Selamün Yavuz yazdı: Sömürgecilik

SÖMÜRGECİLİK, şüphesiz insanlık tarihinin en kara sayfalarını işgal eder. 20. Yüzyılın ikinci yarısında bir yandan dünya kamuoyunun sömürgeciliğe karşı bakış açısı değişti, diğer yandan sömürgecilik kılıf değiştirerek daha sinsi, gözle görülmez bir hâl aldı.  

***

Tarihte yüzyıllarca boyunca Kuzey yarımküre ülkeleri, Güney yarımküre ülkelerini; Batı ülkeleri, Doğu ülkelerini sömürdü. Bundan dolayı dünyadaki fakir ile zengin arasındaki kesin çizgiler, Güney Yarımküre ile Kuzey yarımküre arasında, Doğu ile Batı arasındadır.  

Bundan dolayı da dünyada bütün göçler Güneyden Kuzeye, Doğudan Batıya doğru olmuştur ve bu halen de böyledir. Ekonomik şartlar, göç dalgalarında her zaman hem ‘İtici güç‘, hem de ‘Çekici güç‘ olarak etkili olmuştur.

***

Dünyada sömürgeciliğin giderek alan kaybetmesi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türkiye’nin o dönemin yayılmacı sömürgeci ülkelerine karşı verdiği kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi ile başladı. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı sömürülen birçok ülke için ilham kaynağı oldu; artık yayılmacı emperyalistlerin de yenilebileceği anlaşıldı. Sömürgecilik, sömürülen ülkeler için bir ‘Kader‘ olmaktan çıktı.

***

Sömürgecilik hakkındaki görüşler oldukça göreceli; zaman ve mekâna göre değişiyor. Bundan bir asır önce sömürgeci olmak, bir ülke tarihinin gurur vesilesi idi; şimdi mandacılık, yayılmacılık ve sömürgecilik gibi konulara Batı kamuoyunda olumsuz bakılıyor, en azından bu ülkelerin sömürgecilik tarihi açıkça tartışılabiliyor.

Hollanda’nın sömürgecilik tarihini kamuoyuna taşıyan isimlerden yazar Ewald Vanvugt dünyadaki zengin ve yoksul farklılığının temelinde sömürgecilik tarihinin yattığını söyler. Yazarın Roofstaat‘ (Soyguncu Ülke) kitabında Hollanda tarihi boyunca Ortaçağdaki haçlı seferlerinden sömürülen ülkelere karşı kullanılan şiddet, Asya’da uyuşturucu ticareti anlatılır. Daha çok okuyucuya ulaşabilmek için 700 sayfalık bu kitabın bir de 200 sayfalık özeti piyasaya sürülmüş.

Hollanda’da Ewald Vanvugt’ın başlattığı tartışmalar gibi, yayılmacı ve sömürgeci ülkelerin kendi tarihleri ile yüzleşmesini isteyen, bunu gündeme getiren, gittikçe çoğalan bir grup var.

***

Son zamanlarda Hollanda’da cadde ve sokak isimleri konusunda zaman zaman ciddi tartışmalar yapıldı. Sadece sokak isimler değil, bulvarlara, meydanlara, tünellere verilen isimler de tartışma konusu. Bunun nedeni ise Hollanda’nın sömürgeci tarihindeki kamu yöneticilerin, askerlerin, denizcilerin, tüccarların isimlerinin sokak, bulvar, meydan ve tünellere verilerek yaşatılması.

Hollanda tarihinde ülkenin en güçlü olduğu dönem 17. Yüzyıla rastlar ve ‘Altın Yüzyıl‘ olarak adlandırılır. Bu dönemde Hollanda’nın ekonomik, askeri ve ticari yönden dünyanın büyük sömürgeci ülkeleriyle yarış içinde olduğu yıllardır. Asya’dan Kuzey Amerika ve Güney Afrika’ya kadar yayılan bir yelpazede birçok ülke Hollanda’nın sömürüsü altına girmiş, bu ülkelerde köle ticaretini başlatılmış ve hatta Hindistan’ın kuzeyinden Güney Amerika’nın kuzeyine kadar köle getirilip satılmış.

Bugün bile Hollanda’da, ataları 150 – 200 yıl önce köle olarak Hindistan’dan Güney Amerika’nın Kuzey ülkelerinden Suriname’ye getirilmiş insanların torunlarının Hindistan’daki akrabalarını arayıp bulma çabaları var.   

Geçtiğimiz yüzyılda Batı ve Kuzey yarımkürenin diğer sömürgeci ülkeleri gibi Hollada’da da , köle ticareti yapan denizcilerinin, bağımsızlık mücadelesi veren ülkelere karşı şiddet ve soykırım uygulayan askerlerinin, sömürülen ülkelerde görev yapan vali gibi sivillerin isimlerini sokak cadde ve tünellere vermiş, meydanlara heykellerini dikmiş.

***

Her ne kadar günümüzün Batı dünyasında yayılmacılık ve sömürgecilik eskiye nazaran tartışma konusu olsa da, eski sömürgeci ülke yönetimleri tarihlerinin bu kara sayfasını açmamakta, temizlememekte direniyorlar. ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda, İspanya, Portekiz, Belçika vesaire gibi ülkeler sömürgeci tarihlerini mercek altına almaktan sürekli kaçınıyorlar.

Fransa’da halâ, 1 buçuk ilâ 2 milyon Cezayirli’nin soykırım kurbanı olduğu Cezayir’in Fransa’ya karşı vermiş olduğu bağımsızlık mücadelesi ‘Cezayir olayları’ diye geçiştiriliyor.

Kuzey Amerika’da 18 milyon Kızılderili’yi soykırım uygulayarak katleden İngilizler ‘Üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ olarak kendi yayılmacı ve sömürgeci tarihleriyle övünmeye devam ediyorlar.

Endonezya’nın 17 Ağustos 1945 ile 27 Aralık 1949 tarihleri arasında verdiği bağımsızlık mücadelesinde Hollanda güvenlik güçlerinin 160 bin Endonezyalıyı katletmesi Hollanda tarihinde ‘Polisiye hareketler’ olarak geçiyor.

Güney Afrika’daki ırkçı zihniyeti ifade eden ve dünyaca bilinen ‘Apartheid’ sözcüğünün Hollandaca olması elbette bir tesadüf değil.

***

Sömürgeciliğe karşı küresel mücadele gerekiyor. Ancak bu mücadele sadece klasik sömürgeciliğin izlerini silmek için verilen çabalar ile sınırlı kalmamalı; aynı zamanda  yeni ve sinsi sömürgecilik ile de tutarlı mücadele etmek gerekir.

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

              

 

 

 

© InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans