Selamün Yavuz yazdı: Provokasyonu kıl payı atlattık

HOLLANDA’da sokağa çıkma yasağının ardından başlayan sokak çatışmaları ve yağmalamaların şiddeti 5.gününden sonra önemli ölçüde azaldı. Bilindiği gibi geçen hafta Hollanda Temsilciler Meclisi hükümetin sokağa çıkma yasağı teklifini muhalefetin önemli bir bölümünün de desteğini alarak kabul etmişti. Sokağa çıkma yasağına sadece aşırı sağcı ve ırkçı partiler PVV ve FvD ile Türklerin kurduğu Denk partisi ret oyu vermişti.

Irkçı PVV’nin lideri Wilders aşırı sağcı tabanına sokağa çıkma yasağını protesto etmeleri için çağrıda bulundu. Uzun zamandır Hollanda siyasetini de etkileme çabaları olan Alman aşırı sağ Pegida hareketi de bu çağrıyı destekleyerek bu protestoların içerisinde yer aldı.

Beş gün süren bu protestolar sonucunda yüzlerce protestocu gözaltına alındı. Hızlı yargılama yoluyla hemen hakim karşısına çıkacak bu vandalların sokaklarda terör estirmelerinin nedeni ve siyasi kimliklerinin ne olduğu önümüzdeki günlerde belli olacak. Ama büyük çoğunluğunun aşırı sağ kesimden olduğu tahmin edilebilir. Aralarında maalesef yabancı kökenli çocukların da olması muhtemel.

Peki şimdi haklı olarak şu soruyu sormamız gerekmez mi?

Nasıl oldu da aşırı sağcılarla göçmen gençler yan yana gelerek 5-6 gün boyunca 20’den fazla kentin sokaklarında terör estirdiler?  Bu birbirine adeta düşman iki kesimi ne bir araya getirdi? Bunun sadece sokağa çıkma yasağı olduğu kabul edilir mi?

Sanmıyorum.

Nedenine gelince…

Filmi baştan alalım, gelişmeleri madde madde sıralayalım.

Denk Partisi Temsilciler Meclisinde aşırı sağcı partilerle birlikte hareket ederek sokağa çıkma yasağına karşı oy kullandı, ancak meclis çoğunluğu yasak teklifini kabul etti.

Bunun ardından Wilders sokağa çıkma yasağını protesto çağrısı yaptı.

Pegida bu çağrıyı ve protestoları destekledi.

Protestolar göçmenlerin göreceli olarak az olduğu yerlerde kent ve kasaba merkezlerinde yapılırken göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde getto diyebileceğimiz bölgelere kaydırıldı.

Böylece ister istemez göçmen gençler de bu olaylara karıştı.

Denk Partisinin mecliste kendileriyle birlikte hareket ettiğini gören Wilders ve Pegida’nın yazdığı senaryo da tam böyleydi: Protestoları göçmen gettolarına kaydırıp göçmen gençleri olayların içine çekmek ve şiddet kullanarak bütün bu olayların sorumluluğunu göçmenlere yüklemek. Zira mecliste ret oyu kullanan Denk’in tabanı da kendi tabanları gibi kolayca bu protestolara ve şiddet olaylarına katılır sanıyorlardı. Zaten gettolarda polislerle arası iyi olmayan göçmen gençler de bu olaylardan sonra toplum tarafından suçlu bulunacak, aşırı sağcı partiler de iki ay sonra yapılacak seçimlerde birkaç puan daha kazanacaklardı.

Bu senaryo gerçekleşse de provokasyon tam olarak tutmadı. Sivil toplum kuruluşları ve Türk kökenli siyasetçilerin çağrıları etkili oldu ve olaylara karışan Türk ve diğer yabancı grupların sayısı Wilders’ın istediği kadar olmadı. Böylece provokasyonu kıl payı atlattık.

Umarım Denk partisi Temsilciler Meclisinde diğer aşırı sağcı partilerle birlikte hareket etmenin ateşle oynamak olduğunu bundan sonra daha iyi görür.

Aylardır süren kapanmanın ardından şimdi de sokağa çıkma yasağı insanları oldukça fazla stres altına soktu. Göçmenler de dahil toplumun her kesimi 17 Mart’ta yapılacak seçimlere kadarki süreçte provokasyonlara açık. En ufak bir kıvılcım büyük yangınlara neden olabilir. Bu süreçte toplum olarak her türlü aşırılıktan kaçınıp soğukkanlı olmak zorundayız.

Göçmen toplumu temsil ettiğini varsayan siyasi partiler de Temsilciler Meclisinde daha dikkatli olmalılar.

SELAMÜN YAVUZ


Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

      

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.