“Türk toplumu hayatın birçok alanında büyük bir katkı sunuyor”

AVRUPA Birliği (AB) ile Türkiye arasında Mart 2016’da varılan mutabakat sonrası AB’nin verdiği sözleri tutmadığını belirten Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, anlaşmanın değişen ve zorlayıcı koşullar göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile gerçekleştirdiği ziyaret öncesinde, Alman gazeteci Rainer Hermann’ın sorularını yanıtladı.

Çavuşoğlu, iki ülke temsilcileri arasında son aylarda gerçekleştirilen diplomatik görüşmelerin, Almanya ve Türkiye’nin ne kadar kapsamlı bir ortak gündeme sahip olduğunu gösterdiğini belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, Almanya ile Türkiye arasındaki ihtilafların büyütülmesinin söz konusu olmadığını vurgulayarak “Elbette fikir ayrılıkları olacaktır. Brüksel ile üzerinde uzlaşılan pozitif bir gündem zemininde ilişkileri iyileştirmek için çalışıyoruz. Bu, her iki tarafın da çabasını gerektiriyor.” ifadelerini kullandı.

İki ülke arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin en ön sırada yer alması gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, “Ticaret hacmimizin 40 milyar doları aşması bekleniyor. Bunun 100 milyara ulaşmaması için hiçbir neden göremiyoruz.” dedi.

– “Almanya’daki Türk toplumu ulusları bağlayan önemli bir köprü”

Çavuşoğlu, Almanya’daki Türk toplumunun iki ulusu birbirine bağlayan önemli bir köprü olduğuna işaret ederek “Türk toplumu hayatın birçok alanında Almanya için büyük bir katkı sunuyor. Bunun son örneği ise BioNTech kurucuları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’dir.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Alman mevkidaşı Heiko Maas ile görüşmelerinde Kıbrıs meselesinin, Libya ve Afganistan’daki geçiş sürecinin masaya yatırılacağını aktardı.

Terörle mücadele konusunda Almanya ile etkili diyaloğa sahip olduklarını ifade eden Çavuşoğlu, Alman dostlarından çok daha fazlasını beklediklerini kaydetti.

– “AB ve üye ülkeler anlaşma kapsamdaki yükümlülüklerini görmezden gelmeyi yeğliyor”

Bunun yanı sıra Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında 2016’daki mutabakat ve yeni bir anlaşmanın müzakere edilmesine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Mülteciler konusundaki iş birliği, 18 Mart 2016 tarihli deklarasyonun çok önemli bir unsuru ama bu sadece bir mülteci anlaşması değil. Anlaşma Türkiye ve AB arasında göç alanındaki daha güçlü bir iş birliğini, Türkiye’ye yapılan somut vaatlerle birleştiriyor. Bu vaatler, katılım müzakerelerinin hızlandırılması, Gümrük Birliği’nin modernize edilmesi, vize koşullarının liberalleştirilmesi, düzenli üst düzey görüşmeler yapılmasının organize edilmesi ve terörizmle mücadelede daha güçlü bir iş birliğini kapsıyor.”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 2016’daki mutabakat sonrası AB’nin verdiği sözleri tutmadığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye göç ile ilgili sorumluluklarını yerine getirdi. 2015 yılından bu yana Ege üzerinden AB’ye yasa dışı göç yüzde 92 oranında azaldı. Buna rağmen AB’nin Türkiye’ye verdiği sözlerde büyük bir ilerleme olmadı. AB ve üye ülkeler bu kapsamdaki yükümlülüklerini görmezden gelmeyi yeğliyor ve sadece Türkiye’nin yasa dışı göçü engellemesi noktasındaki sorumluluklarına odaklanmayı tercih ediyor gibi görünüyorlar. AB ne Suriyeliler için gönüllü insani kabul sistemini etkinleştirdi ne de 18 Mart tarihli bildirinin 9. maddesinin öngördüğü gibi Suriyelilerin terörden arındırılmış bölgelere güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönmesini destekledi.”

AB’nin somut ve önemli adımlar atmasını beklediklerini anımsatan Çavuşoğlu, anlaşmanın 5’inci yılında değişen ve zorlayıcı koşullar nedeniyle yeniden ele alınması gerektiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, “AB, Afganistan ve Suriye’de devam eden ihtilaflar nedeniyle oluşan yeni göç riski veya pandeminin hafiflemesi dolayısıyla iş birliğinin nasıl sürdürüleceği ve yük dağılımı için nelerin gerek olduğunu planlamaya başlamalı.” ifadesini kullandı.

Türkiye ve AB ilişkilerinin güvenlik, savunma, bölgesel istikrar, eğitim, bilim ve sanat gibi birçok alanda devasa bir potansiyele sahip olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, ancak ilişkilerin Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların mantık dışı ve abartılı talepleri nedeniyle rehin alınıyor olmasının talihsiz bir durum olduğunu ve bunun iş birliğinin devasa potansiyelini tehlikeye attığını vurguladı.

İki taraflı sorunların çözümünde diplomasinin önemine dikkati çeken Çavuşoğlu, siyasi istek ile tüm sorunları çözmenin mümkün olduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerine de değinerek, şunları kaydetti:

“Mümkün olduğunda Rusya ile iş birliği yapıyoruz ama gerekliyse de metanetli kalıyoruz. Rusya ile diyaloğumuz bölgesel ve uluslararası istikrara katkı sağlayacak. Suriye buna bir örnek. Farklı görüşlere sahip olduğumuz gayet açık ortada. Buna rağmen iş birliği yapmak için yollar buldu. Bunun bir sonucu BM’nin 2254 sayılı kararının işlevsel tek mekanizması olarak ortaya çıkan anayasa komisyonu.”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeleri sırasında yaşanan protokol olayını değerlendiren Çavuşoğlu, Türkiye’nin ziyaret öncesinde AB heyetinin tüm isteklerini yerine getirdiğini, olayın AB içerisindeki siyasi çekişmeler ve rekabetçi düşünceler sebebiyle gerçekleştiğini anlattı. Çavuşoğlu, “AB içerisindeki sorunların bu ziyarete gölge düşürmüş olması çok üzücü.” değerlendirmesinde bulundu.

 

   

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans