Selamün Yavuz yazdı: Seçimler yeni bir lider kazandırdı

Hollanda’da seçmen koalisyona devam dedi.’
Hollanda’da sandıktan liberaller çıktı.’
Seçmen sola sırtını döndü.’
Denk partisi 2 sandalyeye geriledi.’
AB yanlısı Volt partisi 3 sandalye kazandı.
Temsilciler Meclisi’nde 29 aşırı sağcı.’
‘Mark Rutte üst üste 4’üncü kez kazandı.

İnterAjans.nl’de Temsilciler Meclisi seçimleri ile ilgili çıkan bu haber başlıkları aslında seçimleri gayet iyi özetliyor.

En az 5 Türk kökenli siyasetçi doğrudan Temsilciler Meclisi’ne seçildiler. Tercihli oy sonuçları henüz belli değil, ama tercihli oylarla seçilen olacağını sanmıyorum. Zira oyların bu kadar dağıldığı bir siyasi iklimde yaklaşık 18 bin tercihli oyu bulmak oldukça zor.

D66’nın koalisyonda olacağı hemen hemen kesin gibi görünüyor. Böyle olursa listedeki 5-6 ismin hükümette görev alması, dolayısıyla D66 listesinde 30. sırada yer bulan Nazmi Türkkol’un da birkaç ay içerisinde Temsilciler Meclisi’ne girmesine kesin gözle bakabiliriz. Böyle olunca Temsilciler Meclisi’ndeki Türk kökenli milletvekili sayısı 6’ya yükselir.

Hazır D66’dan bahsederken Sigrid Kaag fenomeni için ayrı bir parantez açmak gerekir. Şu anda Rutte’den sonra başbakanlığa en yakın aday gibi görünüyor. Son bir hafta, 10 gündeki liderlik performansıyla partisine 8-9 sandalye kazandırdı. Bu da Sigrid Kaag’ın büyük kitleleri arkasından sürükleyebilme yeteneğine sahip olduğunu gösteriyor.

Solda kan kaybı

Sol partilerdeki kan kaybı devam ediyor. Üç sol partinin toplam sandalye sayısı 3 ırkçı ve aşırı sağcı partinin toplamı kadar etmiyor. Irkçı partilerden PVV 3 sandalye kaybetse bile FvD ve JA21 10 sandalye kazanmasını bildiler.

Bu da şu anlama geliyor…

Seçmen genel anlamıyla merkez sağ hükümetin politikalarından memnun, ama memnun olmayan seçmen kesimi sol muhalefet yerine aşırı sağı tercih ediyor.

Bu bağlamda sol partiler bundan sonraki siyasi misyonlarının ne olacağı konusunda epey bir kafa yormaları gerekir. Son iki seçimin sonuçlarına bakılacak olursa sol’un siyasi misyonu bitmiş gibi görünüyor.

Avrupa geneline baktığımızda da sol şu anda sadece Portekiz ve Malta’da iktidarda. Diğer ülkelerin çoğunda muhalefetteler, bazı ülkelerde de iktidarın küçük ortağı konumundalar.

17 milyonluk Hollanda’da 850 binin üzerinde insan dar gelirli konumundayken sol partiler bu insanlardan oy alamıyorlarsa sol’un klasik eşitlik ve gelir dağılımı politikalarını topluca gözden geçirmesi gerekir. Eğer sol ucuz konut, eğitimde fırsat eşitliği, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik gibi konularda yeteri kadar seçmen desteği alamıyorsa kendi içerisindeki zayıf halkayı iyi tanımlaması gerekir.

‘Pandemi hükümeti

Koalisyon ortağı CDA üç sandalye kaybetse bile dört koalisyon ortağı parti toplamda sandalye sayılarını artırdı. Bunu da ‘Seçmen koalisyona devam dedi’ şeklinde yorumlamak gerekir.

Ancak Başbakan Rutte’nın kafasında başka bir plan var. Rutte, belki aylarca sürecek koalisyon görüşmelerine başlamak yerine, pandemi bitinceye kadar alınması gereken acil kararları alabilmek maksadıyla önce bir ‘Pandemi hükümeti’ kurmak, pandemi bittikten sonra da koalisyon pazarlıklarının sonuçlarına göre yeni bir koalisyon hükümeti kurmak isteyebilir.

Bu, pandemi hükümetinde yer alacak partilerin sonraki koalisyonda da otomatikman yer alacağı anlamına gelmiyor. Bu ayrıca ‘Rutte sol partilere de yeşil ışık yakıyor’ şeklinde yorumlanabilir.

Rutte ve Kaag’da gerçekten böyle bir düşünce varsa şu andaki koalisyon ‘Pandemi hükümeti’ olarak devam eder, ama koalisyon görüşmeleri sonucu VVD ve D66 yanlarına Hıristiyan CDA ve CU yerine sol partilerden PvdA ve GroenLinks’i alıp ortanın solu bir hükümet de kurulabilir. Çok zayıf bir olasılık da olsa Rutte ve Kaag bu seçeneği de mutlaka kurmaylarıyla görüşeceklerdir.

Sigrid Kaag’a dikkat!

VVD lideri Mark Rutte’nin başbakan olacağı bir hükümette her halükârda D66 da olacak. D66’nın bu seçimlerin kesin galibi ilan edilmesindeki en büyük etken siyasi lider Sigrid Kaag’ın kişisel liderlik anlayışı ve yeteneklere sahip olması.

Mark Rutte’nın ardı ardına 4. seçimi kazanması da kendisinin liderlik karizmasından kaynaklandığı kabul ediliyor.

Ancak Kaag ile Rutte’nın liderlik anlayışları aslında 180 derece birbirine zıt. Rutte daha çok uzlaşma ağırlıklı bir liderlik anlayışına, değişik seçmen önceliklerini uzlaşma yoluyla bir hükümet programına dönüştürme yeteneğinde sahip bir lider iken, seçim zaferinden sonra masaya çıkıp dans eden Sigrid Kaag demokratik ve liberal kitleleri peşinden sürükleyebilen bir lider olduğunu gösterdi.

Dördüncü kez başbakanlık yapacak Rutte’da biraz da ‘Metal yorgunluğu’ baş göstereceğini göz önünde bulundurursak, Kaag’ın yeni hükümette daha çok özgüvenle liderlik kapasitesini göstermeye fırsat bulacağını öngörebiliriz.

Eğer Sigrid Kaag yeni hükümette liderlik yeteneklerini başarılı politikaları ile birleştirirse Hollanda’nın ilk kadın başbakanı olmaya aday olur. Bunun için de dört yıl sonraki seçimleri beklemez, ortamın en müsait olduğu bir dönemde Rutte ile ortaklığı bitirir, ülkeyi bir erken seçime sürükler ve seçimlerden de başbakan olarak çıkar.

Bu seçim sonuçlarını belki de ‘Seçimler Hollanda’ya başbakan adayı yeni bir lider kazandırdı’ şeklinde yorumlamak gerekir.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook:
www.facebook.com/selamunyavuz

 

      

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans