“Umudun olmadığı yerde uyumdan bahsedilemez”

TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, “Umudun olmadığı hiçbir yerde uyum ve entegrasyondan bahsedemeyiz. Bireyin önce bir özgüveninin ve umudunun olması lazım o toplumda” dedi.

Kesir, komisyon üyeleriyle birlikte Almanya’ya yaptığı çalışma ziyareti kapsamında, Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve hukukçular ile bir araya geldi.

Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği’nde gerçekleştirilen toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Keşir,  Almanya’daki Türk ailelerin sorunlarıyla yakından ilgilenmeye devam edeceklerini söyledi.

Aile bütünlüğünün ve çocukların korunması, boşanmaların nedenleri üzerine Türkiye’de hazırladıkları rapor kapsamında, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının da görüşlerini almak, Almanya’daki uygulamaları öğrenmek amacıyla Berlin’e bir ziyaret gerçekleştirdiklerini anlatan Keşir, toplantıda aile içi şiddet, zorla evlendirmeler, gençlik daireleri, ırkçılık ve ayrımcılık gibi konuları ele aldıklarını kaydetti.

Almanya’daki Türk ailelerin, ırkçılığın etkilerini hissettiğini, ayrımcı uygulamalardan şikayetçi olduklarını anlatan Keşir, “Umudun olmadığı hiçbir yerde uyum ve entegrasyondan bahsedemeyiz. Bireyin önce bir öz güveninin ve umudunun olması lazım o toplumda” dedi.

Almanya’daki Türk vatandaşlarının karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümlerinin farklı yönleri bulunduğuna işaret eden Keşir, “Hem Türkiye’den, hem Almanya’dan birçok kurumun, özellikle gençlik konusu ve aile içi iletişimsizlik konularında entegre bir şekilde çalışması gerekiyor “ şeklinde konuştu.

 – Aile içi eğitim programları

Türkiye’de başlatılan evlilik öncesi eğitim ve aile içi eğitim programlarının büyük başarı sağladığını, bu programların Almanya’daki Türk aileler için de sağlanması imkanlarının değerlendirilebileceğini ifade eden Keşir, şöyle devam etti:

“Türkiye kendi içinde bu konularda yol aldı. Bizde evlilik öncesi eğitim programları başladı artık. Hatta bazı belediyelerimiz bunu zorunlu kıldı. Aile içi eğitim programı başladı. Bu programda 36’ya yakın konu başlığı var, cinsel hayattan madde bağımlılığına, ergenlikten çocuk psikolojisine, hatta internet bağımlılığına kadar. Böyle bir programa burada ihtiyaç var.”

Almanya’daki Türklerin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlarından olan, gençlik dairelerinin uygulamaları ve aileleriyle sorun yaşayan çocukların bu dairelerin koruması altına alınmasına da değinen Keşir, Türk sivil toplum kuruluşlarının Türk koruyucu aile programlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Keşir, “Her çocuk doğduğu ailesinin değerleriyle büyümeyi hak ediyor, buna inanıyorum. O anlamda bunun ihtiyaç olduğunu görüyorum” ifadelerini kullandı.

 – Yeni kuşaklarda aile içi şiddet

Türk sivil toplum temsilcileri, avukatlar ve uzmanlarla yaptıkları görüşmelerde, aile içi şiddet sorununun Almanya’daki yeni kuşak Türkler arasında da önemli bir sorun olduğunu gördüklerini anlatan Keşir, bu konunun üzerine gidilmesi gerektiğini kaydetti.

Aile içi şiddetle mücadelede sosyal hizmet mekanizmalarının önem taşıdığını vurgulayan milletvekili, bu olgunun sosyal statü ve sınıfların ötesinde yaygın bir problem olduğuna işaret etti. Keşir, şöyle devam etti:

“Türkiye’de eğitimli kadınların da aşağı yukarı yüzde 40’ı şiddet görüyor. Yani bu sosyal sınıfla, dünya görüşüyle, politik görüşle çok ilgisi olan bir konu değil. Bizim kişinin öfke kontrolünü nasıl sağlayacağı konusunda destek vermemiz gerekiyor. Erkek kadına uyguluyor, ama anne de benzer bir şiddeti çocuğuyla iletişimi doğru kuramadığı zaman çocuğuna uyguluyor. Bu aslında dünyanın sorunu, dünya verileri de bu yönde. Kişide öfke kontrolü, kendi meramını doğru anlatabilme, çözüm üretme kapasitesini arttırmalıyız.” 

– Dizi ve evlendirme programlarına eleştiriler

Almanya’daki Türk vatandaşlarının kendileriyle sohbetlerinde, Türk televizyonlarındaki diziler ve evlendirme programlarına eleştiriler yönelttiğine işaret eden Keşir, bu konuda medya mensuplarının sosyal sorumluluk içinde hareket etmesinin önem taşıdığını vurguladı.

“Ben medya mensubuyum. Televizyonculuktan çok ekmek yedim ve bu işin eğitimini aldım. Onun için yasakçı bir yaklaşımım söz konusu olamaz” diyen Keşir, şunları kaydetti:

 “Bunun devlet kanalıyla tek başına denetlenmesinin de yeterli olmadığını düşünüyorum. Evet, Türkiye’de RTÜK dediğimiz bir mekanizma var ve bu mekanizma belli yayın ilkelerine uyulmadığı zaman belli cezalar veriyor. Fakat bu cezalar da çok caydırıcı olmuyor. Çünkü o yayınlar devam ediyor. Burada önemli olan, meslek mensuplarının sosyal sorumluluğunun yüksek olması.”

Televizyon ve internetin özellikle çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olabildiğini vurgulayan Keşir, bu konuda ailelere büyük görev düştüğünü belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

 “Televizyonu ne kadar yasaklasanız da cep telefonundan her şeye ulaşabiliyor artık çocuk. Kendi cep telefonundan olmasa da arkadaşının cep telefonundan ulaşabiliyor. Burada medya okuryazarlığı dediğimiz şey Türkiye’de çok önemli bir konu. Bu konuda da ciddi çalışmalar var, hem ebeveynlere hem de çocuklara medya okuryazarlığı verilmesi lazım.”

AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir başkanlığındaki heyette ayrıca AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, üyeler AK Parti Milletvekili Ergün Taşçı ve CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet de bulunuyor.

 

AA© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

Paylaş

© 2001-2021 InterAjans.nl • Her hakkı saklıdır.

Back To Top
Inter Ajans