Selamün Yavuz yazdı: Ukrayna sınırında çifte standart

RUSYA’nın, Ukrayna’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Luhansk ve Donetsk otonom bölgelerinin bağımsızlığını tanıyarak Ukrayna’yı istila etmeye başlamasının ardından daha 48 saat geçmemişti ki bir sabah telefon çaldı. Telefonun öbür ucunda Leiden Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi oğlum Ömer Bülent vardı.

Özetle, trenle Berlin’e doğru gittiğini, Rusya’nın Ukrayna’ya girmesinin yüzbinlerce insanı yerinden yurdundan ettiğini, kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan büyük bir grubun Ukrayna sınır kapılarına doğru akın ettiğini, gümrüklerdeki yardımların yetersiz kaldığını, bir takım gönüllü grupların Berlin’de toplanarak Ukrayna’dan Batı’ya gelen göçmenleri minibüslerle akrabalarının yanına ya da bir tren istasyonuna bırakacaklarını, okulunun bir haftalık tatilinde bu insanlara gönüllü olarak yardım edeceğini söyledi.

Annelik, babalık kaygılarımızı bir kenara bırakarak Ömer Bülent’in bu adımının insani açıdan çok yerinde olduğuna kanaat getirerek destek verdik.

Berlin’e geldiğinde maalesef organizasyonun koordinesinde sıkıntılar olduğunu, herkesin birbirini beklediğini, göçmenleri taşıyacak minibüslerin kiralanmadığını görünce bir moral bozukluğu yaşadı. Ancak boşu boşuna da Berlin’e gelmiş olmak istemediğinden kendisinin neler yapabileceğini düşünerek o gece Berlin’de yatacak bir yer bulup orada kaldı.

Ertesi gün Berlin’de 100 bin kişinin katıldığı savaş karşıtı bir gösteriye katıldıktan sonra sosyal medyayı kullanarak Hollanda’dan ta Meksika’ya kadar uzanan bir yelpazede bir yardım ve destek ağı kurdu. Verilen destek ve yapılan yardımlarla kendisi bir minibüs kiralayarak geçtiğimiz altı gün boyunca Ukrayna sınır kapıları ile Polonya, Çekya, Avusturya ve Slovakya arasında mekik dokudu.

Polonya’dan aldığı ilaçları ihtiyaç sahiplerine verebilmek için geçtiğimiz Cuma akşamı Ukrayna’ya girmek zorunda kaldı. Sınırdan 6 kilometre kadar içeriye girerek, Polonya’ya geçmek için toplanan Ukraynalı kadın, çocuk ve yaşlıların olduğu kasabalara kadar gitti.

Ukrayna sınırının batısında ne olup bittiği biliniyor, ama sınır kapısının Ukrayna tarafı hakkında güvenilir bilgi oldukça az.

İşte birinci ağızdan Ukrayna sınır bölgesinden sıcağı sıcağına haberler…

Ömer Bülent Ukrayna’ya kiralık olduğu için minibüsle giremiyor, diğer üç gönüllü ile birlikte yürüyerek gümrüğü geçtikten sonra 5 kilometre kadar yürüyor ve son bir kilometrede bir dolmuşa biniyor. Yine göçmenleri götüren bir dolmuşa binerek geri Polonya’ya dönerken kontrol noktasında minibüs şoförünün geçmesine izin verilmiyor. Bunun üzerine şoför minibüsü Ömer Bülent’e teslim ederek içindeki çoğu kendi akrabası Ukraynalıları Polonya’ya geçirmesini istiyor. Bu acil operasyon başarıyla sona eriyor.

Polonya sınırından 6 kilometre kadar içeride bir kasabada 100 binden fazla insan Polonya sınırını geçmek için bekliyor. İnsanları toplandıkları alandan alıp gümrüğe götüren 10-15 tane minibüs var. Her minibüs gelmesinde toplulukta bir kargaşa oluyor, insanlar sırtladıkları yükleriyle dolmuşlara doğru koşuyor. 9 kişilik dolmuşlar her seferinde 20 kişiyi Polonya gümrüğüne götürüyor. Gümrüğe varmadan kontrol noktasında minibüstekilerin her biri kontrol edildikten sonra geçişlerine izin veriliyor ya da geri gönderiliyorlar.

Savaş bölgesinden kaçan Ukraynalı kadın, çocuk ve yaşlılar bu ülkede yaşayan yabancı uyruklu şahıslara nazaran daha rahat bir şekilde Polonya veya diğer sınır kapılarından Batı tarafına geçebiliyorlar. Türkler de dahil olmak üzere yabancı uyrukluların aşması gereken çok engel var.

Engellerden ilki bir taşıt bularak herhangi bir sınır kapısına ulaşmak. Bir şekilde sınır kapısına ulaştıktan sonra kontrol noktasından geçmek yabancı uyruklular için adeta bir mucize. Hadi bir şekilde bu hengâme de atlatıldı diyelim, Ukrayna gümrüğünde çıkış izni verilmiyor ya da işlemler geciktiriliyor. Bir şekilde yabancı uyruklular Ukrayna’dan çıkış yapsa bile Polonya ya da diğer Batı ülkelerine giriş yapmalarına izin verilmiyor. Yani Ukrayna’daki yabancıların bir tahliye planı dışında ülkeden çıkabilmeleri ancak art arda birkaç büyük engelin atlatılabilmesi ile mümkün olabiliyor.

Ukrayna’daki Türklerin tahliyesi için kayıt yaptırmaları isteniyor. Ancak kayıt yapıldıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti temsilcilikleri tarafından hiçbir şekilde geri dönüş yapılmıyor ve tahliyenin nereden ve ne zaman yapılacağı konusunda bilgi verilmiyor. Telefonlar alınmıyor. Ukrayna içerisinde kalan çoğu öğrenci ve iş insanı Türkler büyük bir çaresizlik içerisinde.

Savaştan kaçan Ukraynalıların Batı ülkelerine giriş yapıp oturum ve çalışma belgesi almaları için her türlü kolaylığı sağlayan Avrupa Birliği büyük bir ayırımcılığa imza atarak savaş bölgesinden kaçan yabancı uyruklu insanların Ukrayna’dan çıkması bir Ukraynalıdan çok daha zor.

Başka kaynakların verdiği bilgiye göre Ukraynalı bir kadınla evli bir Afrikalı, eşi rahatça Polonya’ya geçebildiği halde kendisi Ukrayna’dan çıkamıyor.

Bu da bize 2015 yılının Eylül ayında bir mülteci kafilesinin Sırbistan sınırından Macaristan’a girişi esnasında Macar gazeteci Petra László’nun bir mülteci kız çocuğunu tekmelerken ve kucağında bir çocuk taşıyan Suriyeli bir mülteciye çelme takarken kameralara yansıyan görüntülerini hatırlatıyor.

Artık gazeteci kılıklı ırkçıların Batılı olmayan göçmenlere çelme atmasına gerek kalmamış, Avrupa Birliği ve Batı Ukrayna otoriteleri çifte standardı kurumsallaştırmışlar.

İnsani yardımların durumu ise sınırın her iki tarafında farklı görüntüler veriyor. Sınırın Batı tarafında yardımlar vasat seviyede. Yiyecek, içecek, ilaç, çadır, battaniye gibi acil gereksinimler mevcut. Büyük çapta koordineli bir organizasyon yok. Ama Ukrayna uyruklu mülteciler kimlikleriyle gidecekleri yere trenle bedava gidebiliyorlar. Diğer mülteciler gidecekleri yere kendi imkanları ile gitmek zorundalar.

Ukrayna tarafında ise sadece Kızılhaç gümrükleri geçmek için bekleyenlere sıcak çay veriyor. Bunun dışında gün içinde yardımlar da var, ancak çok yetersiz.

***

Rusya’nın Ukrayna’yı istilası şüphesiz adı konulmamış bir savaş. Ama her savaşta olduğu gibi en büyük savaşı insanlık veriyor.

Tek dileğimiz YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ.

SELAMÜN YAVUZ

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans