıklı kazanç elde etme çabasıdır. Bu pazarlık stratejsi özellikle kırsal kesimde hayvan ticaretinde kullanıldığı için inek pazarlığı adını almıştır.

***

Hayvan isimleri ile anılan pazarlık stratejileri listesine ‘Kayseri pazarlığı’nı katmak başlı başına bir zeka işidir. Çok şükür bunu gerçekleştirmek de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına kısmet oldu!

Ama ‘Kayseri Pazarlığı’nı duyan dünya şaşkın, Avrupa şokta!

Nedir bu Kayseri pazarlığı?

Hani Kayserililere atfen söylenir ya… ´Anasını boyayıp babasına satarlar´ diye. Yani kılıfına uydurma, kötü bir şeyi güzel bir kılıfın içine koyma işidir. Mesela, pazarlık masasına oturup 3 milyar istedikten 3 saat sonra ´Biz insanların canını düşünüyoruz. Biz insanlar üzerinden para pazarlığı yapmayız´ diyebilmektir.

***

Almanya’da seçimler oldu, Merkel kaybetti, Avrupalı liderler birden sanki aralarında anlaşmışlarcasına, ki büyük bir olasılıkla anlaşmışlardır, ağız değiştirmeye başladılar. Bütün umudunu Türkiye ile yapılan anlaşmaya bağlayan Merkel bile Davutoğlu ile kısa mesaj yoluyla haberleşmeyi kesti.

Seçimlerden sonraki üç gün içerisinde Avrupa’da neler söylendi?

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, “Türkiye vatandaşlarına haziran sonunda vize serbestisi verilmesi için Türkiye’nin nisan sonuna kadar gerekli yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir. Türkiye’ye hiçbir şekilde serbest dolaşım vermiyoruz” dedi.

Merkel, ”Türkiye ile AB arasındaki müzakereler açık uçlu ve şu anda da gündemde değil” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande “İnsan hakları ya da vizenin serbestisi kriterleri konusunda herhangi bir taviz verilemez” dedi.

İspanya’da da, parlamentonun büyük çoğunluğu Türkiye ve AB arasındaki sığınmacı anlaşması planına karşı oy kullandı.

Birleşmiş Milletlerin üç örgütü (İnsan Hakları Örgütü, Mülteciler Yüksek Komiserliği, Çocuklara Yardım Fonu UNICEF) ile Uluslararası Af Örgütü ve Uluslararası Göç Örgütü de prensip anlaşmasına karşı kesin tavır koydular.

***

Yani Avrupa 10 gün içerisinde strateji değiştirerek inek pazarlığından at pazarlığı stratejisine geçiş yaptı. Bunun ne anlama geldiğini kavrayabilmek için yazının başındaki at pazarlığı kısmını tekrar okuyun.

Durum bu kadar açık ve net.

 

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.         

 

 

 

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans