Selamün Yavuz yazdı: Turizm sil baştan…

Utrecht’te bu hafta başı Uluslararası Turizm Fuarı açıldı, iki laf etmeden olmaz.

Sene 1999… Bir kış günü çoluk çocuk bir İstanbul turu yapalım dedik. Tuttuk çocukların elinden, bir tur ayarladık. Boğaz turu, Beylerbeyi Sarayı, Anadolu Hisarı ve Çamlıca Tepesi gezisini bir güne sığdıracağız. Sığdırdık da… Gün sonu yaklaşırken minibüse doldurup bizi bir tepenin başında bıraktılar, işte Çamlıca Tepesi bura diye.

Allah sizi inandırsın, İstanbul’un bacaları ve çatıları en güzel buradan seyrediliyor; boğazın mavi sularını görebilmek için ayak parmaklarımızın üzerinde yürüyoruz.

Rehbere sorduk niye bizi büyük Çamlıca Tepesine götürmediniz diye. Meğerse Büyük Çamlıca’yı Arap ülkelerinden gelen kara peçeliler doldurmuş. Orayı görünce Türkiye’nin imajı bozulur diye Avrupalı turistleri büyük Çamlıca Tepesine götürmüyorlarmış.

Rehberimiz, aman bunu otobüste diğer turistlere de anlatmayın diye tembih bile etti vallahi…

Memleketin imajından bahsetmişken sene 2001, mevsimlerden yaz. Arkadaşlarla cümbür cemaat İstanbul’dayız. Hadi bu akşam Çamlıca Tepesine çıkalım dedik, atladık arabalara. Bu kez büyük Çamlıca Tepesindeyiz. Üç tertip büfeden birer bira aldık, boğaza nazır çimenlerin üzerine yasladık sırtımızı. Bira ve laklaka dünyanın en güzel manzarasıyla öyle güzel gidiyor ki, kendimizi rüya aleminde sanıyorduk.

Derken yanımızda iki zaptiye bitiverdi, bizi bu rüyalar aleminden uyandırdı. Açıkta, herkesin göreceği yerlerde bira içmeyin dedi zaptiyeler. Niye ki diye sorduk. Kimseye rahatsızlık vermiyoruz, ailelerimizle birlikteyiz. Kimsenin tavuğuna kış demedik dedik. Yooo, Arap ziyaretçilerimiz var, açıkta bira içeni görünce rahatsız oluyorlar dedi.

Ardından da Arap misafirlerimize karşı Türkiye’nin imajını bozmayın diye devam bile etti vallahi…

Her nedense Arap turistlere hep misafir ya da ziyaretçi deniliyor, diğerlerine turist!

Memleketin imajı böyle; yüksek tepelerde kara peçe takan da bira içen de bozuyor…

Yerli ve milli havayolu şirketimizin de bu imaj meselesine büyük katkıları oluyor. Mesela 10 yıl önce THY Teknik Uçak Bakım Başkanı apronda deve kesti, elinde deve etiyle pozlar verdi, bütün Avrupa basınında bu fotoğraflar yayınlandı. Bin deve parası verip reklam yaptırsanız imajınıza etkisi bu kadar olmaz.

Sonra o müdürü ne yaptılar biliyor musunuz? Bir hafta sonra görevden aldılar, genel müdürün emrine verdiler, terfi ettirdiler vallahi…

Eeee, bin develik işi bir deveyle yaptıran müdüre ceza mı verselerdi yani!

Memleketin imajı konusunda böyle badireler atlatıldı. Turistlere tacizler, tecavüzler, cinayetler…

Her şey iyi giderken yılda 42 milyona yakın turisti ağırladı Türkiye 2014’te. Sonra yine düşüş başladı. 2015’te 36 milyona düştü. 2016 daha dramatik; yüzde kırklara yaklaşan bir düşüşle 1994 seviyelerine indi geçen yıl gelen turist sayısı.

2014’ten beri turist sayısındaki düşüş Türkiye’de can güvenliğinin azalmasıyla paralel gitti. Turistleri hedef alan terör saldırıları oldu. Geçen yıl darbe girişiminin ertesi günü sadece Hollanda’da yüz bin kişi Dışişleri Bakanlığı’nın güvenilir ülkeler uygulamasında Türkiye’nin turistler için güvenirliliğini soruşturdu.

Bu turistlere yine de helal olsun, bana mısın demediler yine de Türkiye’ye geldiler vallahi…

Geçen yıl Türkiye’ye yine de 20 milyon civarında turist geldiği tahmin ediliyor.

Ama Türkiye bu güvenlik badiresini atlatıp yine yılda 40-50 milyon rakamlarına ulaşabilir mi?

Zor görünüyor. Niye mi?

Çünkü turist sadece gittiği destinasyonun değil, gittiği aracın da güvenli olmasını istiyor.

Utrecht’te turizm fuarının açıldığı saatlerde ajanslardan yerli ve milli havayolumuzun 2016’da en güvenilir havayolu firmaları listesinden çıkarıldığı haberi geldi.

Bilenler bilir, bilmeyenlere anlatalım… Kış günleri uçaklar donmaya karşı önlem olarak uçuş öncesi kimyasal maddeyle yıkanır. Dini bütün arkadaşların ‘Bismillah’ deyip sağ ayaklarıyla kapısından adım attıkları uçağa, ‘de-iceing’ adı verilen glikoz karışımı alkol banyosu yaptırılmıştır aslında.

Büyük havayolu şirketleri bu işlem için özel araçlar ile püskürtme sistemi kullanırken, THY’de apronda deve kesen zihniyet harekete geçmiş, o kadar masrafı yapmamak için pratik ve ucuz bir çözüm bulmuşlar.

Kimyasalı bir damacanaya dolduruyorlar, uçağın tepesine çıkıyorlar, kapağını açıp uçağın kuyruk bölgesinde yan yatırıyorlar, ayakla biraz iteleyince içi kimyasal dolu damacana bir taraftan uçağın ön tarafına doğru yuvarlanarak ilerliyor, bir taraftan da açık ağzından kimyasal uçağın yan tarafına saçılıyor. Sonra uçağın burnundan paaaat yere düşüyor!

Ancak Türk insanının aklına gelebilecek ucuz ve pratik bir yöntem vallahi…

Ucuz demişken… Aynı yerli ve milli havayolumuz mali bilanço ile ilgili de yeni bir yöntem bulmuş. Bilançoyu piyasaya açıklarken giderleri hesaba katmadan kâr gösteriyor; bilançoyu maliyeye bildirirken giderleri de hesaba katarak zarar gösteriyor.

Yerli havayolu şirketimiz, milli maliyemize aynen böyle kazık atıyor vallahi…

Utrecht’te Uluslararası Turizm Fuarı açılmadan bir gün önce Hollanda gazeteleri Türkiye’deki karı kışı yazıyorlar. Malum yoğun kış şartları hakim şu günlerde memlekette.

Atatürk Havalimanında Cuma gününden beri mahsur kalmış Hollandalı yolcular veryansın ediyorlar…

Kimse hiç bir açıklama yapmıyor diyenler…

Kızanlar, ağlayanlar, kavga edenler…

Saatlerce bekledikleri uçakta bir bardak suyu zor bulanlar…

Havalimanında aç kalan turistler var, aç!

Yerli ve milli havayolumuz havaalanında bekleyen yolcuların bagajlarını bile geri vermiyor; dört gündür aynı kıyafeti giyen yolcular; iç çamaşırını bile değiştiremeyenler…

Bu hava şartlarında uçaklar kalkamıyor, anladık. Ama biraz gayret edilerek daha iyi hizmet verilemez mi mahsur kalmış yolculara.

Turizm Fuarı açıldığı gün açıklandı; 2016’da Hollanda’dan Türkiye’ye giden turist sayısı yüzde 29 azalmış; Türkiye güvenlik riski olan ülkeler listesinde.

***

Yani turizm sil baştan…

Yine imaj düzelteceksin.

Can güvenliğini sağlayacaksın.

Turiste hak ettiği hizmeti vereceksin.

Bunları sağlayamadıktan sonra Turizm fuarında 1300 metrekare değil, 2600 metrekarede temsil edilsen…

50 firmayla değil, 150 firmayla katılsan…

Maraş dondurması değil, deve eti ikram etsen…

Vallahi de billahi de bu iş zor!

 

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

 

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans