Theodor Fontane

EDEBİYAT ile ilgilenenler bilir veya duymuştur… Bilmemek, duymamak kusur da değil… Kusur olan merak edip ilgi duymamak… Bu yıl Alman yazar Theodor Fontane’nin doğumunun 200. Yılı… Edebiyatta gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden biri… Gerçekçilik, 19. yüzyılın ikinci yarısında ‘Romantizm’e tepki olarak doğan bir edebiyat akımı. Konu hep gerçek hayattır… Yaşanmış bir olay ya da görülen olduğu gibi anlatılır…

Fontaine 30 Aralık 1819’da doğmuş, 20 Eylül 1898’de ölmüş… ‘Fontaine 200’ adıyla Mart’ta başlayan çeşitli etkinlikler yılsonuna kadar sürecek… Edebiyat dergileri, önemli gazetelerin, dergilerin edebiyat sayfaları geniş yer ayırmaya başladılar bile… Fontaine, bir eczacının oğludur. Yaşama babası gibi eczacılıkla atılır… Ama 1849’dan sonra kendini yazıya verir. Tiyatro eleştirilerinden gezi yazılarına, gazetelerde muhabirliğe kadar çeşitli alanlarda yazar…

59 yaşında ilk romanını yazan Fontane’nin tereddütsüz başyapıtlarından biri de ‘Effi Briest’tir. Romanı yazarken tam 75 yaşındadır. 19. Yüzyıl klasik romanlarında ilginç özelliklerden biri de, romanın baş kişisinin adı genelde romanın adıdır… ‘Effi Briest’ de böyle… ‘Effi Briest’ isimli genç bir kadının hüzünlü yaşamı… Bir taşra soylusunun 17 yaşındaki temiz kalpli kızı Effi, annesinin isteğiyle kendinden yirmi yaş büyük bir baron ile evlendirilir… Romanı yazmıyorum… Fontaine, konuyu gerçek hayattan almış… Ayrıntıya gerek yok ama Barones Elisabeth von Ardenne’nin yaşamı…

Romanda anne şöyle konuşuyor… ‘… Effi, sana şunu söylemem gerekiyor ki, Baron von Innstetten az önce seni bizden istedi.’ ‘Beni mi istedi? ‘ ‘Onu önceki gün gördün, öyle sanıyorum ki adam senin de hoşuna gitti. Kuşkusuz, senden yaşlı, ama aslına bakarsan yaşlı olması daha iyi. Üstelik iyi ahlaklı, iyi bir konumu olan, karakter sahibi bir adam. ‘Hayır’ demezsen, ki bunu benim akıllı Effimden hiç beklemem, herkesin kırk yaşında erişebildiği bir konuma yirmi yaşında erişebilirsin’

Effi’nin hayatı yalnızca 19. Yüzyıl Prusya’sının değil günümüzün de en önemli sorunlarından birine ayna tutuyor. Ünlü bir yazar da zaten, ‘Roman dediğin, uzun bir yol üzerinde gezdirilen aynadır’ demiş… ‘Effi Briest’ için Nobel ödüllü yazar Thomas Mann şöyle diyor… ‘Şimdiye dek yazılmış en iyi altı romandan biri…

‘Effi Briest’, Tolstoy’un Anna Karanina, Flaubert’in Madam Bovary ile birlikte baş kahramanı kadın olan 19. Yüzyıl romanları üçlüsünde anılıyor. Dört kez de sinemaya aktarılan ‘Effi Briest’ Almanya’da liselerde okutuluyor… Fontane Ödülü 2009 yılında Berlin’de yaşayan yazar Emine Sevgi Özdamar’a verildi…

‘Effi Briest’ Türkçe’ye de çevrilmiş… İlk kez Hasan Ali Yücel’in eğitim bakanlığı döneminde Alman Klasikleri Dizisi’nde Nijat Akipek’in çevirisiyle MEB Yayınları arasında yayınlanmış… Daha sonra Türkiye’de çeşitli yayınevleri tarafından tekrar basıldı… İster Almanca ister Türkçe okumanızı tavsiye ederim… Fransız yazar Marcel Proust ‘Okumak başka, sohbet başka’ diyor ve ekliyor… ‘ ‘Okurken bir başka düşünceyle temas halindeyiz, Okurken sadece ilham alırız, kafamız dilediği gibi çalışır. Hem yalnızız, hem beraber. Bir nevi mucize…’ Sizlere de bu okuma mucizesine katılın derim…

HALİT ÇELİKBUDAK
hcelikbudakmail.com

 

        

 

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.