Selamün Yavuz yazdı: ‘Popülizme geçit yok!’

AVRUPA’da bu yılın ilk yarısında yapılan seçimler, yaşlı kıtanın siyasi yelpazesinde eksen kaymalarının olacağının sinyallerini veriyor.

***

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki siyasi dalgalanmaları tarihsel perspektiften değerlendirince şu saptamaları yapabiliriz:

Yelpazenin solundan sağa kaymalar oldu; komünist, sosyalist ve sosyal demokrat partiler soğuk savaş dönemindeki söylemlerini bırakıp daha siyasal liberal bir yörüngeye girdiler. Ve hatta muhafazakâr kesimin havuzuna olta atmaya başladılar. Öyle ki, Hollanda’da içinde komünistleri ve pasifistleri barındıran Groen Links bile NATO’nun Afganistan’a askeri müdahalede bulunmasını onayladı.

Yelpazenin sağ tarafını işgal eden liberal ve muhafazakâr siyasetin yanına yeni bir siyasi akım olarak popülistler geldi. Ülkelerindeki her olumsuzluğun kaynağının ‘dış mihraklar’ olduğunu ileri süren popülistler, siyasi yelpazede yeni bir akım olarak yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı, Avrupa Birliği aleyhtarı bir çizgide oldular. Bir çok Avrupa ülkesinde siyaseti etkileyecek şekilde kendi partilerini kurdular; hatta İngiltere’de ve ABD’de olduğu gibi zaman zaman yerleşik muhafazakar partilerde gücü ele geçirdiler.

Ne sağcı, ne de solcu diye nitelendirilemeyecek pragmatik partiler güç kazandılar; Fransa’da Macron Cumhuriyetçi Yürüyüş Hareketi ile bir yıl içerisinde hem Cumhurbaşkanı seçildi, hem de 15 Haziran’da yapılan seçimlerde işbirliği yaptığı Demokrasi Hareketi ile birlikte 350 milletvekilliğini kazanarak 577 sandalyeli Ulusal Mecliste hükümet kuracak çoğunluğu elde etti.

Siyasi yelpazedeki bütün bu dalgalanmaların yanısıra solda da yeni bir oluşum ortaya çıktı; ‘Alternatif sol’ ya da ‘Pragmatik sol’ diye nitelendirebileceğimiz bu yeni hareket son 10 yılda Avrupa’nın birçok ülkesinde değişik isimler altında siyaset sahnesinde yerlerini aldılar, hatta iktidar bile oldular. Bu yeni akıma örnek olarak Yunanistan’da iktidar olan Syriza, İspanya’da Podemos, Italya’da ‘Beş Yıldız Hareketi’ gibi yerleşik sisteme karşı sol perspektiften politika üretme çabasında olan partileri gösterebiliriz.

***

Sovyetlerin yıkılmasından sonra gelişen bu siyasi iklimi Avrupa’da yaşayan Türk toplumu için önemli kılan neden, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığını kendilerine ilke edinen popülist akımların bu süreç içerisinde toplumda ve seçmende buldukları karşılık.

Bunun neticesinde oluşan ırkçı söylemler ve islamofobya’nın yanısıra özellikle Müslümanlara ve Müslüman ibadethanelerine yapılan saldırılar ister istemez toplumun büyük bir kesiminde ileriye dönük kaygılar yarattı. 2016’da Hollanda’da tam 25 Müslüman ibadethanesine şiddet saldırısı yapıldı.

Bu endişeler, geçen yıl İngiltere’de yapılan referandumu AB karşıtı Torries’lerin kazanmasi ile ABD’de yapılan seçimleri Trump’ın kazanmasıyla daha da arttı. Kasım 2016’da yapılan seçimleri dünyanın tek süper gücünün direksiyonuna İslam düşmanlığı üzerinden kampanyasını yürüten Trump kazanmıştı. ABD’nin dünyada birçok konudaki öncülüğü göz önüne alınırsa, sağ – popülist ve aşırı sağcıların Avrupa’da yapılacak seçimleri de kazanması mümkündü. Nitekim 2016’nın ilk yarısında Hollanda’da Temsilciler Meclisi seçimleri, Fransa’da Cumhurbaşkanlığı ve Parlemento seçimleri, Almanya’da eyalet seçimleri, Eylül’de yine Almanya’da parlemento seçimleri ve 2018’in başında İtalya’da genel seçimler yapılacaktı; İngiltere Başbakani May’in kararı ile araya bir kez daha İngiltere’de parlemento seçimleri girince Avrupa’nin belli başlı ülkelerinde seçim atmosferi içinde geçecek 2017’de popülizmin etkisinin artması daha bundan 6 ay önce Avrupa’da ciddi endişeler yaratmaktaydı.

***

2017’nin ilk yarısında Hollanda, Fransa, İngiltere ve Almanya’da yapılan seçimlerin sonuçlarına bakacak olursak;

Hollanda’da beklenenin aksine AB ve İslam karşıtı ırkçı sağ popülist PVV beklenen patlamayı yapamadı; diğer partilerin tavırları sonucunde koalisyon hükümet kurma aşamasında pasifize edildi. Benzer programa sahip yeni kurulan Demokrasi Forumu ancak iki sandalye çıkarabildi. Hollanda’da seçmen sağ popülistleri ve ana akım siyasi partileri tercih etmedi; oylar küçük ve yeni partilere giderek dağıldı; çoğunluk hükümeti kurmak için en az dört partili bir koalisyon oluşturulmak zorunda kalındı. Bu koalisyonda hiç bir şekilde yabancı düşmanı sağ populistler yer almayacak. Sosyal demokrat ideolojiye sahip PvdA ise eridi gitti, daha pragmatik siyaset yapan partiler kazandı.

Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir yıl öncesine kadar Cumhurbaşkanı Hollande hükümetinde Ekonomi Bakanı olan Macron kazandı. İdeolijik sosyalist çizgiden çok pragmatik sosyal-liberal çizgiye daha yakın olan Macron’un kazanmasıyla ırkçı Milliyetçi Cephe Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetti; Haziran’da yapılan parlemento seçimlerinde Macron’un Cumhuriyetçi Yürüyüş Hareketi ezici çoğunlukla seçimleri kazandı; aynen Hollanda’da olduğu gibi bir önceki Cumhurbaşkanı Hollande’in Sosyalist Partisi de Fransa’da eridi gitti.

İngiltere’de AB ile yapılacak ayrılık görüşmeleri başlarken güçlenmek isteyen Torrie’lerin lideri muhafazakar Başbakan May gittiği erken seçimlerde önemli ölçüde oy, sanadalye ve güç kaybetti. Tek başına iktidarken Kuzey-İrlanda’nın ‘Unionist’ partisi DUP (Democratic Unionist Party) desteği ile azınlık hükümeti kurabildi. Yani geçtiğimiz yıllarda popülizme kayan İngiltere muhafazakarları seçmenler tarafından cezalandırıldılar; Hollanda ve Fransa’nın tersine İşçi Partisi oy ve sandalye sayısını artırdı.

Almanya’daki Pegida hareketi sadece eylem ve toplantılarıyla basına yansıyor; seçimlerde başarı şansı verilmiyor. AB’nin en büyük savunusu Merkel’in Hıristiyan Demokrat Birliği’nin Eylül ayında yapılacak seçimleri kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor.

ABD’de siyasi gözlemciler, ülkeyi bir şirket gibi yönetmeye kalkışan Başkan Trump’ın olası istifasını değil, ne zaman istifa edeceğini konuşuyorlar.

***

2017’nin ilk yarısında yapılan seçimlerde aşırı sağ, ırkçı, AB karşıtı, İslam düşmanı ve popülist eksende oy toplayan partilerin hiç birisinin de başarılı olamadığını görüyoruz.

Hollanda’da PVV yeniden tecrit edildi; artık kaale bile alınmıyor.

Fransa’da Front National Cumhurbaşkanlığı ve parlemento seçimlerinden beklediği ve istediği sonucu alamadı.

İngiltere’de oylarını artırmak için erken seçime giden muhafazakar Torrie’ler seçimlerde büyük oranda oy kaybettiler.

Almanya’da yapılacak seçimlerde Pegida ve benzeri siyasi girişimlerin başarılı olacağına ihtimal verilmiyor.

Trump’in görev süresini tamamlamadan istifa etmesi kimse için sürpriz olmayacak.

***

15 – 20 yıldan beri ülkelerindeki bütün sorunların Müslümanlardan, yabancılardan, AB’den kaynaklandığına inanarak popülist partilerden yana tercihini yapan Avrupa seçmeni 2017 itibari ile artık ‘Popülizme geçit yok!’ diyor.

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: 
www.facebook.com/selamunyavuz

 

      

          

 

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans