Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı ABD Kongresinin kimyasını bozdu (ANALİZ)

TÜRKİYE‘nin icra ettiği Barış Pınarı Harekatı karşısında sağduyusunu kaybeden ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye’yi hedef alan iki tasarıyı kabul ederek ikili ilişkilere büyük bir gölge düşürdü.

Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzur getirmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’nin kuzeyinde YPG/PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı başlatılan ve Suriye Milli Ordusu (SMO) askerlerince desteklenen Barış Pınarı Harekatı karşısında sağduyusunu kaybeden ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye’yi hedef alan iki tasarıyı kabul ederek ikili ilişkilere büyük bir leke sürdü.

Türkiye aleyhinde iki tasarının ABD Temsilciler Meclisinde kabul edildiği 29 Ekim 2019, Türk-Amerikan ilişkilerine kara bir gün olarak kaydedildi.

296 sayılı sözde “Ermeni soykırımı” karar tasarısıyla, Suriye’deki operasyonu sebebiyle Türkiye’ye yönelik yaptırımlar öngören 4695 sayılı yasa tasarısı, dün ABD Temsilciler Meclisi Genel Kurulunda büyük çoğunlukla kabul edildi.

Esasen hikayeleri farklı olan bu iki Türkiye karşıtı tasarının tam da 29 Ekim gibi Cumhuriyet’in kuruluş gününe “denk getirilmesi”, ABD Kongresindeki psikolojik atmosferi göstermesi bakımından manidar.

Bu atmosferde gündeme gelen Ermeni tasarısı, bağlayıcılığı olmayan bir karar tasarısıdır. Senatoda da kabul edilmesi halinde ABD Kongresinin sözde “Ermeni soykırımını” tanıdığını gösteren tavsiye niteliğinde bir karar olacaktır.

Buna mukabil bir yasa tasarısı olan “Türkiye’ye yaptırımlar” tasarısı ise aynı şekilde Senatodan da geçmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın imzalaması durumunda yasalaşacak bir metindir.

Suriye operasyonuyla şaşıran Meclis, Ermeni tasarısına sarıldı

8 Nisan’da Demokrat vekil Adam Schiff tarafından Temsilciler Meclisine sunulan Ermeni tasarısı, birkaç hafta öncesine kadar daha önceki benzerleri gibi Genel Kurula gelme ihtimali çok düşük olan birçok tasarıdan biriydi.

Ancak Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda terör örgütü YPG/PKK’ya yönelik 9 Ekim’de başlattığı Barış Pınarı Harekatı, Kongrenin iki kanadı olan Senatoda da Temsilciler Meclisinde de Türkiye karşıtlığını zirveye taşıdı.

Bu süreçte Türkiye’yi hedef alan birçok tasarı gündeme gelirken, nisandan beri kenarda bekleyen 296 sayılı karar tasarısı da bu hararetli Türkiye karşıtlığında kendine yer buldu.

28 Ekim’de Temsilciler Meclisi Tüzük Komitesince kabul edilerek Genel Kurula gönderilen Ermeni tasarısı, Demokrat Meclis Başkanı Nancy Pelosi tarafından aynı gün Genel Kurul gündemine alındı.

Normalde daha uzun sürmesi beklenen ve doğal olan bir tasarı süreci, Ermeni tasarısı söz konusu olduğunda son derece hızlı bir şekilde ele alınarak 29 Ekim günü tasarının Genel Kurulda oylanması sağlandı.

Türkiye’nin Suriye’deki adımı karşısında Trump yönetiminin yeterli adımları atmadığını düşünen Kongre, Ankara’nın “canını acıtabilmek” maksadıyla Ermeni tasarısını Temsilciler Meclisi Genel Kuruluna 2 günde taşımış oldu.

 

Ermeni tasarısı nedir, ne anlama geliyor?

296 sayılı Ermeni karar tasarısı, yasal anlamda bağlayıcılığı bulunmayan ve “tavsiye niteliği” haiz bir metindir. Şu anki haliyle ABD Temsilciler Meclisinin, bu tasarının öngördüğü “sözde Ermeni soykırımını” tanıması anlamına gelmektedir.

Bu tasarı bu haliyle Senatodan da geçerse, o zaman ABD Kongresinin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını “soykırım” olarak tanıdığı ifade edilebilir. Fakat her halükarda bu karar tasarısının yasal bir bağlayıcılığı ve yaptırımı bulunmamaktadır.

Son dönemlerde iç siyasi konularda ciddi şekilde ayrışan (en iyi örneği Demokratların başlattığı azil soruşturmasındaki tablodur) Kongredeki Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, Barış Pınarı Harekatı’ndan sonra Türkiye karşıtlığında önemli ölçüde birleştiler.

Ermeni tasarısı böyle bir ortamda 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi Genel Kuruluna sunuldu ve 405 “evet” oyuyla kabul edildi. 11 vekil “hayır” derken, 3 vekil “çekimser” kaldı, 13 vekil ise oylamaya katılmadı.

Mecliste 234 vekili bulunan Demokrat Parti’den 226’sı “evet” oyu kullanırken, 197 sandalyesi bulunan Cumhuriyetçilerden ise 178’i “evet” oyu verdi.

“Çekimser” oy veren vekillerden biri, Kongredeki iki Müslüman vekilden birisi olan Minnesota temsilcisi Ilhan Omar olurken, diğer çekimser oy kullananlar ise Demokrat Eddie Bernice Johnson ile Cumhuriyetçi Paul Gosar olarak kayda geçti.

11 “hayır” oyu kullanan vekillerin tamamının ise Cumhuriyetçiler olması dikkati çekti.

Ermeni tasarısı, iki partinin de net desteğiyle kabul edilmiş oldu

Sonuç olarak, ABD Temsilciler Meclisi Genel Kuruluna gelen Ermeni tasarısı, iki partinin de net desteğiyle kabul edilmiş oldu.

Bu tablo, son yıllarda Türkiye aleyhinde Kongrede biriken “düşmanlığın” Barış Pınarı Harekatı ile zirveye ulaştığını ve Kongredeki dış politika rasyonalitesinin ortadan kalktığını göstermesi bakımından manidardır.

Günlük siyasi hesaplar üzerine kurulu ama özünde duygusal olan bu adımın, Türkiye’deki anti-Amerikancılığı artırmaktan başka bir amaca hizmet edeceğini söylemek mümkün değildir.

Senatoda geleneksel olarak mevcut olan ve Ermeni meselesini Türk-Amerikan ilişkilerinden ayrı bir yere koyan Cumhuriyetçi çizginin, bugün de benzer bir yaklaşımla hareket etmesi ve bu tasarıyı gündeme dahi almaması, Ermeni tasarısı krizinin daha da büyümesini engelleyebilir.

“Türkiye’ye yaptırımlar” tasarısı

Öte yandan Ermeni tasarısının hemen ardından Temsilciler Meclisi Genel Kuruluna gelen ve 16’ya karşı 403 “evet” oyuyla kabul edilen yasa tasarısı ise Barış Pınarı Harekatı dolayısıyla Türkiye’ye birtakım yaptırımlar öngörüyor.

Esasen söz konusu tasarı, Senatoda Lindsey Graham ve Chris Van Hollen tarafından önceki hafta sunulan, ancak Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmayla bir süreliğine rafa kaldırılan Türkiye’ye yaptırım tasarısıyla büyük benzerlikler taşıyor.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Eliot Engel ve Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike McCaul tarafından ay ortasında sunulan tasarıda, Barış Pınarı Harekatı’yla alakalı olarak bazı Türk yetkililere yaptırım öngörüyor.

Ayrıca tasarıda, Türkiye’ye silah satışının askıya alınması ve bazı finansal yaptırımlar da öngörülüyor.

Tasarıya 226 Demokrat vekil “evet” derken, Cumhuriyetçilerden ise 176 üye tasarıya destek verdi.

Toplam 16 vekilin “hayır” oyu kullandığı oylamada, hayır diyen tek Demokrat vekilin Müslüman temsilci Ilhan Omar olması dikkati çekti.

Senatoda da kabul edilmesi gerekiyor

Tasarının yasalaşması için Senatoda da aynı şekilde kabul edilmesi ve sonra Başkan Trump tarafından onaylanması gerekiyor.

Eğer Senato, tasarının farklı bir versiyonunu geçirirse; Kongrenin iki kanadından oluşturulacak bir komisyonun aradaki farklılıkları giderip ortak bir metin çıkarması gerekiyor. Bu ortak metnin hem Senato hem de Temsilciler Meclisinden geçmesi durumunda tasarı, Trump’ın masasına gidecek.

Ancak her iki kanatta da 3’te 2’nin üstünde bir çoğunlukla kabul edilmesi halinde söz konusu tasarı, Trump’ın imzasına gerek kalmadan direk yasalaşabilecek.

Kongre aritmetiği, tasarının kaderini belirleyecek

Mevcut koşullarda bu veya buna benzer bir “Türkiye’ye yaptırım” tasarısının Senatoda da kabul edilmesi ihtimal dahilindedir ancak kabul edilmemesi ya da edilse bile 2/3 oranının yakalanamaması da mümkündür.

ABD ile Türkiye arasında ateşkesle ilgili anlaşma yapılmış ve halihazırda askeri operasyon durmuş olsa da, (Demokratlara ilaveten) bazı Cumhuriyetçi senatörler halen Türkiye’nin YPG/PKK’ya yönelik adımının “cezalandırılması” gerektiğini düşünüyor.

Buna mukabil Graham gibi Cumhuriyetçiler içinde ağırlığı olan bazı senatörler ise, son günlerde hem ateşkes hem de Trump’ın bazı bölgelerde asker bırakma açıklamalarının ardından yumuşamış gözüküyor.

Temsilciler Meclisindeki Suriye tasarısını Senatoda iki kez bloke eden Cumhuriyetçi Rand Paul ise muhtemel bir “Türkiye’ye yaptırım” tasarısında yeniden kilit rol oynayabilir.

Aynı şekilde Cumhuriyetçilerin Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell’ın tavrı da çok önemli olacaktır. Trump’ın Suriye’den çekilmesine karşı açıklama yapan McConnell, geçen haftaki son konuşmalarında ise, “Türkiye’yi Rusya’nın kollarına itebilecek” adımlardan kaçınmaları gerektiği şeklinde temkinli bir dil kullanmıştı.

Tüm bu unsurlar yan yana getirildiğinde, 100 sandalyeli Senatoda tasarının veto oranının üstünde kabul edilmesi için en az 67 oyla geçmesi gerekiyor. Bu da 53 senatörü bulunan Cumhuriyetçilerden en az 20’sinin bu tasarıya “evet” oyu vermesini gerektiriyor.

Eğer Graham, McConnell ve Paul gibi isimler, Türkiye’ye ağır yaptırımlar öngören bir tasarı yerine daha hafif bir tasarıya ya da bir karar tasarısına yönelirlerse; o durumda Temsilciler Meclisinden geçen son yaptırım tasarısı da akim kalacaktır.

Günün sonunda ABD Temsilciler Meclisinde kabul edilen bağlayıcılığı olmayan Ermeni tasarısı ile yasalaşması halinde bağlayıcılığı olan Türkiye’ye yaptırım tasarısı, zaten hassas bir dengede giden Türk-Amerikan ilişkilerini çıkmaz bir sokağın eşiğine getirmiştir.

Senatoda farklı bir yol izlenmesi ve bu tasarıların mevcut durumlarında kalmasıyla ilişkiler, o çıkmaz sokağa tamamen girmeden kurtarılabilir. Ancak Temsilciler Meclisindekine benzer adımlar Senatoda da atılır ve ilgili tasarılar kabul edilirse, o zaman ikili ilişkiler için tamiri çok zor olan yeni bir süreç başlayacaktır.

ANALİZ: Hakan Çopur (Anadolu Ajansı)

 

        

 

©  InterAjans/Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2017 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans
error: Üzgünüz, içerik telif hakları nedeni ile korunmaktadır.